Alevler köpürür, sular durulur kimi zaman, sigaralar peşi sıra, sigaralar yerli yersiz, sigaralar köpük köpük durulur kimi zaman. Sigaralar yanar, sigaralar söner, kadehler dolar, kadehler boşalır. Zaman azalır, mahkûmsundur, hem de idamlık, son isteğini sorarlar, içinden kuru fasulye ve pilav isteyesin gelir, ve hatta söylersin de belki , anılara değil ‘an’lara dalarsın bu sefer cellat başındayken, cellat başındayken bu sefer sehpadan kalkıp gidesin gelir, sehpadan kalkarken gözün yıldızlara takılır, belin ağrır, güçsüzleşir bacakların ama kalkarsın, gözün yıldızlarda, yıldızların ağzında sözler, kalkarsın, dört ayağın varmışta ikisi yokmuş gibi dikilirsin, hiç memeden süt emmemiş, hiç kimse senin için ölmemiş gibi dikilirsin, emeklemek vardır belki rituelde, belki de hiçbir şeyin kuralı yoktur ama sen iki ayağının üstünde diğer ikisini yok sayarak, diğer ikisini başkalaştırarak dikilirsin, bir kulağından girip diğerinden çıkan bir mızrak yazar hafızana  ”yürüyor” diye ve evet sen yürüyorsundur, hem de iki ayakla, artık diğer ikisi yoktur.. 

Bir Cevap Yazın