İnsanların büyük çoğunluğu, yeryüzünde yaşanan kargaşanın, kavgaların, savaşların, sıkıntıların, samimiyetsizliğin, bencilliğin sona ermesini, huzur, barış ve mutluluk içinde bir yaşama ulaşmanın yollarını arar. Bu arayış içindeki bazı kişiler özlemini duydukları yaşamı, insanlar tarafından oluşturulmuş batıl dinlerde bulabileceklerini düşünürler. Oysa yalnızca dünyada ve ahirette sonsuza dek sürecek bir yaşam, ancak Kur’an ahlâkının gereğince yaşanmasıyla umut edilebilir.
Söz ettiğimiz batıl dinler Doğu dinleridir ve pek çok sapkın inanç içerirler. Ancak insanların birçoğu, bu görüşlerin iç yüzlerini detaylı olarak bilmezler.
Yahudilik, Hıristiyanlık -ilk vahyedildikleri durumları- ve İslamiyet gibi vahye dayalı dinler, insanları aydınlık, huzur, barış ve güven dolu bir yaşama çağırırlarken, genellikle Doğu dinleri olarak bilinen çarpık inanışlar, dünyadan tamamen uzaklaşıp sefil koşullarda yaşamayı, her yönüyle batıl, kasvetli bir yaşamı önerirler. Bu sapkın dinin bireylerinin asıl ve en önemli yanılgıları ise Allah’ın mutlak varlığını kabul etmeyip, kendi yaptıkları putlara tapmaları ve bu putlardan yardım ummalarıdır. İnsanın kendi yaptığı bir puta güç atfetmesi, o putların yardım edebileceğini ya da cezalandırabileceğini zannetmesi, ondan korkması ya da saygı göstermesi büyük bir sapkınlık ve akılsızlıktır. “Siz yalnızca Allah’tan başka birtakım putlara tapıyor ve birtakım yalanlar uyduruyorsunuz. Gerçek şu ki, sizin Allah’tan başka taptıklarınız, size rızık vermeye güç yetiremezler; öyleyse rızkı Allah’ın Katında arayın, O’na kulluk edin ve O’na şükredin. Siz O’na döndürüleceksiniz.” (Ankebut Suresi, 17)
Hinduizm, Budizm ve Caynizm gibi sapkın Doğu dinlerinde Karma inancının çok önemli bir yeri vardır. Karma yanılgısına göre, bir insan geçmişte ne yapmışsa, gelecekte onu görür.

Karmanın temelinde reenkarnasyon inancı bulunur. Bu çarpık inanç, insanın ölümünden sonra dünyaya tekrar başka bir bedenle geldiğini ve bu ölüp dirilmenin sürekli devam ettiğini iddia eder.

Önceki yaşamında iyi bir insan olan kişinin, bugünkü yaşamında zenginlik ya da başarıyla ödüllendirildiği zannedilir. Geçmiş yaşamında kötülükler yapan kişinin ise, sonraki yaşamında karşılığını fakirlik, mutsuzluk şeklinde aldığı iddia edilir. Hatta bu sapkın görüş, insanın yaptığı kötülüğe göre sonraki yaşamında hayvan ya da bitki olabileceğini ileri sürer.

Karma’nın öğretilerinde kadere iman yoktur. Bu batıl inanışa göre, her insan kendi kaderini kendisi belirler. Herkesin yaşam şekli, bir önceki yaşamındaki davranışlarına bağlıdır.

Karma felsefesi, insanlara yaptıklarının karşılığını veren bir sebep-sonuç kanunu bulunduğunu iddia eder. Ancak bu kanunu belirleyen ve uygulayan bir Yaratıcı olduğunu kabul etmez; kanunun kendi kendine işlediği zannedilir. Oysa bir kanun varsa- metafizik de olsa- bunu düzenleyen bir güç ve irade olmalıdır.

Söz ettiğimiz bu felsefenin mensuplarının, insanları sorgulayıp yargılayacak Yüce Allah’ın varlığına inanmadıkları halde, yapılanların karşılığının alınacağına ve sonraki yaşamın buna göre belirleneceğine inanmaları ilginçtir.
Dahası o kişinin bu dünyadaki davranışlarını gözlemleyen, iyi ya da kötü olduğuna karar veren ve bir sonraki yaşamını buna göre düzenleyen kimdir?
Karma felsefesine dayalı sapkın dinlerin bireylerinin bu sorulara cevap bulmaları imkansızdır. Tüm bu cevabı olmayan sorular, batıl dinlerin ne denli akıl ve mantık dışı olduklarının kanıtıdır. İnsanlara kurtuluş yollarını gösteren, onları ölümden sonraki sonsuz yaşamları konusunda uyaran, Allah’ın hoşnutluğunun ve cennetinin nasıl kazanılacağını işaret eden tek yaşam rehberi Kur’an’dır. İslam dini de, Allah’ın insanlar için seçip beğendiğini bildirdiği tek dindir.
“Kim İslam’dan başka bir din ararsa asla ondan kabul edilmez. O, ahirette de kayba uğrayanlardandır.” (Al-i İmran Suresi, 85)

Bu inanışlara sahip insanların yaşadıkları batıl hayat, Allah’a kulluk ve ibadet etmek yerine gerçekleştirdikleri sapkın ritüeller ve körü körüne uydukları çarpık din, kendilerini hem dünyada hem de sonsuz ahirette büyük kayba uğratacaktır. Gerçekleri görmeleri ve tüm batıl inanışlarını bırakıp Yüce Allah’a teslim olmaları en güzel davranış olacaktır.

Fuat Türker

Bir Cevap Yazın