Baş eğmemenin, yok oluştan kurtuluşun, yeniden var olmanın, bağımsızlığa kavuşma mücadelesinin, kısaca kurtuluşun başlangıcı; dirilişin, sancısı ağır olan yeniden doğuşun tarihidir 19 Mayıs. 19 Mayıs Türk’ün uyanışının, Türk’ün kendine gelişinin tarihidir.

 

Saray saltanatına başkaldırının, saraydan yapılan devir teslim senedinin yırtılıp, tarihin çöplüğüne atılışının, Türk’ün yedi düvele karşı kahramanca duruşunun, can pahasına vatan sevdasının, özgürlük aşkının eyleme dönüştüğü gündür 19 Mayıs. Türk’e zincir vurulamayacağının ispatıdır. Nice 19 Mayıslara diyorum Türk gençliğine. Bayramınızın 93 yıl dönümü kutlu olsun.

 

Size bu günü bayram olarak hediye eden Ulu Atatürk’ü, Türk’ün Başbuğunu hayırla anın. Çünkü: Birinci Dünya Savaşı sonunda Osmanlı Devleti ile İtilaf Devletleri arasında, Osmanlı Devleti adına Bahriye Nazırı Rauf Bey tarafından Birleşik Krallık adasının Mondros Limanı’nda demirli Agamemnon zırhlısında 30 Ekim 1918 akşamı imzalanan ve savaşa son verme belgesi sayılan, vatanın işgaline izin veren Mondros Ateşkes Antlaşması’nı ters yüz eden eşsiz bir liderdir o.

 

Padişahın emrine rağmen üniformasını söküp atarak, teslim senetlerinin yırtılışını Samsun’da başlatan; o, en sağlam, en tavizsiz, en inançlı, en kahraman ve özgürlüğe susamış, vatansever, içerisinde hainleri kaçakları barındırmayan üyeleri Türk Milletinin fertlerinden oluşan bir örgütün lideridir.

 

Ancak Atatürk gibi bir lider bunu yapabilir. Samsun’a geldikten birkaç gün sonra Mustafa Kemal Paşa postaneye gider. O zaman Samsun postanesinde görevli bir memur olan Ahmet Remzi Coşkuner’den aktarılan bir anıyı nakledeyim:

 

‘Hava yağmurlu ve elektrikliydi. O zamanlar paratoner sistemi olmadı­ğı için telleri toprağa vermiştim. Saat gece yarısına yaklaştığı bir anda kapıdaki nöbetçi koşa koşa geldi, bir haber verdi. Mustafa Kemal Paşa geliyor. O sırada, Mustafa Kemal Paşa tek odadan ibaret telgrafhaneye girdi. Ayağa kalktım.

— Buyurun Paşam.

— Derhal Havza ve Amasya ile görüşmem gerekiyor, dedi.

— Hava elektrikli, telleri toprağa verdik, sizi görüştüremem!

— Bu, vatanın kurtuluşu ile ilgilidir. Muhakkak görüşeceğim, ya ölürüz, ya vatan kurtulur, dedi.

Ceketin cebinden ipek mendilini çıkarıp maniplenin üzerine koydu. Benim için telleri devreye sokmaktan başka yapacak bir şey kalmamıştı.

— ‘‘Sen ölürsen ben de ölürüm’’ dedi.

Elimi bırakması için söylediğim ısrarlı sözlere aldırmadı, elimi uzun süre bırakmadı. Önce Havza’yı aradım. Derhal cevap geldi. Nöbetçi memur, Kemal Paşa’nın adamlarının emir beklediklerini söyledi. Paşa şifreli bir not verdi, yazdım. Gelen şifreli cevaba elimi bırakmadan baktı. Bir kâğıda çabu­cak şifreli bir şeyler yazdı. Havza’ya iletmemi söyledi. Amasya ile de istedi­ği konuşmayı yaptı, sonra;

‘‘Oh çok şükür, şimdi vatan kurtuldu.’’ Dedi ve maiyetiyle gitti. Birden aptallaşmıştım. Oturduğum yerden kalkamadım. Mustafa Kemal Paşa hayatını ortaya koyan bir kişiydi. Fes kapmaya, mevki elde etmeye gelmiş biri olamazdı. O bir gerçek vatanseverdi, Atatürk’e hayranlığım yağmurlu bir gecede böyle başladı işte…’

 

*

     Birbirine karışmış hafta: Gençlik Haftası.

 

İllerde Valilik, Garnizon Komutanlığı, Gençlik Hizmetleri ve Spor İl Müdürlüğü; İlçelerde Kaymakamlık, İlçe Gençlik Hizmetleri ve Spor İlçe Müdürlükleri gibi kurumların koordinatörlüğünde yapılan ve öğrencileri toplayıp birkaç kilometre yürütmekten çok da öte gidemeyen gençlik haftası kutlamalarının etkinlik programlarına baktığımızda haftanın amacına uygun çok da etkinliğe rastlamak mümkün olmuyor. Oysa Gençlik Haftası İle ilgili esaslarda amaç şöyle belirtiliyor.

 

‘Amaç:

Madde 1- İl, İlçe ve Köylerde yaşayan 12-24 yaş kesimindeki gençleri bir araya getirerek, onlarla diyalog kurarak gençlerin milli değerler etrafında toplumla bütünleşmelerine; Atatürk İlkeleri doğrultusunda kendilerince yaratılan kültürel, sanatsal ve sportif etkinlikleri; barış, kardeşlik ve dostluk duyguları içinde sergilemelerine, tanışmalarına, kaynaşmalarına ve eğlenmelerine yardımcı olmak.’

 

Diğer taraftan Gençlik Haftası adı altında birbirine girmiş iki ayrı tarihte kutlama yapılması neyin göstergesi ben şahsen anlamış değilim. 15-21 Mayıs tarihlerini içine alan haftanın Gençlik Haftası olarak kutlanması 15.4.l983 gün ve 83/6394 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ile uygun görülmüş. Kutlamalar bu tarihler arasında yapılıyor. İşte basından birkaç kutlama haberi örneği:

 

‘Bakanlar Kurulu kararıyla 15-21 Mayıs tarihleri arasında çeşitli etkinliklerle kutlanan  ‘‘Gençlik Haftası’’, Ankara’da da düzenlenecek kapsamlı bir programla kutlanacak…’

‘15-21 Mayıs Gençlik Haftası Sportif Etkinlikler ve 19 Mayıs Atatürk’ü Anma Gençlik ve Spor Bayramı kutlama programı belli oldu…’

‘15-21 Mayıs 2012 Gençlik Haftasının açılış töreni gerçekleştirildi…’

‘Gençlik ve Spor Bakanlığından alınan bir yazıda, 15-21 Mayıs 2012 tarihlerinde “Uluslararası Gençlik Haftası”nın düzenleneceği bildirilmiştir…’

 

Milli Eğitim Bakanlığının internet sitesinde belirli gün ve haftalarla ilgili tabloya baktığımızda ise 19-25 Mayıs tarihleri arası Gençlik Haftası olarak veriliyor. Buna göre de kutlamalar yapılıyor. İşte basından birkaç kesilmiş örnek:

 

‘19 Mayıs Gençlik ve Spor Bayramı nedeniyle 19-25 Mayıs tarihlerinde kutlanan Gençlik Haftası kutlamaları…’

‘19 Mayıs Gençlik ve Spor Bayramı Nedeniyle 19-25 Mayıs Tarihlerinde Gençlik Haftası Kutlanmaktadır…’

‘19 Mayıs Atatürk ü Anma Gençlik ve Spor Bayramı, 19-25 Mayıs Gençlik Haftası Dolayısıyla…’

 

Acaba diyorum birisi sadece Türk gençleri birisi de Türk gençlerinin dünya gençleriyle kutladığı bir hafta mı?  Genlik ve Spor Bakanlığının gençleri ile Milli Eğitim Bakanlığının gençleri farklı olmadığına göre, yoksa bu da ne yaptığımızı bilmediklerimizden mi?

 

*

Atatürk derki: ‘Milletin bağrından temiz bir nesil yetişiyor bu eseri ona bırakacağım ve gözüm arkamda kalmayacak.’

 

Türk Gençliği de derki:

 

‘Ey büyük Ata’m, Türk gençliği olarak hürriyetin, bağımsızlığın, egemenliğin, cumhuriyetin ve İnkılâplarının yılmaz bekçileriyiz. Her zaman, her yerde, her durumda, Atatürk ilkelerinden ayrılmayacağımıza, çağdaş uygarlığa geçmek için; bütün zorlukları yeneceğimize namus ve şeref sözü verir, kendimizi Büyük Türk Milletine adarız.’

 

Osman Öcal

2 YORUMLAR

Bir Cevap Yazın