Kur’an ahlakı, bir insanın tüm yaşamını kapsar. Kur’an’ı Kerim’de sadece namaz, oruç, zekat gibi ibadetler anlatılmaz. Bu ibadetlerin yanı sıra sevgi, saygı, merhamet, hoşgörü, birlik, beraberlik, fedakarlık, vefa gibi duygulardan da bahsedilir. Kur’an’ı rehber edinen bir Müslüman, Kur’an’da tarif edilen üstün ahlakı yaşamak için hayatı boyunca gayret eder ve hiçbir zaman Allah’ın istediği Kur’an ahlakından taviz vermez. Fakat burada önemli olan konu şudur; samimi bir Müslüman, Kur’an ahlakını yaşamak için gösterdiği titizliği, Kur’an ahlakının diğer insanlar tarafından yaşanması için de gösterir. Bunu için en yakınlarından başlayarak, dinsizlik tehlikesine karşı herkese İslam’ı tebliğ eder.

Tebliğ yapmak, insanları Allah’ın dinine, Kur’an’a davet etmek, dinsizliğin tehlikelerine karşı insanları uyarmak her Müslüman’ın en önemli görevlerinden biridir. Müslümanlar birlik olarak , “fitne yeryüzünden kalkıncaya” ve “din Allah’ın oluncaya” dek Kur’an ahlakının yayılması için mücadele etmekle yükümlüdürler. Müslümanların birlik içinde, Allah’ın Kur’an’da bildirdiği gibi “saf bağlayarak” mücadele etmeleri çok hayati bir konudur. Şüphesiz Allah, Kendi yolunda, sanki birbirlerine kenetlenmiş bir bina gibi saf bağlayarak çarpışanları sever. (Saff Suresi, 4) Çünkü dinsizliğin yayılmasını isteyenler birlik ve beraberlik içindedirler. Bu yüzden Yüce Allah, müminlerin de onlara karşı birlik içinde olmalarını emretmiştir. Aksi halde yeryüzünde fesat ve fitnenin hakim olacağını bildirmiştir. İnkar edenler birbirlerinin velileridir. Eğer siz bunu yapmazsanız (birbirinize yardım etmez ve dost olmazsanız) yeryüzünde bir fitne ve büyük bir bozgunculuk (fesat) olur. (Enfal Suresi, 73)

Günümüzde de, Dünya’nın her yerinde dinsizliğin getirdiği tehlikelerden dolayı insanlar çok acı çekmektedirler. Dinsizliği örgütleyenler, ateizm, Darwinizm, materyalizm gibi felsefelerin toplumda yayılmasını sağlayarak, din ahlakından uzak bireyler yetiştirmeyi amaçlarlar. Ve maalesef, bu zihniyet, toplumlarda bencil, şefkat ve merhametten yoksun, acımasız, çıkarcı, yalancı insanlar yetiştirmektedir. Allah korkusunun olmadığı, Kur’an ahlakının hakim olmadığı toplumlar böyle tehlikeli insanların kontrolünde olmaya mahkumdurlar. Dinsizlik, insanlarda psikolojik sorunlara neden olur; ahlaki dejenerasyon, Allah’tan bir bela olarak o toplumlara hakim olur.

 

Kur’an ahlakının hakim olduğu toplumlarda ise yukarıda saydıklarımızın aksine, şefkatli, merhametli, hoşgörülü, fedakar, olgun, sadece Allah’ın rızasını düşünerek hareket eden, Allah için seven bireyler yetişir. Kur’an ahlakının yaşandığı toplumlarda, Allah’tan bir rahmet olarak, insanlar güvenli, huzurlu ve bereketli bir ortamda yaşamlarını sürdürürler.

Bediüzzaman’da dinsizlik tehlikesine karşı tek çözümün Kur’an hakikatlerine sarılmak olduğunu şöyle izah etmektedir.

Sarsılmaz bir iman isteyen ve dinsiz anarşistliğe karşı kırılmaz bir kılınç arayanlar, Büyük alamete ( Kur’an’a) müracaat etsinler. (Şualar, 599)

Sonuç olarak, dinsizliğin getirdiği tehlikeleri ortadan kaldırmak için tek çare, Müslümanların birlik olarak Kur’an ahlakını taviz vermeden samimi bir şekilde yaşamaları ve diğer insanlara da Kur’an ahlakını en güzel şekilde tebliğ etmektir.

Rabbinin yoluna hikmetle ve güzel öğütle çağır ve onlarla en güzel bir biçimde mücadele et…” (Nahl Suresi, 125)

Bir Cevap Yazın