Günümüz toplumu, ‘delikanlılık’ döneminin –adı üzerinde- deli dolu geçirilen ve kontrolsüz yaşanan bir dönem olduğu kanaatindedir. Toplumda erkeklerde ergenlik çağıyla başlayan ve genellikle orta yaş sınırlarına kadar devam eden ‘delikanlı’ karakteri, insanların davranışlarını büyük ölçüde etkiler.

Kendine göre doğruları yanlışları ve erdemleri olan delikanlı karakteri, genelde gergin, asabi ve her an patlamaya hazır, saldırgan bir yapıdır. ‘Delikanlı’ bunalımlı ve psikopat davranışlar sergiler, ani çıkışlar yapar, her an kavga ya da gerilim çıkarmaya hazırdır. Dışarıdan çekinilen birisi olarak görünebilmek için kendisine dengesiz bir görünüm verir.

Delikanlı karakterinin özellikleri olan cesaret, korumacılık, dürüstlük kuşkusuz güzel özelliklerdir. Ama genellikle yaşanan, bu güzel özelliklerin özü değil, yalnızca göstermelik ve abartılı bir kaç örneğidir.

‘Delikanlıların’ arkadaş sohbetleri genellikle maç, kavga ya da karşı cins üzerinedir. Fanatik taraftar ruhuna sahiptirler. Futbol takımı, arkadaş grubu, aynı mahallenin çocuğu olma gibi çeşitli konularda fanatik ‘taraftar’dırlar. ‘Delikanlı taraftarlar’ yalnızca birbirlerini korur ve kollarlar.

Oysa bu dönemi yaşayan gençler taraftarlarını koruyup kollamak yerine, yeryüzünde ezilen, zayıf bırakılan insanlar için mücadele vermeli, Allah’ın beğendiği üstün din ahlakının yayılmasına çaba göstermelidirler.

Dünya hayatında gösterilen çabalar gençlik dönemine rastlar; bu doğaldır. İnsanlar gençlik döneminde, eğitim ve kariyerlerini tamamlar, meslek edinir, geleceklerini garantiye almaya çalışırlar. Ancak gençlik yıllarında -ki bu yıllar insanın fiziksel ve zihinsel açıdan en sağlıklı olduğu, en enerjik dönemidir- insanın öncelikleri bunlar olmamalıdır. Gençlik, Allah yolunda ciddi çaba gösterilebilecek, açık zihinle derin düşünerek şükredilebilecek çok değerli yaşam dilimidir.

Gençlik, Allah’ın lütfu olan en güzel çağdır ve bu dönemde yapılan ibadetler, sonsuz kurtuluşa ulaşabilmek için çok değerli vesiledir. Bu dönem, Allah’ın dinine hizmet etmek ve O’nun hoşnutluğunu kazanmak için en verimli dönemlerdir.

İnanan tüm gençler kutlu peygamberleri ve Allah yolundaki samimi müminleri örnek almalı, yalnızca Allah’ın hoşnutluğunu amaçlayarak çaba içinde olmalıdırlar. Bediüzzaman da gençlik hakkında şu sözleri söyler: “Gençlik hiç şüphe yok ki gidecek. Yaz güze ve kışa yer vermesi ve gündüz akşama ve geceye değişmesi kat’iyetinde (kesinliğinde), gençlik dahi ihtiyarlığa ve ölüme değişecek.”

Gençler, dünyanın her köşesinde yaşanan ahlaki dejenerasyondan, çatışmaların, savaşların, acıların sürmesinden, insanların zulüm görmelerinden kendilerini sorumlu hissetmelidirler. Mümin gençler, en önemli görevlerinden olan iyiliği emredip kötülükten sakındırma ibadetini samimiyetle yerine getirmeli, çarpık görüş ve sapkın felsefelerle fikir mücadelesi içinde olmalıdırlar. Din dışı toplumdaki ‘delikanlıları’ değil, Allah’ın kutlu elçilerini ve onlarla birlikte Rabb’leri yolunda malını ve canını feda etmiş olan samimi genç müminleri kendilerine örnek almalıdırlar. Gençlerin bu samimi çabaları, –Allah’ın dilemesiyle- Kur’an ahlakının yaygınlaşmasına ve insanlığın aydınlık günler yaşamasına vesile olacaktır.

Fuat Türker

PAYLAS
Önceki İçerikBen Kimim Anne!
Sonraki İçerikAllah Kolay Olanı Emreder
Allah'ın beğendiği güzel ahlâkı yaşamak ve yaygınlaştırmak tek amacım. Gerçek iyiliğin bu olduğuna inanıyorum. Yazılarımı paylaşmak için Makaleci'deyim.

Bir Cevap Yazın