Şiddetin, terörün, savaşların, ahlaksızlığın, çatışmaların, yoksulluğun ve zulmün dünya genelinde yaşanıyor olması, yeryüzüne büyük bir ‘fitne’nin hakim olduğunu göstermektedir. İnsanları kargaşaya sürükleyen bu fitnenin temeli; güçlünün güçsüzü ezmesine ve yok etmesine dayanan Darwinizm’dir.

Bugün yeryüzünde yaşanan savaşların nedeni olarak ‘din’ gösterilmeye çalışılsa da, Yaratılışın ve Evrim Teorisi’nin temelleri göz önüne alındığında tüm çatışmaların nedeni açıkça görülmektedir.

Yüce Allah’ın, Kuran’ı Kerim’de her türlü haksızlığı, zulmü, cinayeti, hırsızlığı ve zorbalığı yasakladığı bilinen bir gerçektir. ‘Allah, sizinle din konusunda savaşmayan, sizi yurtlarınızdan sürüp-çıkarmayanlara iyilik yapmanızdan ve onlara adaletli davranmanızdan sizi sakındırmaz. Çünkü Allah, adalet yapanları sever.’ (Mümtehine Suresi, 8) ayetinde de açıkça görüldüğü gibi, din konusunda savaşmadığı sürece insanlara iyilikle ve adaletle davranmamız buyrulmaktadır.
Yüce Rabbimiz, din konusunda savaşırken aşırıya gitmememizi de Kuran’da şu şekilde bildirmektedir: ‘Sizinle savaşanlara karşı Allah yolunda savaşın, (ancak) aşırı gitmeyin. Elbette Allah aşırı gidenleri sevmez.’ (Bakara Suresi, 190)

Bugüne kadar yeryüzünde yaşanan savaşların ve çatışmaların büyük bir kısmı daha geniş topraklara ve güce sahip olabilmek ya da hak ve özgürlük elde edebilmek adına yapılmıştır. Hak ve özgürlük elde etmek için verilen mücadelelerde elbette bir sakınca yoktur. Ancak ortada kısıtlanan bir özgürlük söz konusu ise, gücünü artırmak isteyen bir zihniyetin varlığı da göz ardı edilemez. Güç ve iktidar sahibi olmak hedefi ise ayakta kalabilmenin şartı olarak görülen Darwinist zihniyetin bir ürünüdür.

Irkların ya da milletlerin gücü ve üstünlüğüne dayanan bir savaş anlayışının dinimizde yeri olmadığı çok açıktır. Çünkü Allah katında üstünlük sadece takvaya bağlıdır. ‘Şüphesiz, Allah Katında sizin en üstün (kerim) olanınız, (ırk ya da soyca değil) takvaca en ileride olanınızdır. Şüphesiz Allah, bilendir, haber alandır.’ (Hucurat Suresi, 13)

Her türlü güzel ahlakı içinde barındıran, yoksula ve yolda kalmışa yardım etmeyi emreden, anne- babaya öf bile dememeyi öğütleyen, birbirine karşı hoşgörü, sevgi ve saygıyı aşılayan, yalanı, riyayı, hırsızlığı, cinayeti ve her türlü hilekârlığı yasaklayan güzel dinimiz, tam olarak yaşandığında yeryüzünde fitneden eser kalmayacaktır.
‘Kendileri, ona duydukları sevgiye rağmen yemeği, yoksula, yetime ve esire yedirirler.’ (İnsan Suresi, 8)

“… Kim bir nefsi, bir başka nefse ya da yeryüzündeki bir fesada karşılık olmaksızın (haksız yere) öldürürse, sanki bütün insanları öldürmüş gibi olur. Kim de onu (öldürülmesine engel olarak) diriltirse, bütün insanları diriltmiş gibi olur…” (Maide Suresi, 32)

Darwinizm için ise durum tamamen farklıdır. “Hayat mücadelesi” dogmasına sahip Darwinizm, insanların aslında birer hayvan olduklarına inanır. Bu da insan hayatını değersiz kılar. Herhangi bir sebeple insan öldürmek, katliam yapmak, terör eylemi gerçekleştirmek, insanlara eziyet etmek, akıl hastası ya da özürlü olduğu için insanları yok etmek, farklı ırktan insanları katletmek doğal kabul edilir. Evrimci P. J. Darlington, Evolution For Naturalists (Natüralistler İçin Evrim) isimli kitabında vahşetin, evrim teorisinin doğal bir sonucu olduğuna dair görüşünü şöyle itiraf eder:

‘Birinci nokta bencillik ve vahşet içimizdeki doğal bir şeydir, en uzak atamızdan bize miras kalmıştır… O zaman vahşilik insanlar için normaldir; evrimin bir ürünüdür.’

Darwinizm’in dünyaya nasıl bir bela getirdiği açıkça görülmektedir. Ancak daha da anlaşılır olması bakımından Darwin’in, kendi görüşüne de yer vermemiz yerinde olacaktır. Darwin’e göre “Canlıların gelişimi doğadaki yaşam mücadelesine bağlıdır. Bu mücadeleyi güçlü olanlar kazanır. Zayıflar ise ezilerek yok olmaya mahkumdurlar”.

Böyle bir anlayışa sahip insanların varlığını düşündüğümüzde bugün yaşanan savaşların nedenini çok daha iyi anlayabiliriz. Yüce Allah insanlara iyiliği, doğruluğu, güzel ahlakı ve affetmeyi öğütlerken, şeytanın sisteminin bir parçası olan Darwinizm, insanlara güçlü olmayı, ayakta kalabilmeyi hedef olarak göstermektedir.
Bugün yaşanan tüm zulümlerin yok olması için ilk yapılacak iş Darwinizm’in başının fikri mücadele yolu ile ezilmesidir. Ancak unutulmamalıdır ki; Allah yolunda girişilecek her türlü mücadele aşırıya kaçmadan, Kuran’ın sınırlarını koruyarak yapılmalıdır. Şüphesiz Allah aşırıya kaçanları sevmez…

Şu gerçeği de unutmayalım ki, bugün dünyanın hiçbir ülkesinde İslam dini tam olarak yaşanmamaktadır. Kuran ahlakının yaşandığı bir ortamda kargaşa, savaş ve çatışmalara yer olmaz. Yaşanan tüm bu çatışmalar din ahlakının dünyaya hakim olmasıyla sona erecek ve huzur ve güven ortamı yeryüzüne hakim olacak inşaAllah.
Altuğ ÖZTÜRK

Bir Cevap Yazın