Zenginlik, eşler, çocuklar, ticaret gibi dünyevi tüm değerler, Allah’tan ve ahiretten gaflette yaşayan kimseleri dünya hayatında tutkuyla oyalar. Tüm bunların gelip geçici olduğunu, yeryüzündeki her şeyin değer kaybettiğini, yıprandığını, yok olduğunu bilmelerine rağmen insanlar kendilerini bunlara tutkuyla bağlanmaktan alıkoyamazlar. Oysa Rabb’inin gücünü ve büyüklüğünü gereği gibi takdir ederek O’nu tanıyan insan, her şeyin birer imtihan sebebi olduğunu -Allah’ın dilemesiyle- anlayacaktır. Yapılması gerekenin de tüm bu nimetleri kendisine lütfeden Allah’a şükretmek olduğunu kavrayacaktır.

Ancak inkar eden ya da imanı kalbine yerleştirememiş olan kimseler, hırs ve tutkuyla dünyaya bağlandıklarından, eksik ve kusurlu yaratılmış olan dünyanın çekici kılınmış tüm değerlerinin kölesi haline gelirler.

Kur’an’da yıldızların, güneşin, ayın, denizlerin, gece ve gündüzün insanın emrine amade kılındığı bildirilir. İnsan ise bunları ilah edinir; dahası dünya hayatındaki süsler karşısında da aciz düşer. Oysa insanın, karşısında acz içinde olduğu tek varlık Rabb’idir. Ancak çoğu insan O’na değil kendi emrine verilenlere tapar, emrindekilerin emrine girer.

Biz hangi ülkeye bir uyarıcı gönderdikse, mutlaka oranın ‘refah içinde şımaran önde gelenleri’: “Gerçekten biz, sizin kendisiyle gönderildiğiniz şeyi tanımıyoruz” demişlerdir. Ve: “Biz mallar ve evlatlar bakımından daha çoğunluktayız ve bir azaba uğratılacak da değiliz” de demişlerdir. (Sebe Suresi, 34-35)

Birçok insan, çok kısa sürecek dünyada mallarından yararlanarak yaşamak amacıyla, hırsla malını yığıp biriktirir. İman etmeyen insanlar, yaşamları süresince dünya hayatının gerçeğini kavrayamazlar. Ve bencilce tutkuları yüzünden hem dünyayı hem de sonsuz yaşamlarındaki cenneti kaybederler.

“Ki o, mal yığıp biriktiren ve onu saydıkça sayandır. Gerçekten malının kendisini ebedi kılacağını mı sanıyor? Hayır; andolsun o, ‘hutame’ye atılacaktır.”Hutame”nin ne olduğunu sana bildiren nedir? Allah’ın tutuşturulmuş ateşidir.” (Hümeze Suresi, 2–6)

Hırsla biriktirip, saydıkça sayan ve ihtiyacından artakalanı vermeyen kişi, mallarının kendisini sonsuz kılacağını zanneder. Ancak malları ona hiçbir yarar sağlamayacak aksine sonsuz azaba sürükleyecektir. İnsan biriktirdiğine sahip değildir. Sahip olduğunu düşünüyorsa yanılgıdadır; gerçekte o kişi biriktirdiğine ait olmuştur. Ayette, “…(o İlahların) kendilerine yardım etmeye güçleri yetmez; oysa kendileri onlar için hazır bulundurulmuş askerlerdir. (Yasin Suresi, 75) bildirildiği üzere, bencil tutkuları onu malının tutsağı haline getirmiştir.

Yüce Allah’a gönülden iman eden, dünyanın geçici ve aldatıcı süslerine önem vermeyen, her şeyin gerçek sahibinin Allah olduğunu bilen ve mallarını Allah yolunda harcayan müminler, sonsuz rahmeti umut edebilirler. Onlar göz açıp kapama süresi kadar kısa dünya hayatı yerine, sonsuza kadar sürecek ahiret hayatını, sonsuz güzellikleri ve gerçek zenginliği seçmişlerdir. Dünya hayatı karşılığında ahireti satın almıştır müminler ve bu en karlı olan alışveriştir.

Bizim Katımız’da sizi (bize) yaklaştıracak olan ne mallarınız, ne de evlatlarınızdır; ancak iman edip salih amellerde bulunanlar başka. İşte onlar; onlar için yaptıklarına karşılık olmak üzere kat kat mükafaat vardır ve onlar yüksek köşklerinde güven içindedirler. (Sebe Suresi, 37)

Fuat Türker

Bir Cevap Yazın