Sadece ortaokul son sınıfta bir teklifi kabul etmiştim. Benim gibi kitaplara âşık bir çocuktu. O yıl bana Jack London’ın Yaşama Hırsı adlı kitabını hediye etmişti. Böylelikle daha çok gözüme girdi. Okul dışı hiçbir aktivitemiz yoktu. Derslerde birlikte oturur, teneffüslerde birlikte gezerdik. Dersleri de çok iyiydi. Matematiği bana o sevdirmişti. Bir süre sonra Şam şeytanı tarzında şiirler yazmaya başladım. Ama hiçbirini onunla paylaşmadım. Zaten yapım gereği duygularımı ön plana çıkaramazdım.

    Ama şimdi işler başkaydı. Her şey çok uzaklarda kalmıştı. Lise eğitimi yoruyordu beni. Bir yandan Zehra… Babamın işleri dolayısıyla bir başka ilçeye taşınmıştık. Zehra’yı muhtelif zamanlarda görebiliyordum. Cep telefonum da yoktu, istediğim vakit arayabileyim. Ev telefonunu kullanıyorduk genellikle. O zamanlarda da bana Beytullah ile ilgili pek bir şey anlatamazdı. Vazgeçmesini, kendini derslerine vermesini öyle çok istiyordum ki… Babalarımız hep beklenti içindelerdi. Hayrunnas amcam öğretmenliğe kafayı takmıştı. Babam da eczacılığa… Biz o yıllarda ipli kuklalara benziyorduk. Hâlbuki ben… Oyuncu olmak istiyordum…

* * *

          Atatürk Lisesi Yıl Sonu Müsameresi

  Romeo: Tüm göklerin en güzel yıldızlarından ikisi, yalvarıyorlar onun gözlerine işleri olduğundan: Biz dönünceye dek siz parıldayın diye. Gözleri gökte olsaydı, yıldızlar da onun yüzünde; utandırdı yıldızları yanaklarının parlaklığı. Gün ışığının kandili utandırdığı gibi tıpkı. Öyle parlak bir ışık çağlayanı olurdu ki gözleri gökte
gece bitti sanarak kuşlar cıvıldaşırdı.

Juliet: Bana Romeo’mu ver; sonra öldüğünde al da küçük yıldızlara böl onu; onlar göğün yüzünü öyle bir süsleyecektir ki, bütün dünya gönül verip geceye, tapmayacaktır artık o muhteşem güneşe…

Romeo: Asaletim sadece aşkının tapınağına girdiğimde olacak içimde. Bir gün yıkılırsa bedenin başka ülkelerin çamurlu evlerinde: Bil ki bütün denizleri ayaklarına dökeceğim.

Juliet: Eğer sevgin azalacaksa gittikçe çoğalan aşkımdan, Bırak avcılar çıkarsın kalbimi yerinden! Sök at ne varsa: çamura bulanmış sevdaları, bu dağların ceylanlarını, kana susamış kontları ve senden arta kalan şu cılız bedenimi! Yok, et benim olmadığım bütün şatoları. Görebileceğin bir şey kalmasın benden kalan…

Romeo: Senin dudaklarınla, dudaklarım günahtan arındı.

Juliet: Öyleyse şimdi günah dudaklarımda kaldı.

Romeo: Öyleyse ver bana günahımı geri?
Savaşır gözlerimle gönlüm öldüresiye
Senin güzelliğinin ganimeti yüzünden:
Gözüm kovar gönlümü seni görmesin diye,
Gönlüm ister gözüme pay vermemek yüzünden.
Gönlüm bildirir senin orada yattığını
Öyle bir hücredeki giremez billur gözler;
Gözüm inkâra kalkar gönlün anlattığını,
Güzel yüzünün ona sığındığını söyler.
Gönlü dinleyip karar vermek için toplanır…
Düşünceler kurulu, soruşturur hakçası
Kurulun yargısıyla bir karara bağlanır
Seven gözün payıyla duyan gönlün parçası…

   Şiddetle başlayan hazlar şiddetle son bulurlar… Ölümleri olur zaferleri… Öpüşürken yanıp tutuşsan ateşle barut gibi…

                                                                                    5.Bölüm Sonu

Bir Cevap Yazın