4.Bölüm

 -“Sen bana kaş makasıyla cımbız mı aldın yani?”

  -“. . .”

  -“Bir de üşenmeyip paketlettirmiş. Ben kaşlarımı mı alıyorum, Merve?”

  -“Zehra… Yemin ederim ben onun cımbız olduğunu bilmiyordum.”

  -“Allah aşkına oradan bakılınca bu neye benziyor?”

  -“Toka… Toka sanmıştım.”

  Çok fena bocalamıştım. Tarak ve makas küçücüktü. O şeyi da toka sanmıştım. Bildiğin ufak bir set.

  -“Çok teşekkür ediyorum Merve. Emin ol daha önce böyle bir hediye almamıştım birinden.” dedikten sonra çıkıp, odada beni yalnız bıraktı.

Aslında bu kadar büyütmesine gerek yoktu. Biraz daha büyüdüğümüzde kullanabilirdi. Gerçi bu durumu babası nasıl karşılar bilemiyorum. Yanaklarımın pembeleşmeye başlamasıyla içimde mahcubiyet duygusunun ayaklandığını hissettim. Her zaman sağlam duran, mantıklı yanımdan “abarttığı kadar da kötü bir hediye değildi” şeklinde bir ses duymayı bekledim. Fakat içimde her şeyin sesi kısılmıştı…

* * *

 -“Sen niye benimle gelmiyorsun?”

 -“Anne, seninle her yere gidersem, sınıfta kalacağım.”

 -“Şimdi böyle mi oldu?”

 -“Öyle olması gerekti.”

Gidersem Zehra benimle konuşmazdı, herkes de ne olup bittiğini anlardı. Gitmeyecektim. Hem o da benim kalbimi kırmıştı. Azıcık alttan alsa ölür müydü? Sanırım annemin gitmesinin ardından bir kırk beş dakika geçmişti. Canım sıkılıyordu artık, resmen sıkılıyordu. Televizyonu açıp, Casper var mı bir göz attım.

* * *

    Casper falan yoktu kanallarda. Hala bu filmi izleyebildiğime inanamıyordum. Kız kardeşim öleli tam dokuz yıl olmuştu ve ben artık on altı yaşındaydım. Belki de bunlardan vazgeçme zamanım çoktan gelmişti. Kapı çalıyordu şiddetle. Kalkıp açtım. Kan kardeşim gelmişti, nefes nefeseydi. Hemen içeriye girdi. Ne olmuştu ki? Küs kalmaya dayanamadı diye düşünmeye çalıştım. Dargınlığı derhal yok etmek için koşarak gelmiş olabilir miydi? İçeri yanına geçtim… Hala çok derin nefes alıyordu. Gözlerini bir noktaya dikmiş öylece duruyordu…

-“Neler oluyor Zehra?”

  -“Çok kötü bir şey oldu.”

  -“?”

  -“Çantamdan bir kâğıt buldum. Bir şey yazıyordu.”

  -“Ne yazıyordu? Ne olmuş?”

    Kâğıdı bana verdi, yırtmadan katlarını açıp, okumaya başladım:

   Zehra;

  Okumadan kâğıdı yırtıp atma ihtimalini de hesapladım ama ne olursa olsun bunu göze alacak kadar çok seviyorum seni… Uzun bir zamandır seni takip ediyordum. Bir an olsun yalnız yakalamak için çok fırsat kolladım. Sonunda aklıma bu geldi. Nasıl laflar edeceğimi bilmiyorum. Biraz düşündükten sonra bana bir yanıt ver ne olur. Seni gerçekten çok seviyorum. Benimle çıkar mısın?

                                                                   Beytullah

 

    Kimdi ki bu çocuk? Kâğıdı ben yırtsaydım ayıp mı olurdu acaba? Geri verdim, alamadı…

-“Bu da neyin nesi şimdi? Git, bunu yüzüne çarp. Hayrunnas amcam duyarsa seni öldürür.”

  -“. . .”

  -“Zehra bir şeyler söylesene. Sen böyle şeylerden nefret ederdin, ne diye şunu kafana takıyorsun?”

  -“. . .”

  -“Sana diyorum hadi gidip şunu çöpe atalım… Pekâlâ, öyleyse ben gidip atayım.”

Beni kolumdan çekip, durdurdu. Kâğıdı elimden aldı.

  -“Ben Beytullah dan hiç nefret etmedim Merve!”

Susma sırası bana gelmişti. İyi biliyordum o  erkeklerden hiç hoşlanmazdı. Sonra yürüyüp gitti. Kapının çarptığını duyunca çıktığını anladım.

* * *

   Üç gündür Zehra’yı göremiyordum. Hastalanmış, okula falan da gitmeyecekmiş bir süre. Babası bana bunu söylediğinde önce her şeyi öğrendiğini sandım. Ama öyle olsaydı, böyle olmazdı…

Bir gün okul çıkışı evlerine gittim. Annemler erişte kesiyorlardı. Ben Zehra’nın odasına geçtim. Sanki üç günde sıkı bir diyet yapmış gibi görünüyordu. Ne diyeceğimi bilemeden bir süre bekledim.

   -“Yarın okula gideceğim.”

   -“İyileştin mi?”

   -“Bilmiyorum. Beytullah ile konuşmam gerek.”

   -“Hala onu düşünmüyorsun umarım?”

   -“Düşünmemem için bir sebep söyle kan kardeşim.”

Eyvahlar olsun… Olan olmuştu. Zehra sırılsıklam âşık oluyordu…

4.Bölüm Sonu

2 YORUMLAR

Bir Cevap Yazın