2. Bölüm

  Mezarlık eve uzaktı aslında ama yürüyerek gidip, koşarak gelirsek; kimse “Nerdeydiniz?” diye sormazdı. Parktan birkaç çiçek koparmıştık. Sanırım bu çiçekçiyi Zehra, işi ucuza getirmemiz için tavsiye etmişti. Her şeyi o yapıyordu sanmayın… Her ustanın, kiralık adamları vardır…

  -“Girişten yirmi dört mezar mı sayıyorduk?”

  -“Belki bin kere geldik, hala öğrenemedin Zehra… Yirmi altı tamam mı? Yir-mi al-tı… Kafasına titizlikle yerleştirmeye çalışır gibi söylemiştim. Umarım bu sefer unutmaz. Hiç ümidim yok ama…

  -“Kaç yıl oldu tatlı cadı?” Bana hep böyle hitap ederdi.

  -“4.”

  -“Hadi dua etmeye başla, ben çiçekleri kalp şeklinde dizeceğim…”

Tüm duaları bilirdim. Babam hepsini öğretmişti altı yaşındayken. Teşekkürler baba. Rabbena duasını okudum önce. Bu duayı seviyordum. “Allah’ım beni, annemi, babamı, kardeşlerimi de cennetine al. Bizleri cehennem azabından koru…”

Bu küçücük soğuk taşlar ruhumu sıkardı. Zehra’yı görmeden(!) yapamazdım, gelince de kendimi zor tutardım. En fazla doksan santimetreydi taşın uzunluğu. Beyaz mermerin üzerindeki ismine bakardım. Sonra kan kardeşime… Bir gün seni de kaybetmeyeceğim değil mi? Bir Zehra gitmişti ama bir Zehra’m daha vardı. Kan kardeşler de, öz kardeş gibidir…

  “Bak kestim, sen de kes ve çıkan kanı benim kanımın üzerine damlat.”

   “Zehra özüm acıyor! Bunun başka yolu yok mu?”

   “Nazlanma, öz kardeş olacağız akıllı…”

* * *

   O gün kan kardeşimin doğum günüydü. Annemler pasta yaparken ben çilekleri aşırdım. Kusura bakma Zehra, bilirsin çileklere karşı duramam… Pastanın yanında bir sürü içecek vardı. Benim okulum eve daha yakındı. Bu yüzden eve erken gelip Zehra’ya hediye almak için zücaciyeye gittim. Saniye Abla ne şeker kızdı. Aldıklarımı hep yazar, harçlıklarımı biriktirdikçe ödemem için taksit yapardı bana. Vitrinlere bir göz attım. Zehra bilezikleri çok severdi. Boncuklar, küpeler, hızmalar, makyaj takımları ve daha neler neler… Hepsini inceleyecek olursam hediyesini seneye verebilirdim. Nazar boncuklu, güzel bir bilezik bulmuştum bile. Tam o rafa ilerlerken bir şey düşürdüm… Sakarsın kızım. Yengeç burçları hep sakardır… Düşürdüğüm şeyin ne olduğunu bilmiyordum ama öyle güzel taşlar vardı ki üzerinde akla zarar. Şeffaf bir kutunun içinde minicik bir tarak, makas ve birkaç aparatı… Bu kesinlikle çok pahalı olmalıydı. Olsun… O, benim kan kardeşim. Her şeyin en iyisini hak ediyor. Onu alıp, kasaya geldim. Saniye Ablaya haftaya ödeyeceğimi söyledim. Gülümsedi… O gülerken hatırlattım:

-“Hediye paketi olacak…”

Evin yolunu tuttuğumda çok huzurluydum. Bir kan kardeş olarak, Zehra’ya harika bir hediye almıştım. İşte kardeşler böyle günler içindir. Elimdeki pahalı kutu ile geçerken komşunun sümüklü kızı Ayfer’e havalı bir bakış attım. “Sen kan kardeşine böyle bir şey alabilir misin he? Hııhh…”

Eve döndüğümde Zehra’nın gelmesine on dakika vardı. Pahalı hediyemi Zehra’nın odasındaki somyanın altında duran çorap sepetimin dibine yerleştirdim. Annemler masayı hazırlamışlardı. Aman Allah’ım ben o çilekleri yememiş miydim? Bir sürü koymuşlar… Neyse ki hain düşüncelerimi kalbimin derinliklerinde bir mezar taşının kenarına koydum. Artık o düşünceler ıssızdı ve beni rahatsız edemezlerdi. Mezarlıklar hep ıssız olurdu… Sonra Zehra geldi, odasına geçip üzerini değiştirecekti. Annem, mutfağa dalmaması için dikkatli olmamız gerektiğini hatırlattı. Nöbeti devralabilirdim aslında… Çilekler! Orda ne yapıyorsunuz?

Zehra’nın o tavşanlı eşofmanını hiç unutmam. Temcit pilavı gibiydi… Her Allah’ın günü üzerinde olurdu. Başka bir şey giyerse, giydiği şey Fransa’dan gelmiş gibi bakardım… Seni çok seviyorum kan kardeşim, tavşanlı eşofmanına rağmen…

Her şey hazırdı artık. Hepimiz mutfağa geçtik. Annem Zehra’yı çağırmamı istedi. Var gücümle “Zehraaaaaaaa!” diye bağırdım mutfağın ortasında. Annem popoma bir şaplak attı.”Buradan bağırmasını biz de bilirdik” dedi. Kısa mesaj iletilmişti. Gidip çağırmam gerekiyordu. Ahh anne, siz ne uyanıksınız. Gideyim de çilekler size kalsın…

Kalbimin derinliklerindeki mezar taşının yanına çileklerle ilgili yeni düşüncemi de ekleyip Zehra’nın yanına gittim.

-“Mutfağa gelir misin?”

   -“Acıkmadım daha…”

   -“Yemek yemeyeceğiz ki Zehra.”

   -“Öyleyse ne diye çağırıyorsun?”

Sorgusuz sualsiz bir şeye de ‘peki’ de be kızım!  Bunu sesli düşünmek istedim, sonra doğum günü çocuğuna bağırmanın pek iyi bir fikir olmadığını hesaplayıp dilimi ısırdım.

  -“Zehra? Mutfağa en son gidenin kulağına karafatma ölüsü girsin.”

Yine beni bir kenara itip, mutfağa koşmuştu ama olsun. Zaten amacım buydu…

 * * *

   “Aaaaaaa!” diye bağırdı. Gözlerindeki kocaman mutluluğu yakaladım. Sürprize bayılmış olmalıydı. Sonra bir şey daha yakaladım… Çileklere bakıyordu. Ona , “seni mahvederim” bakışımı attım. Doğum günü çocuğu beni tınlamadı…

Şen sohbetler içinde pastalarımızı yedik. Mum üflemek babalarımıza göre yanlış olduğundan o sahneyi atlamıştık. Gerçekten de pasta müthişti. O krema o çikolata… Tabağımdaki son çileğe gülümsedim. Zehra hepsini önceden yemişti. Enayi…

Parti sona ermek üzereydi.-Bizim ailenin partisi işte.- Sıra hediyelere geldiğinde heyecanım tavan yapmıştı. Kalbimin yine boğazıma yakın bir yerlerde attığını duydum. Annem, Ömer Seyfettin’in Kaşağı isimli kitabını hediye etti. Zehra, pek memnun olmasa da anneme sarılıp, kocaman öptü. Kübra Teyzem kızı için kullanışlı şeyler düşünmüş belli ki… Paketten çıkan kahverengi kadife pantolon harika görünüyordu. Zehra annesine de sımsıkı sarıldı. Demek ki annesinin hediyesini biraz fazla beğenmişti. O etrafa gülücükler fırlatırken herkes bana baktı. Ben de en son Ayfer’e attığım bakışın son versiyonunu aileme attım ve Zehra’yı odasına çağırdım.

Yürürken tüm züccaciye dükkânları benimmiş gibi ilerlediğimin farkındaydım. Olsun, bu bana kendimi çok iyi hissettiriyordu. Beraber Zehra’nın odasına girip kapıyı kapattık. Kan kardeşim çok heyecanlı görünüyordu.

  -“Sana hediyeni burada vermek istedim”

  -“Canım… Senin düşünmen yeterliydi.” Bunu hep söylerler değil mi?

Usulca eğilip somyanın altından paketi çıkardım ve tüm sempatikliğimle kan kardeşime uzattım. Zehra’nın gözleri kavanoz kapağı gibi açılmıştı. O paketi nazikçe açarken boynuma atlamasını bekledim…

2. Bölüm Sonu

3 YORUMLAR

Bir Cevap Yazın