Çocuklarımız;

Evimizin neşesi,sevgimizin meyvesi ve saflığın simgesi olan yegane varlıklarımız. İyi yetiştirmeye, iyi giydirmeye çok itina ettiğimiz, ama sorumluluk ve kişilik sahibi olma yolunda çok da bir şeyler veremediğimiz, hayatımızın çiçekleri olan çocuklarımız.

Türk toplumu olarak yaptığımız en büyük yanlışlardan biri aşırı koruyucu anne-baba olmaktır. Çocuğumuzun kendi başına yapması gereken ne varsa hep biz üstleniriz. Yemeğini kendisi yiyebilecekken, biz yediririz. Ayakkabısını kendisi bağlayabilecekken, biz bağlarız. Ödevini yapamadığında, yapması için yardım etmek yerine baştan sona biz yaparız. Hiçbirşeyi tek başına yapmasına izin vermeyiz. Peki doğru mu? Tabii ki yanlış. Bu şekilde, kendine güvenen, sorumluluk ve kişilik sahibi bireylerin yetişmesi olanaksızdır.

Peki hiç mi karışmayacağız? Tabii ki hayır. Aslında batılı insanlar hiç karışmıyor. Kendine güvensin, egosu güçlensin diye hemen hemen tüm kararlarında yalnız bırakıyorlar. Bu da yanlış. O zaman da her ne kadar sağlam ve özgüvenli bireyler yetişse de sevgisizlikten ve ilgisizlikten dolayı zayıf aile bağları ve psikolojik sorunlar ortaya çıkıyor. O halde gerçekte yapılması gereken, yakın takipte kalarak, hata yapma durumunda baskıcı değil uyarıcı bir tutumda olmaktır.

Bana göre kötü çocuk yoktur. Kötü anne-baba vardır. Toprağa ne ekilirse o biçilir. Buğday ekerseniz arpa biçemezsiniz. Ve de çocuk boş bir küptür. Bu küpü altınla doldurmak da anne-babanın elindedir, bomboş tın tın bırakmak da. Hiçbir çocuk kötü doğmaz, ama kötü yetiştirilir. Yanında yalan söyleniyorsa, saygısızca konuşulup, kavga ediliyorsa, küfürlü konuşulup, dedikodu yapılıyorsa bu çocuktan ne bekleyebilirsiniz ki?

Aile ortamı çocuğun ilk eğitim yuvası ve sosyalleştiği ilk yerdir. Bir çocuğu kaktüse döndüren de ebeveynidir, gül gibi açtıranda.

Ama en dikkatli olmamız gereken bu konuda, ne yazık ki çok bilinçsiz bir milletiz. Evlatlarımızın, çocukluğundan yetişkinliğine kadar çok hatalar yapıyoruz.

Pişen yemeği mi beğenmedi? Hemen sevdiğini yapıyoruz. Bırakın yemesin. Aç kalsın. Acıkınca nasıl olsa yiyecek. ’’Yok dayanamam’’ diyorsanız ilerde yemek seçmesinden yakınmaya hakkınız yok.

Herhangi bir konuda hata yaptığında, bunu herkesin yanında anlatmak, daha başarılı akraba ya da arkadaş çocuklarıyla kıyaslamak da yaptığımız önemli hatalar arasında.

Her istediğini almayın. Paranız yetiyor olabilir. Ama gerektiğinde alınmasını öğretmeniz gerekir. Hem aksi takdirde size her istediğini yaptırabildiğini düşünecek ve tabiri caizse sizi parmağında oynatacaktır. Çocuklarınıza küçük görevler verin ki sorumluluk almayı öğrensinler. Yapamaz-edemez demeyin. Yapa-boza öğrenir. Hatalarını uygun bir dille anlatarak istediğimizi öğretebiliriz.Üstelik ’’ben bunu yapabildim’’ diyeceği için hem sevinir hem de özgüveni gelişir.

Ebeveyn olarak yanlarında yalan söylenir, dedikodu edilir vs. kötü davranışlar sergilenirse, çocuk bu davranışları ’’doğru’’ olarak algılar. Dolayısıyla o da aynılarını yapar. Özetle konuşmalarımıza çok dikkat etmeliyiz.

Ailede yapılan en büyük yanlışlardan biri de otorite konusundaki karmaşadır. Genellikle baba bu konuda önceliklidir. İzinler babadan alınır. Bu arada bu konuda anneyi pek sayan olmaz. Yanlış tabi ki. Evdeki kuralları da anne koyar. Baba da bu konuda etkisizdir. Bu da eşitsizliğe yol açar. Çocuğun kafası karışır. Baba ile anne her zaman aynı ifadeleri kullanmalıdır. Birinin izin vermediğine diğeri tutup da izin verme gibi bir hataya düşmemelidir.

Çocuklarımıza karşı hoşgörülü olmalıyız. Onlar daha küçük. Muhakkak farklı konularda hatalar yapacaklardır. Biz yetişkinler olarak birçok hata yapmıyor muyuz? Çocuğumuza hatasını sakince anlatarak, hoşgörülü olarak, tekrarlamamasını öğretebiliriz. Bu zor değil. Tatlı dil yılanı bile deliğinden çıkarır.

Aslında yazılabilecek daha o kadar çok şey var ki. Ama bunlara bile dikkat etsek epey bir yol almış oluruz. Sevginin ve hoşgörünün çözemeyeceği hiçbir şey yoktur. Unutmayın ki çocuğumuz illaki bizim istediğimiz gibi olmak zorunda değildir. O da toplum içinde ayrı bir ferttir. Bize düşen onun kişiliğinin gelişmesine yön vermek, ona tavsiyelerde bulunmak ve onu anlamaya çalışmaktır.

Unutmayın, çocuk yetiştirmek sabrı, sevgi, saygı ve hoşgörü ister. Sevgimizin meyvelerinden bunları esirgemeyelim. Onlar bizim her şeyimiz.

SEVGİLERİMLE…

PAYLAS
Önceki İçerikIsrail Kusmugu!
Sonraki İçerikAllah Affeder Düşüncesi İle Kendilerini Kandıranlar
1969 Isparta doğumluyum. Lise mezunuyum. iki çocuk sahibiyim. Bir mobilya mağazasında satış sorumlusu olarak çalışıyorum. Yazılarım yaşadığım yerde yerel bir gazetede haftada bir yayınlanmaktadır. Çok yakında aynı gazetenin internetteki haber sitesinde de yayınlanmaya başlayacak. Bu yüzden çok mutluyum. sevgilerimle

1 YORUM

  1. Harika bir yazı olduğunu vurgulayarak başlamak istiyorum, bende bir kız çocuk babasıyım ve dikkat ettiğim ve bir çok kişinin atladığı nerdeyse önemli bütün konulara yer vermişsiniz, okurken bunuda düşünmüştüm dediğim konularda vardı. Sonucda her anne babanın mutlaka okuması gereken harika, Arşivlik bir yazı olmuş. Ellerinize ve kaleminize saglik..

Bir Cevap Yazın