İnsanoğluna baktığımızda ilk eğitim ve öğretim yerinin aile ocağının olduğunu görürüz. Aile içinde iyi eğitim almış olan çocukların başarılı olacağından kuşkumuz olmaz.

Çünkü eğitimin çocukluğun ilk evrelerinde oluştuğunu biliyoruz. O dönemlerde çocuğumuzun ilgi ve yeteneklerini keşfetmememiz gerekiyor.

Çocukluğunda boş olan beyninin içini en güzel bilgi, hikâye, masal okuyarak öğretmemiz gerekirken; televizyon izlenmesiyle vaktini yanlış yerlerde yönlendirirsek sonucun iç açıcı olmayacağını bilememiz gerekiyor.

Çocuklarımızı geçmişimizle kıyaslamadan yani bizim dönemimizde televizyonla mı yemek yeniyordu demekten öte olan televizyonu izletmeden çocuğumuzun günlük aktivitelerini yapmasını sağlamalıyız.

İllaki benim yavrum televizyon seyrederek yemeğini yer, başka türlü yemek yediremiyorum mazeretine kimse sığınmamalıdır.

Çocuklarımızın oyun oynamasına müsaade ederek kendini geliştirmesine fırsat tanınmalı. Kaslarının gelişmesi için oyun hamuru, oyun hamuru benzeri kas geliştirmelerine katkıda bulunacak materyalleri evimizde bulundurmalıyız.

Şayet aldığımız oyun hamurlarının çocuğumuzun sağlığıyla ilgili korkumuz varsa kendi başına bırakmadan yanında bir büyüğüyle oynamasını sağlamalıyız.

Oyunlar vasıtasıyla beyninin de bu arada geliştiğinin farkına varırız. Oyun oynamak çocuklar için ihtiyaçtır.

Oyun hamurlarıyla veya istediğimiz davranışın bir anda olmasını beklemek saflık olur. Çeşitli materyallerin elinin altında olması gelişimi açısından verimli olacaktır.

Çocuklarımızın istenilen davranış veya becerilerini ilk denemelerinde başarmasını beklemek doğru olmaz.

Çocuklarımıza ne kadar çok fırsat tanır, onların becerilerinin gelişmesi aşamasında sabırlı olur, anlayış gösterirsek, istediğimiz olumlu ve kusursuz yeteneğinin gelişmesinde olumlu katkımız olur.

Çocukların oyun konusundaki kendi çapında oynayabilecekleri oyunların merkezinde çocuk olmalı. Anne baba çok etkin olmadan yol göstererek çocuğunu desteklemelidir. Çocuklarımızı çevremizdeki çocuklarla da kıyaslamadan, sen falanın çocuğundan geri misin demeden çocuğumuzun bizim için özel olduğunu hissettirerek kendine güvenmesi için fırsat tanımalıyız.

Onun gelişim çağı dediğimiz üç yaşına kadar ki döneminde ne kadar üstüne düşerek doğal şekilde yetiştirirsek geleceği o kadar aydın olur.
Çocuk dünyadaki varlıklarla ne kadar çok temas ederse kadar dünyaya bakışı, gelişimi, yorumlayışı gelişir.

Bir iki denemesinde sen zaten yapamasın ben biliyordum demeden onun yüreklenmesi için gayretlendirici söz ve davranışlar sergilemeliyiz.

Mümkünse çocuğumuzla birlikte vakit konusunda da cömert olmalı ve çocuğumuzla birlikte biz de oyun oynamasını öğrenmeliyiz.

Kendi başına bırakarak ona dokunma, bunu kırma, kırarsan almam, yıkarsan kaldıramam, altında kalırsan kendin kalkarsın, yerine gel beraber oynayalım diyerek yalnız olmadığını bilmesi gerektiğini de unutmamalıyız.

Çocuğun ilk okulu evi olmalı değil mi?

Bir Cevap Yazın