Ona beni unutmasını söyledim. O ise “seviyorum. Seviyorum. Seviyorum.” dedi, bizim aşkımız böyle başladı. Gâh kar yağdı-kalbimizle donakaldık, gâh yağmur yağdı-gözyaşlarımızla sel olduk aktık. Biz herkesten biraz daha fazla sevdik birbirimizi, bu yüzden ayrılmayı en güzel kavuşma bildik!

Biliyorum, hatırlamak yetmez sevgiliyi. Hem hatırlanacak kadar sevmekte yakışmaz aşka. Öyle çok sevmelisin ki yârini-dün yediğin yemeği, eve giderken bindiğin durağı ve hatta ismini bile unutmalısın! Geriye bir çift gözle sana bakan-hayatının anlamı, ölümün ansızın gelecek telaşı ve seni heyecandan ötekileştirecek ruh halleri olmalı. Cennet olmalı ya…
İnandırmalı sevdiğin seni ona.

İmkânsızlıklar olmalı mesela. Boğazdan geçerken, karınlarının aç olduğunu düşünerekten bir simit parçasını feda etmelisin martılara-miden açlıktan kıyılsa da. En azından ölmeden önce bir kerecik görmelisin güneşin doğuşunu-binlerce kez batışını gördüğünü unutmayaraktan! Ya işte bir kere yırtık elbiselerle kapı-kapı dolaşmalısın, seni tanıyanlardan acaba hangisi seni buyur edecek diye de düşünmeden. Hayatında bir bebeği kucağına almalısın-birilerinin sana halen muhtaç olabileceğini düşünmelisin-unutma, senden bebektin bir zamanlar… Yani inanmalısın cennetin bir parçasının da güzel kalbinde olduğuna.

Binlerce kez aldatılabilirsin ama sen en zor anında yanında olanlara sadık kalarak yaşamalısın hayatı. Seni üzenlerin hayatını mahvetmesine izin vermeyerek, aksine her uçurum kenarına çiçekler dikerek karşılamasın zorlukları. Sabahları ilk sen uyanmalısın mesela, bunu en azından hafta sonları yapabilmelisin. Sevgini de koyarak güzel bir kahvaltı ile bekleyebilmelisin aileni, sevdiklerini. İnsanları şaşırtabilmelisin, hiç yapmadıklarını düşünüp-keşkelere bırakmak istemiyorsun düşlerini-yapmalısın!

Her gün öleceği düşünerek özenle, heyecanla kalkmalısın yatağından. Hele birde sağlığında yerindeyse-daha bir tebessüm etmelisin her şeye. Akşamüzeri öleceğini düşünerekten, herkese sanki son kez gülüyormuş gibi davranabilmelisin. İlkokul arkadaşını aramalısın mesela-çocuk parkının önünden geçtiğinde-yâd etmelisin çocukluk arkadaşlarını. Hiç tanımadığın bir çocuğun salıncakta sallanmasına vesile olabilmelisin. Ara sıra da olsa mezarlıklara gidip-dualar okuyabilmelisin. Unutma, hani akşamüzeri öleceksin-gideceğin yeri görmelisin. Belki hiç tanımadığın birileri da sana dualar okuyabilir.

Seni seviyorum. Seviyorum. Seviyorum! Kusura bakma sevgilim, sana yazacaktım-hayata daldım! Zaten sen olmasan, bu hayatta bu kadar güzel görünmezdi yüreğime. Hani sevemezdim/ en çok kendimi bile. Bak gördün mü uçurtmaları uçmuyor çocukların, gel hadi yardım edelim beraber, birini sen uçur-diğerini ben. Özgürlüğe koşalım, sanki gökyüzünde biz uçuyormuşuz gibi-meydan okuyalım her şeye. Sevmek zaten cesur insanların işi değil miydi? Seni seviyorum aşkları en güzeli, ruhların en özeli…

Hani sana beni unutmanı söylemiştim ya, iyi ki vazgeçmemişsin aşkından.

EMRE ONBEY

PAYLAS
Önceki İçerikEY RUH!
Sonraki İçerik“Sabrettiğinize Karşılık Selam Size”
Bir asi adam o. Kapıları olmayan dünyasının, karanlık girmez odalarında yaşayan. Gizemli, ruhani esaretin en yakın zindanında gezen, basit bir adam. Çocukluğunun oyun hikâyeleriyle yaşadığını sanan küçük bir polyannacı/ biraz pinokyo! Bedelini ödediği tek şey yazdıklarında saklı. Kendi kalemiyle,” ben asla ispatlama gereği duymam kendimi; olmayan bir şeyi, ispatlamak aptallıktır!” diye hayıflansa da, annesi onu” hüzünlü efe” diye anlatır. Yazarken içinde bulunduğu kimlikse, sadece muammadır! “neden yazdığımı bilmiyorum, ama şayet bir gün neden yazdığımı anlarsam, işte o gün bu işi bırakırım” diyebilecek kadar da cesurdur… Biz, onun hep yazmasından yanayız! En çok kendi hikâyemizi…

3 YORUMLAR

  1. ” Cennetin Bir Parçası da Kalbindir! ” sahi bunu idrak edip ne derece insan olma erdemi icin hosgörü yollarinda önyargisiz yol alabiliriyoruz, dogrusu mutlulugun yollarina cikarken aklimizda olmasi gereken bir söz olmus
    kutluyorum emre onbey kardesim…

  2. bazen ne yazdığımın bende farkında olamıyorum. elime kalemi alıyorum, o an içinde bulunduğum ruh haliyle-etrafmda olan bitenleri yüreğimle harmanlayınca-ortaya karışık bir şeyler çıkıyor. ama biliyorm ki benim kalbim kalemimi yönetiyor… bazen eski yazılarıma bakınca bunu ben mi yazmışım diyorum. demekki zamanla o saflığa, masumluğa özlem duyuyor insan. bazen kirlenildiğini hissediyor.

    kalp gözümüz hep açık olsun! başka neyimz var ki…

Bir Cevap Yazın