“sevgilim, sana kanadı kırık bir martı yolluyorum. İster o martının yaralarını sar, istersen kendi haline bırak. Ama unutma günün birinde sen de uçurmak zorunda kalırsın yüreğinden bir martıyı! Unutma, unutulsan da…”

Bir yol var önümde, tam karşımda… Bana bakıyor lambası sönük direkler, bir acayip gün sonundayım. Biliyorum, bu gece kasırgalar kopacak şehrin dört bir tarafından. Ay ışığı sönecek, yıldızlar asılacak gökyüzünde. Ki bu gece, tüm yollar karanlık, etraf ölü bakışlarla örtülü ve sen tam karşımda, girmemi bekliyorsun o yola.

Olmaz sevdiğim, inan olmaz. Yüreğimden dökülen dertler ayaklarıma takıldığı sürece, daha çok sürünüyorum senli yollarda. Öl desen daha kolay biliyor musun? Ölmek zaten her zaman en basiti olmuştur, yaşamanın karşısında. Ta ki son nefesin değerini anlayıncaya kadar; bizde öyle yapacağız görürsün. Ne zaman mıh gibi içimize işleyecek yokluğumuz, o zaman yaşamak isteyeceğiz, koşmak, zıplamak, haykırmak…

Ne sözler verdik, ne yeminlerde göz göze geldik. Gençtik, heyecanlıydık; küçük bir evimiz, bir erkek, birde kız çocuğumuz olacaktı. Tam Yeşilçamlık hayallerimiz vardı. Eğlenip, başımızdan geçen komik anılarımızı anlatırdık. Denize bakar, taş atardık; gün olur öpüşürdük kimseler yokken. Utanırdık, ama bilirdik bir sevgiliyi öpmenin ne demek olduğunu. İlk heyecanımızı hep içimizde taşırdık… Ya şimdi?

Mahallemizde deli bir ağabeyimiz vardı. Herkes deli derdi ona, bende ondan diyordum zaten. “Yaşarken cehennemi görüyorum” diye bağırırdı, sokağımızdan geçerken. Şimdi hatırladım o sözü. Yıllar geçse de unutmamak neymiş, hatırlamak ne denli bir esaretmiş, çok iyi anlıyorum. Yokluğunda var ya hep o üç kelimeyle karşılıyorum hayatı. Görüyorum cehennemi, elimden kayarken cennet!

Bu şehir yalnızlarla dolu, her sokak başında bir aşkın cesedi yatıyor. Her gece sessiz ezanlar okunuyor, binlerce tabut kalkıyor… Anlayacağın şehir ölüyor! Sana saçma gelecek ama bir ben kaldım bu sokakta, onun için gönderiyorum o kanadı kırık martıyı. İstemiyorum bir aşkın ölümünü daha görmek, en çok kendi aşkımın…

Ne olur güzel sevgilim, iyi bakalım birbirimize. Ömrümüzü anlamlaştıracak daha çok hayalimiz yok mu bizim. Öyleyse neden çırpınıyorum bu kadar. Neden sorguluyorum aşkın yokluk halini. Hep senli bir geleceğe inandığım için, her şeyin çok daha güzel olacağını düşündüğüm için. Yoksa elimden başka bir şey gelir mi hiç, sensiz hangi hayal sevimli gelebilir ki bu adama, söylesene?

Elimde bir mum tanesi, yokluğuna inat ay ışığını arıyorum…

Emre onbey

17 YORUMLAR

  1. zaten bir yazida en onemli yerler baslik ve giris kisimlaridir. Kullanicilar genelde ilk paragrafa onem verirler, sonrasini okumalari icin bu cok onemlidir. Eger kullanicilara iyi bir makale sunmak istiyorsak baslik ve ilk paragraf herzman on planda olmali..

  2. evet, çok doğru hocam… zaten kimsenin sabredip yazının tamamını okuduğunu düşünmüyorum :)) iki paragraf okuyanları seviyorum :)) bundan sonra yarım sayfalık yazı yazacağım, ortasından sonrası heder oluyor sanki :)) saygılarımla

  3. Valla ben sonuna kadar okurum, tanidigim bir cok kiside okur, genel okuyucu kitlemiz konulari ilk paragrafta terkedenerden degil aslinda, ancak gecici ziyaretcilerden bunu beklerim. Aman emre sen aynen devam et benim en buyuk zevkim bu yazilari okumak, eminim benim gibi daha cok kisi vardir..

  4. hocam ben bile tamamını okumazken :)) ama doğru söylüyorsunuz, insan sevdiği ne olursa olsun zamanını ayırabiliyor. adaletinize sığınıyorum, yürek güzelliğiniz hep yansısın, tebessümle :))

  5. ah o okumayan kitle o kadar büyük ki onları unutursam yazamam belkide… okuyanlara ise zaten yeterince minettarım, onların varlığıyla tutunuyorum hayatın keşmekeşliğine… ara sırada atışalım olur mu:)))

    • Sen devamli yaz ki okumayanlarin gozune sokalim o yazilari :) eminim zorlarsak son cumleye kadar okuturuz. Ama once sabir, kalite herzaman kendini belli eder, zamanla emin olun okumayi sevmeyenler bile okumaktan kendilerini alamayacaklar. Bu arada edebiyatin benden iyi olabilir ama alirim anahtarini mayk :D

  6. anahra işi olsaydı mayk, şimdi reno ile gezmezdim, ferrari ile turlardım dünyayı… ama gel gör ki, bir garip umman bu edebiyat. suya nereden girersen oradan çıkamıyorsun. denizde çok kalmak için yüzmenin niteliklerini öğrenmek gibi…

    hepsi palavra eğer hassas bir yüreğin varsa, herşeyi farklı görürsün ve yazarsın!
    beklyorum yazılarını…

  7. yaşamaktan sıkıldığında yaz hocam… hem aşka geldiysen yazmayı boşver yalanda olsa o anı yaşa derim :)) şaka bir yana aşkı özledim ben… yalnız çekilmiyor bu ömür, benimle hayatı paylaşacak bir sevgi yumağının sarıp-sarmalamasını bekliyorum duyurulur :)))

  8. Emre yazmak icin ya aska geleceksin yada hayattan bikacaksin :):) yada yakinindakileri ele alacaksin, bakalim edebiyatimiz ne kadar iyi :) makaleci deki yazarlar kadar olmasada belki bir seyler cikartabilirim:):) kafam rahat oldugunda yazmaya baslayacagim en kisa surede:) bekleyin, o geliyor hehehe..

  9. gelsin artık hocam :) insanın kendi elleriyle yaptığı bir işten sonraki aldığı hazzı anlatamam, hele bu sanatta daha da bir başka güzel yaşanıyor… yürek güzelliğinin hep yansıması dileğiyle :)))

Bir Cevap Yazın