Siz bu satırları okurken dünyanın dört bir yanında milyonlarca insan evleniyor, aynı anda ayrılık kararları alınıyor ve evlilikler tek bir imzayla sonlandırılıyor. Büyük emeklerle ve sevgiyle kurulan yuvalar anlamsız tartışmalarla, kıskançlıklarla, ihanetlerle ya da karşı taraf ile olan tüm çıkar ilişkilerinin sona ermesiyle yıkılıyor…

Her ne sebeple olursa olsun gerçekleşen boşanmalarda öncelikle çocukların ve kadınların mağdur edilmemesi, her türlü haklarının korunması, üzerinde durulması gereken önemli bir konudur. Yıllarca aynı yastığa baş koyan çiftlerin evliliklerini sevgi ve saygı çerçevesinde sonlandırmaları ve karşı tarafa eziyet etmemeleri gerekir. Hem dini hem sosyal açıdan doğru olan budur.

Ancak çevremizde, kadınların haklarını koruyan kanunlara rağmen, pek çok kadının mağdur olduğuna, senelerce emek verdikleri yuvalarının dağılmasıyla ortada kaldıklarına ve hoş olmayan olaylar yaşadıklarına şahit olmaktayız. Vicdana sığmayan davranışlara maruz kalan kadınların bu çaresizliğine tek çözüm, Kuran ahlakının yayılması ve insanların Allah’ın emir ve yasaklarına uyarak yaşamalarıdır.

İnsanlara öğüt ve hatırlatma olsun diye indirilen Kuran’ı Kerim’de, boşanmayla birlikte kadınların mağdur edilmemesi gerektiği pek çok ayette açıkça bildirilmiştir:”Kadınları boşadığınızda, bekleme sürelerini tamamlamışlarsa, onları ya güzellikle tutun ya da güzellikle bırakın…” (Bakara Suresi, 231)

Allah’ın rızasını gözeterek, Kuran ahlakına göre yaşayan insanlar, boşanacakları eşlerine karşı hoşgörülü, merhametli, nezaketli ve saygılı davranırlar. Eşlerini zorluk ve sıkıntı içerisine sokacak, huzursuz edecek bir tavır göstermekten kaçınırlar. Nefislerinin kendilerini hırs, öfke ya da intikam gibi duygulara sürüklemesine izin vermezler. Kuran’ı Kerim’de geçen ve Allah’ın emri olan en güzel ahlakı gösterirler. Allah, Kuran’da, kadınların maddi açıdan zora sokulmamalarını bildirilmiş ve kadınları koruma altına almıştır:

(Kocası tarafından) Boşanan (kadın)ların maruf (meşru) bir tarzda yararlanma (ve geçim pay)ları vardır. Bu, sakınanlar üzerinde bir hak (borç) tır. (Bakara Suresi, 241)
Yapılacak yardımın miktarı da Kuran’da şu şekilde bildirilmiştir:

Geniş-imkanları olan, nafakayı geniş imkanlarına göre versin. Rızkı kısıtlı tutulan da, artık Allah’ın kendisine verdiği kadarıyla versin. Allah, hiçbir nefse ona verdiğinden başkasıyla yükümlülük koymaz. Allah, bir güçlüğün ardından bir kolaylığı kılıp-verecektir. (Talak Suresi, 7)

Kadınların korunmasına yönelik tedbirlerden bir diğeri de, boşanan kadınlardan malların geri alınmamasıdır. Allah “Bir eşi bırakıp yerine bir başka eşi almak isterseniz, onlardan birine (öncekine) yüklerle (mal ve para) vermişseniz bile ondan hiçbir şey almayın. Ona iftira ederek ve apaçık bir günaha girerek verdiğinizi alacak mısınız? Onu nasıl alırsınız ki, birbirinize katılmış (birleşerek içli-dışlı olmuş)tınız. Onlar sizden kesin bir güvence (kuvvetli bir ahid) de almışlardı.” (Nisa Suresi, 20-21) Ayetten de anlaşılacağı gibi boşanma durumunda, evlilik süresince kadına verilen hiçbir şeyin geri alınmaması bildirilmiştir.
Şeytanın fırkası olmuş pek çok insan, eşlerini boşadıktan sonra onları ortada bırakmakta ve hayatlarına devam etmektedir.
Oysa Allah: “(Boşadığınız) Kadınları, gücünüz oranında oturmakta olduğunuz yerin bir yanında oturtun, onlara ‘darlık ve sıkıntıya düşürmek amacıyla’ zarar vermeyin. Eğer onlar hamile iseler, yüklerini bırakıncaya (doğumlarını yapıncaya) kadar onlara nafaka verin. Şayet sizler için (çocuğu) emzirirlerse, onlara ücretlerini ödeyin. (Durum ve ilişkilerinizi) Kendi aranızda maruf (güzellikle ve İslam’a uygun bir tarz) üzere görüşüp-konuşun. Eğer güçlük içine girerseniz, bu durumda (çocuğu) onun (babası) için bir başkası emzirebilir.” (Talak Suresi, 6) buyurarak şeytanın üzerimize bulaşan pisliğini temizlemek istemektedir.

Şeytan, savaşı, kavgayı, fitneyi, düşmanlığı insanlar arasında yaymaya çalışırken, Allah bizleri huzura ve güven ortamına çağırmaktadır. Kuran’ı Kerim tüm insanlığa bir çağrıdır. İslam’a, aydınlığa ve zenginliğe davettir.
Şeytanın sinsi tuzaklarına düşmeyelim. Allah’ın yarattığı kullara karşı şefkat ve merhamet duygularımızı kaybetmeyelim. Eşlerimizi ve çocuklarımızı her ne olursa olsun nefsimize kurban etmeyelim ve Kuran’ın aydınlattığı yolda Allah için yaşayalım.

Altuğ Öztürk

Bir Cevap Yazın