Yemyeşil çayırlarında koşarken köyümüzün; büyüdüğümüzün bile farkına varamamıştık. Sabahtan akşama defalarca kavga ettiğimiz çocukluk arkadaşımızla, hep barışmıştık yine de. Karnımız acıktığında en yakın kapı, bilirdik ki karnımızı doyurmak için ardına kadar, kendi evimizinki gibi açılırdı.

Gün geldi büyüdük dedik yaşımızın ilerlemesine. Sorumluluklarımız arttı; tıpkı erkek olduğumuz için sırtımıza vurulan yükümüzün ağırlar arasından seçilmesi gibi. Doyurulmamış egomuzla bizi salıverdiler; çağdaş dedikleri ama lüks tüketimin mecbur kılındığı kocaman bir dünyaya. Ne büyüme arzumuz, ne de kısa yoldan köşeyi dönme hayalimiz hiç bitmedi, tüm insanlar gibi.

Her yeni yaş, her yeni ortam bizleri kendi çukuruna düşürme amaçlı tuzaklarında eğlence rüyasına daldırdı. Farkına varmadık ama, büyüdüğümüzde bir de baktık ki; “hayatım boyunca dostumsun” dediklerimiz hep değişmiş, dostluk süreksizleşmiş. Güvene dayalı ilişkilerde, hep bir taraf diğer tarafı farklı şekilde kullanma telaşına uygun tavırları alışkanlık edinmiş.

Oysa neydi insanın en önemli özelliklerinden biri: “İnsan sosyal bir canlıdır. Tek başına yaşayamaz.” Evet öyledir şüphesiz! Samimiyeti, iyi niyeti istismar tek başına yaşayan canlılar için söz konusu bile olamaz. Kalabalık gereklidir.

İyi niyetin cezalandırıldığı bir dönemde, yine de niyetin iyiliğini göstermek adına üstlenilen misyonlarım vardır. Bunlara mecburiyetim vardır. Kaybolan çocuklarımız var; başa gelmedikçe kimsenin fark etmediği! İhmal ve istismarın çeşitli türlerini en yoğun acılarla yaşayan mağdur edilmiş çocuklarımız vardır; seslerini bir takım değerler nedeni ile çıkartamayan. İnsanlık tarihi boyunca yok sayılan, dışlanan, evlere, kafeslere kapatılan; zincirlerle bağlanan engellilerimiz vardır. Tüm bunlar unutulmuş, her türlü aksaklık, eksiklik hallolmuş; akıllılar birbirini yemeye çalışıyor.

Bu yazı güzel değildir, olmasın da. Fakat lütfen sorgulayın, sorgulayalım “Ne oldu insanlara ve de insanlığa ?”

Evet branşım Psikoloji. İnsanları da seviyorum, mesleğimi de. Her ikisi bir olunca, ne kadar güzel bir şey olduğu söyleniyor. Dışarıdan bakınca çok güzel; sende varsa bu meziyetler, kendi adına vah ki vah. Semer vurma telaşı ile insanlar birbirini çiğneyecek gibi yarışırlar. Kişisel pirim yapma veya belli bir saygınlık edinme amaçlı, sizleri kullanma yanlışında ısrar ederler. Bazen de cahil cesareti kişiyi arsız konuşturur.

Dünya büyüktür, güzel tarafı çoktur. Diğer tarafı da var bunun. Şimdi karar zamanı; çocuklarımız, hepimizin çocukları, tüm dünyanın çocukları sağlıklıdırlar umarım. Ama torunlarımızın sağlıklı bir dünyada, sağlıklı doğada, sağlıklı insanlarla (hem fiziksel, hem mental, hem de psikolojik ) birlikte yaşadığını düşünme mecburiyetimiz; sorumluluklarımızı da hatırlama mecburiyetimizdir.

Her insan doğar, büyür ve ölür; tüm canlılar gibi. Bu genel tanım. Bir de şairin dediği bir gerçeklik var ki, insan olmanın diğer canlılardan farkını ortaya koyar. Ne demiş şair :

Ölümden yana korkum yok, tek korkum unutulmak.

Dostların unutmaması dileğiyle. Dostça kalın.

2 YORUMLAR

  1. sayin psikologum!
    bir adiniz vardir sanirim, adinizla hitab etmek evhamli yanimi alip götürecektir ;)
    güzel konulari isliyor olmanizi söylemek istiyorum. evet; ihtiyacimiz var duyarli, iyi egitim almis sizler gibi toplumun nabzini tutan ve biz okurlara yansitmaniz bizi, yasantimizin rölantiya sokmasini saglayacaktir. ayrica düsündüm ve hüzünlendim gittim http://1siir.de/An_Ne.htm siiri okudum ve yine yazmaya devam etmek istedim ama bir cok söylemek istedigim kelimeler bogazima dügümlendi…
    tsk..ler

  2. Ey gidi hocam ey bu kelimeleri zamanında bizede söylemiştiniz ama bence bunları önce kendinizi sonrada etrafınızdakilere anlatın.Söylenecek sözüm yk artık sana..Dara düşenler genelde dara düşmenin faturasını kendilerine kesmez hemen etrafındaki insanlara yollar faturayı.Ben artık sizin bu ılımlı halinize hiç inanmıyor ve güvenmiyorum.

Bir Cevap Yazın