Bir kadın vardı… aslında o hep vardı içimde yani bir süredir öyle kemirip duruyordu ruhumu, içten içe dağılıyordum, biraz nemli mendil tadındaydım. Şimdi öyle bir dolanıyor ki kalbimin kapılarında, “buyur gir, hangisinden dilersen oradan gir” diyesim var, ama yapamıyorum nedense-

…onu hep gülerken görüyorum. Yakışıyor çoğu zaman, anlatılacak bir ifadesi oluyor gülünce yüzünde, daha bir insanlaşıyor gözümde, gitgide büyüyor ve ben onun büyüklüğünü küçüldüğümden çok rahat anlayabiliyorum. Kocaman bir kadın aslında o yaşlı değil elbette, en körpe halinde aslında, en saf, en masum, en sevecen… hep o en’lere sığabilecek bir bütünlükte; parçalara bile bölseniz yüzlerce insan fırlayabilir teninden, sanki kayıp kıta Mu’dan çıkma gibi, sanki hiç çizilmemiş resim gibi ve hiç çekilmemiş bir fotoğraf karesi gibi… kocaman bir kadın aslında o, büyüdükçe ufaldığımı hissettiğim…

Usulca açıyorum penceremi ben ona nefes alıyorum, o yüzüme çarpan yağmur taneciklerinde bana dokunuyor, biliyorum o beni gitgide kendine hazırlıyor, gitgide üşüyorum ve bir sessizlik çöküyor ruhuma, sanki artık o’yum!

“yağmur taneleri koşturuyor penceremde, hissediyorum o gitgide herşey olmakta..!”

Seviyorum yağmur damlacıklarını çünkü yalnızlığımı şimdi onlarla paylaşıyorum her biri sanki bedenimi temizliyor. Ruhumu gitgide ona hazırlıyorlar, öyle hissediyorum çünkü sebebim oluyorlar… sanki devamlı bir tavsiye halindeler kalbime, “doğru yoldasın, durma ona koş” der gibiler ve yüzlercesi aslında… yağmur taneleri vuruyor cama, sanki onun kapıma vurması gibi, sanki onun teni tenime dokunuyor gibi… öyle bir şey ki bu tuhaf sadece tuhaf, çok tuhaf.

Bir kadın uyandırıyor beni yaşama
Hiç yalnız adam düşünür mü beklemeyi
Sevmek bu kadar düşmeseydi dillere
Bu kadar demlenilir miydi hayallerde…

Bir kadın yetti ömrümü anlatmaya
“hayatımız birleşti”daha demedi ama
Gölgem gölgesiyle el ele dolaşmaktaydı…
Ansızın ölüvermiştim o an, sonrası tuhaflık işte!

Yağmur taneleri emekliyor penceremde, kalbimin kapıları, resmedilmemiş bir fotoğraf karesi ve o gülücüğe yakışan bir yüz… akşamlar artık güneş gibi, atacaksa insan büyük atacak sözleri, yoksa gerisi çok tuhaf!

Benim dilimde aşk tamamen pencere…Emre onbey (sizden biri/belki sen)

PAYLAS
Önceki İçerikSaat (“O”)nu TEK Gösteriyor
Sonraki İçerikYağmur Kız
Bir asi adam o. Kapıları olmayan dünyasının, karanlık girmez odalarında yaşayan. Gizemli, ruhani esaretin en yakın zindanında gezen, basit bir adam. Çocukluğunun oyun hikâyeleriyle yaşadığını sanan küçük bir polyannacı/ biraz pinokyo! Bedelini ödediği tek şey yazdıklarında saklı. Kendi kalemiyle,” ben asla ispatlama gereği duymam kendimi; olmayan bir şeyi, ispatlamak aptallıktır!” diye hayıflansa da, annesi onu” hüzünlü efe” diye anlatır. Yazarken içinde bulunduğu kimlikse, sadece muammadır! “neden yazdığımı bilmiyorum, ama şayet bir gün neden yazdığımı anlarsam, işte o gün bu işi bırakırım” diyebilecek kadar da cesurdur… Biz, onun hep yazmasından yanayız! En çok kendi hikâyemizi…

4 YORUMLAR

  1. selam güzel dostlar…

    yorumlar için var olun/ ama alıntı diye birşey yok ve asla kendi yazılarımda böyle birşey yapmadım ve de yapmam… alıntı yapılacak bir yazı değil bu, tamamen safca duygularla yazılmış bir betimleme hepsi bu…

    tebessümle…

Bir Cevap Yazın