(Emre Onbey’in yazar günlüğünden (ç)alınmıştır. İzni vardır/yoktur!)

Öğlen sıraları, küçük bir yazıyla başladım. Aşk’a yazdım.

dünyanın en uzak yeridir “bir kadınla erkeğin öpüşmesi”
“çok güzeldir bir erkeğin kadınına:
-yakaladım seni deyip de sarılması…
Ve kadının tebessümle:
-ben hiç kaçmadım ki senden…” diyebilmesi.

Kadın demişken, bu güzelliği biraz daha sürdürmek istedim…

“Uyurken çok güzeldir kadınlar, bebek gibi… öyle narin ve saftırlar dır ki dokunmaya kıyamazsın. Eğer seven bir adamsan kadınından sonra uyup-ondan önce uyanmalısın-yaşarken bu güzelliği tatmalısın… Ve bilmeli kalbin senin içinde olduğu şanslı olduğunu ve daha bir güzel atmalı. Düşünsene sen kadınına bakıyorsun ve dalıp gidiyorsun uykulara, o en güzel rüyalarda… Belki aynı rüyayı görüyorsunuz da anlatmıyorsunuz birbirinize…”

Bir baktım ki ayaklarında emeği varmış sevgiliye kavuşmalarda…

“Sevgiliye giderken ayakkabılarına çiçek takabilmeli insan. Sevebilmeli onları, unutmamalı… Onun kendisini kime götürdüğünü düşünüp, saçlarına, gözlerine, yüzüne verdiği değeri verebilmeli. Diyebilmeli bir insan sevdiğine “ben seni ayaklarım kadar çok seviyorum” ve sonrası iyilik güzellik işte :)”

Biraz yoruldum ve yorulduğum yerde bırakıp bedenimi, hızla uzaklaştım…

“Bir kaç gün önce bedenimi şehrin sahiline bırakıp, ruhumla beraber bir tepe’ye çıktım. Burada adı: gözlemen tepe… Kendimi seyrettim uzun bir süre, ellerim ceplerimdeydi/ herkesin yanında mutlaka birileri oluyordu. Benimse arada bir yanıma uğrayan simitçi, helvacılardan başka biri olmuyordu. Şehre git-gide yabancılaştım. sonra ruhumla oturup-bedenime ağladım. üç damla düştü buna da şükür dedim.”

Sonra düşündüm kendimi, acaba dedim ben ne zaman çok anlaşılan bir yazar olacağım diye, e birazda hayıflandım…

“Yazdıklarımız beş para etmez bazen. Ne yazdığınızın önemi olmaz aslında. Önemli olan kimin yazdığıdır. Ünlü bir yazarsanız kolaydır yazdıklarınızın değer kazanması, paylaşılması, daha çok ilgi görmesi… Ama yazarın bir itirafıdır genç bir yazar çok olgun sözler yazmamalıdır. İnandırıcı olmaz… Ama bilir yazar, onu değerli kılanın gençken düşündükleridir aslında… Bir gün sırada bana gelir mi acep? Bilinmez… Muamma”

Yolda genç bir kızın ağladığına şahit oldum. Ona özendim biraz…

“Hayatta en unutulmaz acılardan biriymiş “hayal kırıklığı” çoğu ömürle eş değer diyor bu acı için… Çoğu zaten ölüp gitmiş…”

Elime alıp kitabımı, sayfaları hızla çeviren denize kitap okudum…

“Bir farkı vardır deniz kenarıyla göl kenarının arasında, bunu en iyi kitap okuyanlar bilir. Küçük, sevimli bir fark/ şimdi söylesem mi diye düşünüyorum. Biraz merak edin ama öyle çok önemseyeceğiniz bir şey değil ki bu. Benim yazdığım binlerce saçmalıktan sadece bir tanesi daha. Cevap veriyorum “çünkü göl, denize göre kitabın sayfalarını daha yavaş çevirir”

Sevgilim aklıma geldi. O uzaklarda ve ben ona ancak yazılarımla ulaşabiliyorum…

“Dünyadan sıkıldığımda yanına gelirim sevgili? Kimseler bilmez derdimi. Ne aç kaldığım günlere ahım var, ne uykusuz gecelerime. Çoğuna sorsan serseri der bana. Ama ben düşmüşüm senin derdine deli-divane dolanırken sokağının önünde/ ki artık sokak köpekleri de havlamıyor bana. Hani onlarda anlıyor beni ya-yine sıkıldım bu dünyadan valla!”

Galiba gün bitti-geceye devam…

Emre onbey (sizden biri/belki sen)

PAYLAS
Önceki İçerikPR 3 + 250 Dolar degerinde + URL kisaltma sitesi – Cekilisle 1 kisiye ucretsiz!
Sonraki İçerikNerede O Eski Ramazanlar Acaba
Bir asi adam o. Kapıları olmayan dünyasının, karanlık girmez odalarında yaşayan. Gizemli, ruhani esaretin en yakın zindanında gezen, basit bir adam. Çocukluğunun oyun hikâyeleriyle yaşadığını sanan küçük bir polyannacı/ biraz pinokyo! Bedelini ödediği tek şey yazdıklarında saklı. Kendi kalemiyle,” ben asla ispatlama gereği duymam kendimi; olmayan bir şeyi, ispatlamak aptallıktır!” diye hayıflansa da, annesi onu” hüzünlü efe” diye anlatır. Yazarken içinde bulunduğu kimlikse, sadece muammadır! “neden yazdığımı bilmiyorum, ama şayet bir gün neden yazdığımı anlarsam, işte o gün bu işi bırakırım” diyebilecek kadar da cesurdur… Biz, onun hep yazmasından yanayız! En çok kendi hikâyemizi…

2 YORUMLAR

Bir Cevap Yazın