“Benim yüreğim sadece misafir kabul ediyor. Bir kadın daha misafir oldu ve gitmesi gerektiğini hissettiği anda hiç düşünmeden gitti. Neden diye sordum… Bir kadın gölgesi gördüğünü söyledi. İşte benim hikâyem böyle bitti/başladı!”

Yine yaklaşıyor doğum günüm ve ben hiç sevinemiyorum buna. Bir kuşun avcı görmesi kadar tedirgin ediyor bu durum beni. Kaç yıl geçti ve bir kadın hala benim doğum günü hediyemi getirmedi; öyle sürpriz yapanımda olmadı ve düşününce her şeyi içim paramparça oluyor. Yani yine bilindik yalnızlık tarifesi ve bitmeyen hüzünler tek artakalanım olarak beni yalnız bırakmıyor… Galiba ben bilmeden aynı oyunun perdesini aralıyorum!

Öyle bir yerdeyim ki biri bana “sen ne yapıyorsun orada” dese, biterim. Yüzüm kızarır, saatlerce yerin yarılması için bekleyebilirim. Hiç çalmadığın bir kapının önünde nasıl karşılanacağını bilmeden beklemek gibi seni sevmek ve ne zaman içime yaslansan sevginle koca bir hiç gibi kalakalıyorum kalabalıkta… Ey aşk sen benim kim olduğumu biliyor musun? Ben sana inanmayanlardan sıyrılıp da koştum geldim sana! Sen en iyisi beni sakın unutma!

Ben gidenlerin ardından çok ağlıyorum… Küçükken köyümün yeşil çimenlerinin üzerinde sonbaharda karıncaları göremesem kendimi terk edilmiş gibi hissederdim. Kuşlar sıcak ülkelere göç edermiş, öğretmenimiz söylerdi ve ne zaman kar yağsa okullarımız tatil olurdu. Dünyanın insanlara küstüğünü sanırdım, içimde bir ümitsizlik yarışı olurdu ki o an her şeyden uzaklaşıp kaçmayı çok isterdim. Annem masallar anlatırdı, babam asla gülmezdi ve kardeşim ne zaman ağlasa, ben mutluluğunda öldüğünü zannederdim… Şimdi ne mi oldu, aslında hiçbir şey olmadı! Ben yine bir gidenin ardından bakakaldım ve düştüm kalkamıyorum artık!

Her yalnız adam gibi geceleri yatağa uzanıp hayaller kuruyorum. Şimdi ne yaptığımı merak edenler varsa eğer söyleyeyim yatakta bağdaş kurdum ve elimde bilgisayarıma bu satırları yazıyorum. Yazmak benim için çok zevkli bir zaman öldürme anı! Yazdıkça yaşadığımı kendime ispatlıyorum. Harika olan hiçbir şeyden bahsetmiyorum da sadece yalnızlığın kıymetini bir kez daha derinden hissediyorum ve bunun için minnettarım Mevla’ma…

Bugünlerde kaybedişlerdeyim… Aslında çok kendi hayatını yazan biri değildim ama yaşım ilerledikçe ve geçmişte yazdığım ayrılık yazılarından sonra bir bedduanın tesiri altında kalmalıyım ki bu sefer kendi acıma teğet bir yazıya fena halde sobelendim! Düştüm… Kimse kaldırmasın beni, yerimi sağlamlaştıracağım burada ve kimseler üzülmesin, zaten üzülünce insan daha vicdansızlaşıyor hayata karşı. Ve ben anlamıyorum hayatı, madem üzülmeyi seviyorsunuz neden aşkı kavuşmakla özdeşleştiriyorsunuz ki… Neyse, misafirin gitme zamanı zengin kalkışına benzer bir ayrılık kalkışı ile “hoşça kal aşk!”

Hiç öyle demeyin düşeninde dostu oluyormuş “yalnızlık…”

Emre onbey (sizden biri/ belki sen)

PAYLAS
Önceki İçerikMateryalizm’i Bitiren Boşluk
Sonraki İçerikTanımsız olan bir şeyi tanımlamaya çalışmak…
Bir asi adam o. Kapıları olmayan dünyasının, karanlık girmez odalarında yaşayan. Gizemli, ruhani esaretin en yakın zindanında gezen, basit bir adam. Çocukluğunun oyun hikâyeleriyle yaşadığını sanan küçük bir polyannacı/ biraz pinokyo! Bedelini ödediği tek şey yazdıklarında saklı. Kendi kalemiyle,” ben asla ispatlama gereği duymam kendimi; olmayan bir şeyi, ispatlamak aptallıktır!” diye hayıflansa da, annesi onu” hüzünlü efe” diye anlatır. Yazarken içinde bulunduğu kimlikse, sadece muammadır! “neden yazdığımı bilmiyorum, ama şayet bir gün neden yazdığımı anlarsam, işte o gün bu işi bırakırım” diyebilecek kadar da cesurdur… Biz, onun hep yazmasından yanayız! En çok kendi hikâyemizi…

2 YORUMLAR

  1. gelecekte genclerin gipta ile okuyacagi sahane kisa hikayeler yaziyor olmak güzel..ben simdiden sizler gibi hikaye yazarlarinin yarinlarda yazar olmak isteyenlere yazilarinizin esin olacagin i düsünüyorum…

    sevgimler

  2. yakup hocam umarım iltifatlarına layık olurum. bir edebiyatçının duymak istedikleri sözler bunlar… inş. iyi bir yayınevinden kitap çıkartabilirim. umarım seninle oturup sohbet etmekte nasip olur…sevgiyle kal her zaman…saygılarımla!

Bir Cevap Yazın