Beynin Çalışması; Kafatasının koruyucu kemik tabakası altındaki beynin biçimi ve yüzeyi çok büyük bir ceviz içine benzer. Beynin ana parçası iki simetrik kısma ayrılmış, birbirine fisürler, kıvrımlar ve karışıklıklarla bağlanmış ve ince zar katmanlarıyla kaplanmıştır.

Beynin Anatomisi; Erkekte yaklaşık olarak 1.300 gr ve kadında 1.250 gr ağırlığı olan beyin, “nöron” denilen yaklaşık 30 milyar hücren oluşur. Zekanın, şu yada bu şekilde beyindeki mikro yapıların karmaşıklığına, birimleri ile biyokimyası arasındaki ilişkiye bağlı olduğu düşünülmektedir. Doğumda beynin yapısı hemen hemen tamamlanmış olmakla birlikte, 20 yaşına kadar hem hücrelerin tek tek büyümesi, hem de nöronları birbirine bağlayan doku sayısının çoğalması ile büyüme sonunda %40 nı oluşturana kadar devam eder. Beyin, türdeş (homojen) bir kütle değildir. İnsanın evrimi ile gelişen birkaç farkıl bölümü vardır. En eski kısımlar nefes alma, kan dolaşımı, uyku gibi, dirimsel işlevleri yerine getirenler olup beynin altında, omuriliğe bağlandığı bölgede bulunurlar, sonradan oluşan kısımlar ise eski bölgelerin üzerine sarılıdır. Çok sayıda kıvrımları olduğundan oylumlarına göre düzeyleri geniştir. Asıl beyni oluşturan simetrik iki yarımyuvarın her ikisi de ayrı ayrı bedenin yalnızca bir tarafının hareketlerini (örneğin, sol yarım yuvar sağ tarafı ) kontrol eder. Konuşma gibi karmaşık bir hareket, yarımyuvarlardan yalnızca biri tarafından edilir ki, bu da hemen hemen herkesin kullandığı sağ eli kontrol eden sol yarımyuvardır. Böylece, sağ elini kullanan bir kişi beyninin sol yarımyuvarını etkileyen bir darbe sonucu sağ elini ve kolunu kullanamayacağı gibi, konuşma yeteneğini de kaybeder.

i106516_beyin

Beynin yapısı ve işlevi; Yarımyuvarlar, beden sinirleri de dahil olmak üzere, tüm beynin ve sinir sisteminin %70 ni oluştururlar. Bu yarımyuvarlar, beyin kabuğu, dıştaki bozmadde ve onun altında sinir telciklerinden oluşan daha kalın bir akmadden meydana gelirler ve birleşerek adı verilen sinir teli demetlerliyle birbirlerine bağlanırlar. Beyin kabuğunun altında her yarımyuvarın dörder lobu bulunur. Beynin arka kısmında olan artkafa lobu görsel bilgiyi alır ve çözümler. Her iki yarımyuvarın yanında bulunan şakak loblarıysa, işitme duyumu algılarlar, alın lobları ise, esas olarak, istemli hareketleri düzenlerler ama konuşma ile de ilişkileri vardır. Bu lobun ön alın kısmının zekâ ve kişilikle ilgisi olduğu sanılmakla birlikte, kesin işlevi hala bilinmemektedir. Çeper loblar, esas olarak, dokunma ve denge duyularımızı yönetirler. İnsanda öteki hayvanlara oranla az gelişmiş olan koklama ve tat olma duyuları, alın ve şakak loblarına gömülü ufak bölgelere bağlıdırlar. Beynin altında, ilik içinde bulunan beyin kökü nefes alma, öksürme ve kalp atışı gibi önemli işleri denetler. Bunun arkasında ve biraz yukarısında bedenin hareket düzenini, dik durmasını ve dengesini sağlayan beyincik bulunur. Beyincik hareketleri yönetmez. Sadece onların yumuşak ve dengeli bir biçimde yerine getirilmesini, kasların geriliminin düzenlenmesini ve basit hareketleri bütünleştirerek yürüme gibi, karmaşık bir eyleme dönüşmelerini sağlar. Beyindeki sinir hücreleri şu bakımından zengin, buna karşılık özellikle sodyum ve potasyum bakımından yoksuldur. Beynin katı kısmının %40’ı protein, %51–54 ü yağdır. Sinir akımının bir hücreden ötekine geçişi ise adrenalin ve asetilkolin gibi kimyasal maddeler aracılığıyla olur.

Duygusal Denetleyiciler; Beyin kökünden, duyuları omurilikten beyne taşıyan sinir telleri çıkar. Bu dağıtım bölgesi bedenin duyu organlarından gelen bilileri izler ve tepki düzeyini ayarlar. Bu kısmın aynı zamanda duygusal davranışlar üzerinde derin etkisi olduğu da düşünülmektedir. Beynin ortasında beyin-omurilik sıvısıyla dolu karıncık denen boşlukların çevirisinde, temel içgüdülerimizi denetleyen bölgeler vardır. Hipotalamus açlık, susuzluk, beden ısısı, saldırı ve cinsel içgüdüyü kontrol eden hipofiz bezinin çalışmasını düzenlemekle ve önemli bazı hormonların salgılanmasını denetlemekle görevlidir. Hipotalamus’un çevresinde limbik sistemi oluşturan yapılar bulunur. Bunlar septum (bölme), forniks, (beyin üçgeni), amigdal (beyincik bademciği) ve hipokamp’tır (beyindeki iki beyaz çıkıntı) bu sistemin korku ve saldırı gibi duygusal tepkilerle ilgili olduğu ve ruhsal durumda görülen değişiklikleri kendi aralarındaki etkileşimle ortaya çıkardıkları sanılmaktadır. Beynin ortasında ise duyu organlarından aldıkları uyarıları beyin kabuğuna ileten sinir hücreleri demeti olan “talamus” bulunur. Beyin normal olarak kandan özümlenen oksijenin yüzde yirmisini tüketir. Oksijensiz kalan beyin hücreleri tedavi edilemeyecek biçimde zarar görür ve ölürler; beynin, hücrelerini yenileme yeteneği yoktur. Beyin bir bilgisayar’a benzetilebilir, ancak son derece karmaşık bir yapıya sahip olduğundan, işlevinin büyük bir bölümü hala bir sır olarak kalmaktadır. Beynin hangi bölümünün ne yaptığı bir dereceye kadar bilinmekle birlikte, bu kısımların birbirlerinden ayrı olarak hareket ettiklerini düşünmek yanlış olur. Beyin birbirleriyle etkileşim içinde olan, ayrı görevler yüklenmiş pek çok bölümden meydana gelmiş, yüksek verimli bir birim olarak çalışır.

Bir Cevap Yazın