Kardeşim,sen düşünceden ibaretsin,

Geriye kalan et ve kemiksin,

Gül düşünürsün gülistan olursun,

Diken düşünürsün,dikenlik olursun.

diyor Mevlana Hazretleri. Yani nasıl düşünürsek, başımıza o gelir. Pozitif düşünmek, hayatı olumlu yönde etkiler. Beynimizle vücudumuz etkileşim halindedir. Zihnimizdeki olumlu düşünceler vücudumuzda da olumlu etkiler yaratır. Pozitif olma halinde, vücudumuzda salgılanan hormonlar bile olumlu yönde değişip (endorfin: doğal morfin, nöropeptip: bağışıklık sistemini güçlendiren protein zinciri), birtakım rahatsızlıkların giderilmesinde rol oynar.

Ama birçok insan pozitif düşünmeyi ne yazıkki beceremiyor. İşi ters gitse ilk dediği ‘’bizde şans mı var?’’. Belliki işe başlamadan önce kesinlikle başarmayı hedeflememiş (konunun ne olduğu önemli değil). ‘’Ben bunu başaracağım’’ deyip beynine olumlu komut verseydi başarısız olmazdı. ’’Ya olmazsa, ya beceremezsem‘’ gibi tereddütler başarısızlığı davet eder. Olumlu düşünceler, olumlu olayları mıknatıs gibi çeker. Olumsuz düşünürsen, mücadeleye zaten 1-0 yenik başlarsın.

Kendine inanmak ve kendini sevmek de çok önemli iki unsurdur. Kendinizle barışık değilseniz, hiçbirşeyi beceremediğinizi, herşeyi elinize yüzünüze bulaştırdığınızı düşünüyorsanız durumunuz çok vahim. Başarıyı zaten unutun. Çünkü her zaman pozitif düşünen insanların başına olumlu şeyler gelirken, sürekli negatif düşünen insanların başına da olumsuz şeyler gelir. Buna Çekim Yasası deniyor. Kendinizi sevmiyor ve de kendinize inanmıyorsanız zaten olumlu düşünemeyeceğinize göre kötü olaylar sizi hiç bırakmayacaktır.

Bir de sürekli olup bitenden yakınan insanlar vardır. Bunlarla birarada olmak da oldukça sıkıcıdır. Zaten hep yakındığına göre olumsuz düşünüp negatif olayları kendine çeken bir insandır. Ben pozitifliğin birazcık da yaradılış meselesi olduğunu düşünürüm. Ama öyle de olsa gayret ederek bu can sıkıcı özellikten kurtulunabilir.

Yine bana göre, konunun ilahi yönü vardır. Başımıza iyi ya da kötü ne gelirse gelsin kesinlikle şükretmeliyiz. Kötü bir olay yaşadığımızda bile unutmamalıyız ki beterin beteri vardır. ’’Bundan daha kötü ne olabilir ki’’ dediğimiz bir durumda bile daha kötüsü muhakkak vardır. Örneğin: eviniz mi yandı? Kendimiz ve ailemiz hayattaysak evimizin yandığına üzülmeyi bırakıp (olan olmuştur artık), yaşıyor olmamıza şükredip, kaybettiklerimizi tekrar kazanmaya çalışmalıyız. Herzaman bardağın dolu tarafını görmeliyiz. Boş tarafını değil. ’’Şu kadarı eksik ‘’ yerine ‘’şu kadarı dolu’’ demeliyiz. Siz nasıl bakarsanız öyle görürsünüz.

Bir de Türk insanının ‘’korktuğum başıma geldi’’ ya da ‘’aklıma gelen başıma geldi’’ sözlerine de değinmeden geçmek istemiyorum. ’’Şom ağzını açma’’ ifadesi de bunlardan biridir. Hepsinde de ana fikir aynı. Negatif düşünme ve başa gelen olumsuz olay. Halbuki kötüyü aklınıza getirmezseniz hiçbirşey olmaz.

Özetle, olumlu düşünün. Kendinizi sevin ve kendinize güvenin. Bilinçaltınıza ektiğiniz pozitif düşünce tohumları birgün mutlaka yeşerecektir. Gülmeyi unutmayın. Bunun için illaki komedi programı seyrediyor olmanız gerekmez. Herzaman ‘’başarabilir miyim?’’ değil, ’’başaracağım’’ demeyi kendinize ilke edinin. Çünkü anahtar kelime budur. İhtiyacınız olansa sadece beyin gücünüz.

Mutluluk ve başarı dolu günler  hep sizlerin olsun.

2 YORUMLAR

Bir Cevap Yazın