Fotoğrafı ilk gördüğümde içimde oluşan boşluk, bilemiyorum nasıl tarif edilir. Birşeyler boğazımda düğümlendi, çıkmıyor tarifi, bunu neden yazmak istediğimi tam çözemedim. Belkide duygularımızı içimizde tutmamız bazen çok zor oluyor. Bununda en güzeli yolu, paylaşmak.

Fotoğraf 30 Ekim 1983’te Koyunören/Türkiye’de meydana gelen depremden ve Türk annenin 5 çocuğunun ölüsünü gördüğü andaki tepkisi. Hani resme bakınca düşündüğüm teksey o annenin yerine olsaydım ne olurdum. Yaşarmıydım ? Sanmıyorum. Resim aşağıda, sizde kendinizi bir an için o fotoğrafta herhangi bir karakter’in yerine koyun:
hayat ve kader

Hayatın insanlara böyle anlar yaşattığı gerçeğini hatırlamak istemesemde bu tarz durumların varlığı herzaman karşımıza çıkabiliyor. hüzünle acıyı aynı anda yaşıyorsunuz, aklınıza o ani yaşamaktan ve çektiğiniz acıları hissetmekten başka birşey gelmiyor. Bırakmak, o insanların yerine kendinizi koymaktan kurtulmak istiyorsunuz ama olmuyor. Her yerde karşınıza çıkıyor. Çünkü o resimde bende olabilirdim. Peki neden ben değilimde o kadın ve yerde cansız yatan küçücük çocuklar ? Evlerimizdeki neşe ve sevgi kaynağımız onlar, çocukken başlar ölümsüz bir sevgi ve aile bağı ile devam eder ilişkimiz.

Belkide ben o kadar güçlü değilimdir. Hani bazı insan vardır bu tarz görüntüleri kabul edebilir, katlanabilir, atlatabilir. Ama ben atlatabilirmiyim ? Emin değilim. çocuklar, bebekler, yetişkin yada yaşlı, insanların ölümü yada ölme şekli bazen çok acı olabiliyor. Kendisinden çok arkada bıraktıkları içinde..

Belki başkalarına anlamsız gelecek ama anne ve babasını sevmeyenler, onlardan kopmuş olanlar bence onları biraz olsun düşünsünler. Şuanda sizde bir anne, baba adayısısınız. Gençsiniz, büyüklerinizin öğütleri size bunaltıcı gelecektir, unutacaksınız bir süre sonra. Ama unutmamanız gereken bir zamanlar onlarda sizin gibiydi. Sizin yaşlarınızda, sizin geçtiğiniz yollardan geçmiş, belki öğüt verende olmamış, akıl verende. Çocuğu için iyi bir şeyi istediği için anne babamızı yada büyüklerimizi boşlamak doğru değil. Çünkü ölümün ne zaman geleceği hiç belli olmaz. Şuanda bu yazıyı okuduğunuzda da gelebilir, haftaya tatile gideceğiniz zamanda, yada tatil dönüşü…

Bazı anlar o resimdeki gibi hiç bir zaman unutulmaz. Unutamaz insanlar, belki kolaydır bazıları için ama benim hep aklımda kalacak. Sanırım baba olunca erkeklerinde duyguları değişebiliyor. Demek ki bu durum sadece hamile kadınlarda yaşanmıyormuş..

Konuyu kapatmam lazım, çünkü biraz daha yazarsam gecenin sonu gelmeyecek, konu konuyu açar bende benliğimden çıkarım. Çevrenize iyi bakın, yağan yağmura, esen rüzgara, dalgalara, kuşlara, güneşe, aya, yıldızlara.. Bir boşlukta kaybolmak üzereyseniz bence sizden daha fazlasını kaybetmiş olan insanları düşünün. Hayat bazılarına şanslı, bazılarına acımasız olabiliyor. Bu yüzden yaşadığınız sürece asla pişman olacağınız kararlar vermeyin, verdiğiniz kararlar içinde üzülmeyin, çünkü artık geride kalmıştır.

Sevin, sayın, aşık olun, evlenin, çocuk sahibi olun, olamıyosanız evlatlık edinin(buna çok ihtiyacı olanlar var), bir aile kurun, aile olmak için çaba harcayın.. Arkadaşlarınız, çok sevdiğiniz dostlarınız olsun. Çevrenizdekiler sizi sevsinler, sevmek için sebepleri olsun. Siz insanları ve herşeyi, herkesi sevin. Mutlu olmak için bir sebep bulun, mutlaka boş yasamayın.

Bak yine daldım, konuyu uzatıp duracağım, neyse ben gittim..

Bir Cevap Yazın