Bedelli askerlik…
Daha kendini çocuk kimliğinden ayıramamış olan yirmilik bedenler. Kimisi kuzeyden, kimisi güneyden. Kimisi bulunduğu coğrafyanın ahalisinden birisi, kimisi batıda metropol merkezinde yetişip,metrelerce yükseklikteki dağlara, elli kilo yükle çıkmaya çalışan. Bulunduğu durumun psikolojisi mi dersiniz, geri de bıraktıklarının acısı, hasreti mi?

Bir telefon düşer, gece vakti bacasından hasret tüten evin birine. Oğlunuz hain bir pusuda şehit oldu haber verilir. Oysa ne umutlar, ne hayaller gömülür o taze bedenle birlikte. Kimisi nişanlısını bırakır geride, kimisi çocuğunu. Ya bıraktıklarının içindeki yara? Belki de yaşanılabilecek en büyük acıya rağmen dilden çıkan tek kelime, Vatan Sağ olsundur…

Son günlerde yeniden alevlenen bedelli askerlik tartışması, gündemde kendine yer bulmayı başardı. Ardından Başbakanımız konuyu Genelkurmay Başkanı İlker Başbuğ’la görüşeceğini bildirdi. Daha önce de gündeme gelen bedelli askerlik konusu, tek tip askerlik süreciyle noktalanacağını öncelerden haber vermişti zaten. En azından Genelkurmay Başkanımızın açıklamaları, bu sürecin hazırlığında olduklarını belirtir cinstendi. On iki ay mı olur, on mu olur bilmem ama benim düşünceme göre, herkesin eşit düzeyde vatani görevini yerine getirebileceği bir uygulamanın yürürlüğe konulması şarttır? Keza sadece askerliği kısalsın diye açık öğretim fakültelerinde gençliğini heba edenlerin sayısını göz önünde bulundurduğumda, bizden sonra ki neslin bu tarz komik girişimlerde bulunmaması için eşitliği herkesten çok, gönülden istediğimi belirtmek isterim.

Sözgelimi herkes vatan bekçisi. Bir savaş olduğunda zerre tereddüt etmeden kendini vatan uğruna adayacak olan.. Askerlik söz konusu olduğunda, gururla askerliğini yapacağını belirten cesur kardeşlerimizin arasında, irili ufaklı kitlelerin çeşitli bahaneler bularak askerlikten kaytarmak için şekilden şekile girdiğini gördüğümü düşündükçe, aslında ne kadar da doğru düşündüğümün kanaatine tekrardan varıyorum. Birisi çıkıp diyor ki, kaç yıl okumuşum dirsek çürütmüşüm şimdi bir de kışlaya mı uğrayacağım? Kimisi diyor ilkokulu okumayan biriyle aynı statüye mi konulacağım? Bu ve bunun gibi örnekleri çoğaltabilmek mümkün. Tabi ki bunun tam zıttı düşünenlerin olmadığını düşündüğümü sanmayın sakın, ben sadece rahatsız olduğum birtakım noktaları dile getirme ihtiyacı istiyorum.

Sanki ülkede acele, haddinden fazla iş gücü ihtiyacı varmış, biz de okulunu bitirenin anında bir işe sahip olduğunu varsaymışız da askerlik kısalsın, işimiz gücümüz var modlarında dolaşıyoruz. Kendimizi kandırmayalım. Elbette ki okuyan, bunun karşılığında hakkı olan mevkilere ulaşmalı, fakat söz konusu vatani görev olduğunda her türlü ayrımın ortadan kaldırılması düşüncesindeyim.

Hem bu sayede, geride kalan binlerce yoksul şehidin anası neden hep fakirlerin çocukları ölüyor düşüncelerinden sıyrılırlar. Biz yine de tüm ölümlerin zengin, fakir kıyaslaması olmadan ortadan kalkması dileğini tekrar yineleyelim de laf arasında, konuya böylece nokta koymuş olalım. Söyleyecek elbette daha çok söz var, fakat bunca söylenilen sözün ardından ortaya çıkan net düşünce açıktır. Terör sorunu ortadan kalkmadan, hele ki stratejik bakımdan çok önemli bir konumda bulunan ülkemizin iç güvenlik sorunu yok olmadıkça bana göre yapılacak her türlü bedelli askerlik tartışması, toprakta yatan binlerce şehide ve onların yakınlarına yapılacak en büyük saygısızlıktır. Teröriste sağlanan belediyenin cenaze arabaları dışında…

1 YORUM

Bir Cevap Yazın