Geçen gün bir haber okudum, Türkiye’de bedava yapılacak elli faaliyetten bahsediliyordu. İlgimi çekti, bir göz gezdirdim. Örneğin, vapurdan kuşlara simit atmak bedavaydı güzel ülkemde. Şeytan sofrasında gün batımını seyretmek, Karadeniz’in cennet kadar güzel yaylalarında yazarın deyimiyle “Trekking” yani doğa yürüyüşü gerçekleştirmek. Vay be dedim kendi kendime. Oysa bedava yapılacak ne kadar da çok şey varmış. Komik olan ise kar üzerinde oynamak, kaymak tarzı etkinlikleri bile sadece bize hasmış gibi gösteren habercilerin editörlerinin ince eleyip sık dokumadan bu tarz haberleri yayınlaması. Gelelim şimdi eleştireceğimiz asıl mevzuya…

İstanbul’da vapurlar ne zamandan beri bedava da bizler gidip simit atmıyoruz kuşlara. Bayatlamış, akşama dek satılamamış olan simitçinin ikramıdır herhalde kuşlara attığımız simit. Gece yolculuğuna çıkmış kuşlar da o sırada denk gelir, sevaba gireriz hem. Karadeniz’de yapacağımız tur pek eğlenceli olabilir. Bedava otobüs seferlerinden faydalanarak, güzel yerler göreceğimiz umuduyla, ve cebimizden zerre para çıkmayacağının sevinciyle İngilizce yapacağımız (trekking) doğa yürüyüşü başlangıç noktasına kadar otobüsle geliriz herhalde. Ne de olsa bedava.

Şeytan sofrasında gün batımını seyretmek için, sırtımızı Ayvalık merkeze verdiğimizde sekiz kilometre güneye yapacağımız yürüyüşün, Karadeniz’de yaptığımız trekking’den pek bir farkı kalmayacaktır. Öyle ya cebimizde kuruş para yok. Ayvalığa gidişimiz ayrı bir muamma. İşte böyle bir ülkede yaşıyoruz ne yazık ki. Hala alışveriş merkezlerinin bedava tahsis etmiş olduğu servisler kadar ilerlememiş, tekerlek döndürmemişiz. Empati kurmayı denemek yerine, insanları uyutarak her şeyin güllük gülistanlık olduğunu göstermek, süslemekte galiba bizim ülkemize has bir mevzu. O haberin genele yapılmamış olduğunu, mesajın yoksul vatandaşlara yönelik olmadığını görmek için affedersiniz aptal olmak gerekir. Bunu yaparken bile turizm odaklı, reklam kokan, haberi bu noktaya bilinçli veya bilinçsiz çeken, bu tarz habercilerin yapacakları haberleri gözden geçirmelerini tavsiye ediyorum. Hele ki bedava olarak lanse ederseniz insanları bilgisiz, cahil, ne verirsen alan, ne söylersen kanan sınıflandırmasına dahil etmiş olursunuz.

Habere yapılan yorumlar ise, haklı olarak haberin alaycılığına paralel olarak yapılmış. Bu saydığınız etkinliklerin dışında neler var gözden geçirmeniz gerektiğini düşünüyorum haberci arkadaşlarım. Örneğin kalleş bir puşuda şehit düşmek ülkemizde bedavadır. Arabamız bedava kundaklanır, sokaklarımızda molotof kokteyli bedava bulunur ve itinayla atılır. Gün batımını tepeden aşağı bakan gecekondularımızda izleriz belki, çıkartılana dek. Sokakta yürürken kafamıza sıkılan kurşunların maliyeti yoktur. Yasa dışı faaliyetlerin övüldüğü mitinglerin, toplantıların izleyicisi olmak bedavadır. Kimsesiz insanların, Türkiye’nin en büyük üçüncü şehrinde sokaklarda uyuması. Ne de olsa kaldırımlar da bedava.

Sizler haber yaptığını sanan değerli haberci kardeşlerim. Haberlerinizi yaparken biraz da farklı bakış açılarından düşünmeyi deneseniz mesela, fena olmaz mı? Hep bir zümreye, topluluğa odaklı haberler yapmayı bıraksanız ne dersiniz? Bilgili toplum yaratmak için insanlarımızın bilinçli yetiştirilmesi şart. Ne yazık ki bu tarz, tek bir zümrenin gerçekleştirebildiği faaliyetleri tüm vatandaşların gerçekleştirebildiği iddiasını bir kenara bırakın.. En azından herkesin eşit düzeyde yaşadığı inancı, tüm bireylerde belirene kadar…

Bir Cevap Yazın