“Mutluluktan kaçtım da geldim bu sefer, e biraz yorgunum-yani nasıl yorulmayayım ki aşka, sevgiye, bir tatlı söze kalbimi alışık mı sanıyorsunuz?”

…her insan gibi basit ama özel duygularım olmuştur. Açıkçası pek beceriklide sayılmam gönül meselelerinde ki bu bile bir açlıktır kendi içimde… Yani açım işte sevgiye, bir bebek gibi göz önünde olmayı, öpülmeyi, sarılmayı, kollanmayı istiyor ya bu koca bedenim-ne deseniz haklısınız biraz!

—şimdi kendi başıma saatlerce düşünebilecek zamanım var. Bir şeye üzülmek, hüzünlenmek, hani sessiz ama derinden ağlanır ya, işte onu başarmak bile ayrılık yükünden kurtarmaya yeter kalbi… Ama ben onu bile beceremeyecek kadar acizim işte! Bırakın bedenim ezilsin, hak etme meselesi değil bu-olması gereken muammalı bir durum hali… Ben ki yazabildiğim için şanslı sanıyorken kendimi, hiçte öyle değil aslında kalp ayrılığa çarpıp, aşktan tokat yiyince!

Sözün özü, “aşk azarlamış beni, defalarca uyarmış- ben inadına yalnızlığı seçmişim…”

Şimdi deli gibi sağa sola kayıyor harfler,
Duygularda bir nokta gibi son buluyor…
Ne desem, ne yazsam ayıba kaçacak
Bir korku vardı içimde, gerçeğe dönüştü
Yani bir “eyvallah” yeter mi bilmiyorum ama
Ben kendi içimde öldürmüşüm aşkı, sevgiyi…
Şimdi yüzüm yok insanlara karşı
Şimdi deli gibi kaçma zamanı her şeyden!

Bu da böyle olsun, bir aptallıkta benden hediyem olsun ayrılıklara… Zaten en kolayıdır kötüyü yazmak ki marifetlidir insanoğlu da bu konuda. Sevgiyi, iyiyi, güzeli yazmak hep zor olmuştur/ çünkü basittir birini sevmek, saf duygular içerir, yalandan uzak, kötülüğe düşman gibidir… Ama insanız ya hep farklı ve imkânsızı başarma merakındayız, sevmeler hep bir adım sonra da kalıyor ya-işte orada ayrılık sobeliyor, fark edemiyorsun bile…

Yani, bazen anlamakta zorlanırdım bu “yani” sözünü kullananlara, şimdi o kadar net ki kafamda her şey… İstem dışı bir laf dolaşıyor bedenimde, yani ayrılık hiç bu kadar acı vermemişti bana. Yani sözü bile ne kadar değerli varlığımın yanında, en çok belki de bu durum yakıyor canımı…

Neyse, “olmadı, bu hiç olmadı! Yakışmadı bize…”

Emre Onbey (sizden biri/belki sen)

PAYLAS
Önceki İçerikTürkiye ne kadar güvenli? Geniş çapda operasyon ne ara sonuçlanacak?
Sonraki İçerikEn Faydalı siteler hangileri? Siteni ekle, Ankete katıl!
Bir asi adam o. Kapıları olmayan dünyasının, karanlık girmez odalarında yaşayan. Gizemli, ruhani esaretin en yakın zindanında gezen, basit bir adam. Çocukluğunun oyun hikâyeleriyle yaşadığını sanan küçük bir polyannacı/ biraz pinokyo! Bedelini ödediği tek şey yazdıklarında saklı. Kendi kalemiyle,” ben asla ispatlama gereği duymam kendimi; olmayan bir şeyi, ispatlamak aptallıktır!” diye hayıflansa da, annesi onu” hüzünlü efe” diye anlatır. Yazarken içinde bulunduğu kimlikse, sadece muammadır! “neden yazdığımı bilmiyorum, ama şayet bir gün neden yazdığımı anlarsam, işte o gün bu işi bırakırım” diyebilecek kadar da cesurdur… Biz, onun hep yazmasından yanayız! En çok kendi hikâyemizi…

3 YORUMLAR

  1. Merhaba. İlgili yazınızı Türkiye’nin İlk ve Tek Tematik Ağ Radyosu Yelken Radyo’nun, 31 Ağustos 2011 Çarşamba, saat 22.00 – 24.00 arasında CANLI yayınlanacak olan “Makaleci.Com – Yazılarınız Sesleniyor” programında okuyacağız. Söz konusu canlı yayın, Ayça Fm üzerinden de dinleyiciye ulaştırılacaktır. Canlı yayın kaydı, daha sonra site yönetimi tarafından yazınızın bulunduğu sayfaya eklenecektir. Yazınızın kaydına http://www.yelkenradyo.net internet sitemizdeki YAZILAR menüsünden ve YENİ EKLENENLER kategorisinden de erişebilirsiniz. Ayrıntılar ve bilgi için [email protected] e-posta adresimize başvurabilirsiniz.

    Yazılarınızın devamını bekler, esenlikler dileriz.

Bir Cevap Yazın