Her insanın başarmak istediği bir amacı vardır. Bu amaca çalışarak ulaşırlar.
Burada zekası az olsun çok olsun her insanın ulaştığı bir başarı vardır. Başarı
için zeka gereklidir ancak tek başına hiçbir şeydir. Burada “ başarı için “ yeter
sebep çalışmaktır.
Hepimiz ilk okuma-yazmayı öğrenirken elifin e’sini aklımıza yazana dek
onlarca kez bıkmadan defterlerimize yazmadık mı?Başka bir örnekle devam
edelim.Sayısal zekası sayesinde yüksek mühendis çıkmış bir kişinin bir
şantiyede işe başladığını düşünelim.Bir süre sonra iş programına
uymadığı,gerekli çalışmaları yapmadığını gözlemleyen patronu sizce onu bu işte
sırf zekası sayesinde tutmaya devam edecek midir?
Biz burada zekanın önemi sıfırdır demiyoruz.Varolan zekanın kendi başına
başarıya ulaşamayacağını konuşuyoruz. Eğer tek başına zeka yeterli olsaydı,
bilimsel araştırmalarda bu kadar deneye ve çalışmaya gerek kalmazdı. Einsteın’
ı düşünelim : Eınstein ‘ın zeki olduğu ancak okul yıllarında zekasına uygun
başarı gösteremediği hepimiz tarafından bilinen bir gerçektir. Evet fizik
konusunda bir dehadır ancak ilgili olmadığı alanlarda aynı başarıyı gösterdiği
söylenemez. Nitekim Eınsteın bunu “ aklın sınırları zorlanmadıkça başarıya
ulaşılamaz.” Sözü ile kanıtlamıştır. Bu sözle var olan zekasının üzerine, çok
çalışarak ve tüm sınırlarını zorlayarak başarıya ulaştığını anlatmak istemiştir.
Yine bir başka örnek verecek olursak : Arabanın gitmesi için benzin ne ise;
insan başarısı için zeka odur diyenlere şu yanıtı vermek geliyor içimden; Araba
ve benzin var peki bu araba nasıl hareket edecek ? Bir sürücüye ihtiyaç var..!
Sürücülük de uzun uğraşlar ve çalışmalar sonucunda kazanılan bir iş değil
midir?
Evet arkadaşlar …. acık konusmak gerekirse zeki oldugu halde bir yerlere
gelemeyen, herhangi bir alanda başarı sağlayamayan cok insan tanıyorum,
aksine normal zeka seviyesine sahip insanlar çalışarak çok iyi yerlere
geliyorlar. Bu yüzdendir ki zeki olmak her şeyi halletmiyor. Zekana güvenerek
hiç mi hiç çalışma ve sonunda başarıyı elde etmeyi bekle. B yalnızca bir
hayal.! En basitinden kendimizden örnek verelim; size soruyorum okuldaki
sınavlarımıza zekasına güvenip de çalışmadan giren arkadaşlarımız mı yoksa
onlara nazaran orta seviye zekaya sahip fakat dersi dinleyen,not tutan,tekrar
ederek çalışan arkadaşlarımız mı daha yüksek not almaktadırlar? Hadi buyrun
zekanızı kullanın ve sınava; çalışmadan girin ardından iyi bir not bekleyin.
Geçtiğimiz yıllarda öss de Türkiye birinciliğini paylaşan 2 arkadaşımızdan
birisi çadır kentten, diğeri de koyunlarını otlattığı dağdan çıkmıştır. Sizce bu
arkadaşlarımız sadece zekaları sayesinde mi 500 tam puan almışlardır ? Zira
mikrofonlar onlara uzatıldığında ve başarılarının sırları sorulduğunda cevapları
öğretmenlerinin ışığında çalışmaları ve yine çok çalışmaları olmuştur.
Şöyle birşey var ki Edison bile elektiği bulana kadar yüzlerce deney yapmıştır
ve bininci denemede elektriği bulmuştur.söz konusu olan kişi zeki diye
adlandırılır ancak onu başarılı kılan zekası değil çalışma azmidir. Elektriği
bininci defada buluyorsa ve ona yardımcısının yeter artık bulamayacağız dediği
halde o çalışmaya ve deney yapmaya devam ediyorsa demek ki başarıda zeka
değil kesinlikle çalışmak en önemli unsurdur. Yine aynı şekilde Bethoven
dünyaca ünlü dokuzuncu senfonisini yazmadan önce neredeyse beş bin sayfalık
ön çalışma yapmıştır.Bunların hepsini yırtıp atmış ve unutulmaz eserini
bestelemiştir.
Zekanın işlevsel hale gelmesi için çalışmanın gerekliliğinden dem vuran başka
bir düşünüre kulak verelim:
“ Doğuştan bilgi yoktur ve insan zekası doğduktan sonra dolmaya başlayan
bomboş bir levhadır. “ diyor John Locke… Demek ki hayatımız boyunca
gösterdiğimiz her çaba bu levhaya eklenen bir harftir diyebiliriz.Fen veya fizik
derslerinden hatırladığımız çarpıcı bir örnek geldi aklıma:Newton’un altında
oturduğu elma ağacının dalından düşen bir elma, ünlü bilim adamının kafasında
bazı soruların şekillenmesine yol açmıştır. Dalından kopan elma niçin yukarıya
doğru değil de yere düşüyor ? Daldan kopan elma, pencereden atılan bir şey yere
düşüyor da, ay ve gökyüzündeki yıldızlar niçin düşmüyor? Bu sorular üzerinde
uzun süre düşünen, çalışmalar ve deneyler yapan Newton birkaç yıl sonra ,
bütün evrene egemen olan Yerçekimi Kanunu’nun formülünü ortaya
koymuştur. Şunu bir kez daha vurgulamak istiyorum. Burada sayısız çalışmalar
ve deneyler yapan bir Newton var. Ağacın altına oturup ilham gelmesini
bekleyen bir Newton değil. Newton burada zeki bir insandır fakat bir anda
başına elma düşmesiyle bulmuyor Yerçekimi Kanunu’nu… Çalışmalar ve
deneyler yapıyor. Denemedikçe ne bulacağını kimse bilemez. Her çalışmadan
ve deneyden bir şeyler öğrenerek başarıya ulaşıyoruz.
Atatürk bu konuda şu sözleriyle gençlere yol gösteriyor. “ Türk çocuğu ; çok
zekisin besbelli, ancak , zekanı unut daima çalışkan ol”… Atatürk zeki bir
insandı fakat Atatürk bu zekasına güvenip , Türk Milleti’nin kurtuluşu için
çalışmasaydı Türkiye Cumhuriyeti kurulamazdı.Mustafa Kemal’in daha
öğrencilikten başlayarak sabahlara kadar ders çalışıp kitap okuduğunu hepimiz
bilmiyor muyuz? Her başarı bir emeğin ürünüdür. Emek olmadan yani gayret
ve çalışma olmadan başarıya ulaşmak boş bir hayalden ibarettir. Zekayı bir
şişeye , çalışmayı ise şişenin içerisindeki suya benzetirsek; şişe ne kadar büyük
olursa olsun işlev taşımadıktan sonra yani içi dolmadıktan sonra büyüklüğünün
bir anlamı olmaz. Onu işlevsel hale getirmek için o kabı suyla doldurmak
lazımdır. Taşı delen suyun kuvveti değil, damlaların sürekliliğidir. Taşı delmek
için suyun kuvveti bir mana ifade etmez. . Damlaların devamlılığı olmadığı
müddetçe…. Kaplumbağa ile tavşan hikayesini örnek vererek konuyu
somutlaştırmak isterim. Kapasite olarak tavşan kaplumbağadan daha hızlıdır .
Ama hepimizin bildiği gibi, kaplumbağa ile tavşan hikayesinde gayret
göstererek yarışı kazanan kaplumbağa olurken zekasına ve hızına güvenen
tavşan tembelliği ile kaybeden taraf olmuştur.
Konuşmamı Einstein’ın bellekleririmize kazınan şu garip fotoğrafıyla bitirmek
istiyorum:Albert Einstein modern zamanların en ünlü bilim insanı…uzay,mekan
ve zaman kavramlarını değiştiren bir fizikçiydi.dağınık saçları ve çorapsız
giydiği ayakkabılarıyla hep göze batan bu çok yönlü bilim insanı hala bize bakıp
gözlerinizin altı kararana ,saçlarınız darmadağın olanak dek azimle ve yılmadan
çalışın diye  fısıldamakta.

PAYLAS
Önceki İçerikGençlik Kötüye Gidiyor !
Sonraki İçerikyazı defterim hocamda
Size hiçbir somut malzeme veya hayal veremem. Vermek de istemem. Evet, boyum posum belli, özüm sözüm halli. Benim size kendimi tanıtmamdansa siz gelin beni tanıyın isterim, bu karşılıklı kelam ettiğimiz ortak bir süreç olsun dilerim. Neden derseniz, ben bir düşünce işçisiyim. Düşünüp, istedikçe de yazarım.

Bir Cevap Yazın