Hepimizin aile içinde otoritesinden, kudretinden ve keskin bakışından çekindiği genelde babasıdır. Babalarıyla yaşayanlar olduğu gibi babasız yaşayanlarda olmuştur.
Bir şekilde baba kaybedilmişse de çevresi onun babasının etkisini anlatmışlardır. Babamızı görememiş olsak bile babamızı yakinen tanıyan arkadaşları vardır. Babamızın arkadaşlarını ziyaret etmenin yakın akrabayı ziyaret etme sevabını kazandırdığını biliriz.
Başımız sıkıştığında, baba özlemimiz yükseldiğinde, şimdi yanımda babam olmalıydı dediğimizde babamızın arkadaşlarını ararız.
Onları gördüğümüzde babamızı görmüş gibi oluruz. Çocuklar doğduğunda dikkatimi çeken dua vardır.” Allah analı babalı büyütsün”. Bu duayı hayatımda çok önemserim. Çocuğunun doğduğunu duyduğum herkese ilk bu duayı yaparım.
Babanın aile içinde ne kadar önemli olduğunu annemden öğrendim. Çalışmaya giden babam akşam veya iş bitiminde eve gelince annem bana kızmış ve beni terbiye edememişse babama havale ederdi.
Babam suçuma göre muamele ederdi. Elbette elinde terazi yoktu. Kendi içyapısı ne emrederse ona göre işlem yapardı.
Herkesin babası kendine göre değerlidir. Babam, babasız büyüdüğü için bana çok kötü davranmadı. Bildiği kadarıyla hayatı öğretti. Babalığını yaptı. Kötü alışkanlığı yoktur. İşinden eve, evden işine giden birisidir.
İnsanın kendinden birini övmesi ayıp olur. Babamın ilk ağladığını 1986 yılında Diyarbakır’da otobüs terminalinde gördüm. Kolu kırıldı, kaza yaşadı, soğuklarda çalıştı, iyi günü oldu, kötü günü oldu, hiç ağlamamıştı. Diyarbakır’da ikimizin ayrılması anında gözyaşlarını tutamamıştı.
O ağlayışı beni de çok etkilemişti. Konuşamamıştık, otobüste koltuğuna oturduğunda gözlerimiz yaşlıydı.
Çektiği bunca sıkıntıları anlatırken bile ağlamayan babam işte evladından ayrılırken ağlamıştı. Modern anlamda, babam belki bana öğretmesi gerekenleri öğretmemişti, davranışlarıyla göstermemişti, anladım ki kalbinde ise gözyaşlarını akıtacak kadar seviyormuş beni.
Ailenin terbiyesi çocuklar için mermere yazı yazmak gibidir. Hafızalarımızdan asla çıkmaz. Babamın en belirgin özelliği nedir?
Hepimizin babasının çok sevdiği yer; mekân, duruşu, bakışı vardır. Babamı hep çok sevdiği tarlasının başında söğüt ağacının altında, ayak ayaküstüne atmış, şapkasını öne düşürmüş, ellerini kavuşturmuş olarak zihnimdedir, babamı herkeste öyle tanımaktadır.
Babamın yanına gittiğimde evde yoksa komşularımıza sorduğumda baban tarlanın başındadır derler. Üsluplarından da ne demek istediklerini anlarım.
Babamızı kaybettiğimiz de, babamızı ziyaret etmenin bize kazandıracağı manevi ödülü babamızın en çok sevdiği arkadaşlarını ziyaret etmekle elde edebiliriz.
Bunu yapan var mı?
Babamızı ziyaret edemiyoruz kalmışta babamızın arkadaşını mı ziyaret edeceğiz? Babalarının arkadaşlarına babaları gibi hürmet eden saygı duyan işini gören kişiler içimizde elbette mevcuttur.
Babalarımız bize kızdığında, öfkesine hâkim olamadığında onun hakkında kötü düşünmeden özür dilemeliyiz.
Eskiden evler yapılırken, evin en önemli direğine “baba direği“ derlerdi. Ailemizin en önemli varlığı da şüphesiz babalarımızdır.
Babalarımıza babalığına yaraşır şekilde saymalıyız, hürmet etmeliyiz, yanında ayak ayaküstüne atmamalıyız.
Gücümüzün yettiğince varlığımızı onunla paylaşmalıyız. Arkadaşlarımızla tanıştırmaktan çekinmemeliyiz. Çevremiz ne kadar kariyer bakımından yüksek olursa olsun, babamızı yanımızda götürmekten sıkılmamalıyız.
Her daim evlatlarımız analı babalı büyüsün.

3 YORUMLAR

Bir Cevap Yazın