X ışınları ne zaman bulundu?

1803 yılına John Dalton’un maddenin bölünemeyen atomlardan oluştuğu kuramını ortaya koymasından 92 yıl sonra alman fizikçi Vilheim Gonrad, “X” ışınlarının buldu.

X ışınlarının önemi, yalnız atonları değil, atoların içini de gösteen bir süper mikroskobun yapılabilesini sağlamasıydı. Böylece modern atom (molekül) fiziği doğdu. Maddenin yapısı ve içeriği incelenmeye başlandı.

X ışınları, en çok tıp dalında yarar sağladı.

Radyooktivite ne zaman bulundu?

Radyoaktivite, 1896’da Fransız fizikçi Henri Becguerel’in uranyum tuzlarını incelerken, bu maddelerin radyoaktif ışınlar yaydıklarını fark etmesiyle bulundu. Daha sonra Pierr ile Marie Curie, radyumu bölmeyi başardılar. Bu maddenin çıkardığı radyoaktivite o denli güçlüydü ki, katı maddelere bile işledi.

İlk nükleer reaktör, 1942’de ABD’de kuruldu.

Atom enerjisinin barış amacıyla kullanımı ne zaman başlandı?

Atom çağının 1942’de Enrico Fermi’nin ilk kontrollü nükleer zincir reaksiyonunu gerçekleştirmesiyle başlamasından sonra atomun barış amacıyla kullanımı, ilk nükleer güç santralının Cumberlant’ın Calder Hall bölgesinde kurulması üzerine başladı.

Barışçı amaçlarla atom denemelerinin yapılmasına ilk kez 1945 yılında New Mexico’da başlandı. Daha sonra 1967 yılında yine aynı ülkede nükleer patlayıcıların yerin 1300 metre altında denenmesiyle, ikinci deneme gerçekleştirildi.

1957’de Birleşmiş Milletler’de kurulan Uluslar arası Atom enerjisi Birliği (intermational Atomic Energy Agency) nin amacı, nükleer enerjinin ve araştırma projelerinin barışçıl amaçlarla kullanılmasını sağlamaktır.

İlk atom denizaltısı ne zaman yapıldı?

Nükleer güç ile çalışan ilk denizaltı, Nautilus, 1955 te yalnız 4 kilo uranyum 235’le dünya çevresinde iki kez dolaştı. Bu denizaltının en ilginç girişimi ise, 1958’de Kuzey Kutbu’nda ve buz kütlesi altında yaptığı yolculuktur.

Atom radyasyonuna karşı nasıl korunulur?

Nükleer gücün ilk kez kullanıldığı Japonya’nın Hiroşima ve Nagasaki Kentelerinde 1945) atom bombası patlaması sonucu ölenlerin yanında, çok sayıda kişi de bombaların çıkardığı radyo-aktivite sonucu yaşamlarını kaybettiler. Barış zamanında da kimya laboratuarları ile radyo –aktivite kullanılan sanayi dallarında çalışan kişiler aynı tehlike ile karşılaşmaktadırlar.

Radyasyon etkilerinin derecesi, bazı etkenlere bağlıdır. Bunların başında, insan bedenin maruz kaldığı radyo-aktivite miktarı gelir. Radyasyonun türü ve insan bedeninin hangi organlarını etkilemiş olduğu da önem taşır. Öte yandan, radyasyona maruz kalınma süresi de sonucu etkiler.

İşte bu nedenledir ki, radyasyon bulunan ortamlarda çalışan kişilerin, onun zararlı etkilerinden korunmak amacıyla özel giysi ve teçhizat kullanmaları ve sık sık sağlık kontrollerinden geçmeleri gerekir.

Radyasyon etkisinin en zarar verici yani ise, normalde hemen kendini onaran bedendeki hücre ve bezleri, bir daha onarılamayacak bir hale getirmesidir.

Nükleer Reaksiyon Nasıl Oluşur?

Bir atom çekirdeği değişikliğe uğradığında nükleer reaksiyon söz konusu olur. Örnek olarak çekirdek çevresindeki ekseninden çıkıp yakındaki başka atomlarla çarpışan bir protonun hareketini gösterebiliriz. Bu olay bazı maddelerde doğal olarak oluşur ve radyo-aktivite çıkmasına yol açar.

Radyo-aktiviteyi ilk kez, bir Fransız bilim adamı Henri Becguerel buldu.

Radyasyonun alfa atomlarından yapıldığını ve ayrıca iki tür radyasyon daha verdiğini biliyoruz. Bunlar beta ve gama’dır. Alfa atomları fazla güçlü olmayıp, birkaç yaprak kalınlığındaki kağıt veya hava tabakası aracılığıyla engellenebilir. Beta ışınları ise daha güçlü olup, gene de kalın bir karton parçası, birkaç metreküp hava veya ince bir metal tabakadan geçemez. Ama gama ışınları, çok etkilidirler ve bitkiler ile hayvanlar için büyük tehlike oluştururlar gama ışınlarına örnek olarak röntgen ışınlarını verebiliriz gama ışınlarını engellemek için kalın metal tabakalar gerekir.

Bu ışınları yapay olarak üretebilmek, uzun çalışmaları gerektirdi. Sonunda, bilim adamları, doğal radyo-aktif maddelerden aldıkları tanelerle, diğer atomları bombardıman etme yoluyla, atomdaki elektron duvarını parçalayarak çekirdek bölümüne ulaştılar.

Atom parçalanınca, çekirdeği iki parçaya bölünür. Bu oluşum sonunda yörüngelerden çıkan elektronlar çevre atomlarıyla çarpışırlar ve zincirleme bir reaksiyon sonunda da dev enerjiler üretilir. Bu enerji, kontrol edilemediği takdirde felaketlere de yol açabilir.

Bir nötron ve uranyum çekirdeği çarpıştığında, uranyum çekirdeği dengesizleşir ve tekrar dengesini kazabilmek için etrafa enerji ve nötronlar salan daha küçük iki çekirdeğe bölünür işte atomun parçalanması olayı böyle gerçekleşir.

Nükleer reaktörlere nasıl yakıt konulur?

Nükleer reaktörler, atomun parçalanmasıyla başlatılan zincirleme reaksiyonların gerçekleştirilip, sürdürüldüğü ve kontrol altına alındığı karmaşık yapılardır. Böylece atom, korkunç patlamalar olmadan, yavaşça parçalanır ve istenen miktarda enerji üretebilir.

Nükleer reaktörler uranyum, plütonyum veya toryum ile çalışır.

Reaktörün tam ortasında bulunan hafifletici aracılığıyla nötronların hareketleri yavaşlatılır ve kontrol edilir. Eğer nötronlar çabuk hareket ediyorsa, reaktöre “hızlı reaktör” , yavaşlatılmış nötronlarla çalışıyorsa “termal reaktör” denir.

Nükleer reaktörlerde kullanılan uranyum nasıl elde edilir?

Her ton kayada, doğal olarak 4 gram uranyum bulunur. Ama bu madeni kayadan çıkarmak, çok emek isteyen bir işlemdir. Öte yandan reaktörler için gereken uranyum 235, tabiatta doğal olarak bulunan Uranyum 238’ın içinden elde edilmektedir. 140 tane uranyum 248’in içinde, yalnızca 1 atomluk uranyum 235 bulunur. Bu da uranyum elde etmenin ne denli zor olduğunun kanıtıdır.

Yalnız atom reaksiyonu sonucu oluşan ısının çok fazla olması olumlu bir durumdur. Örneğin 1 kilogram uranyum, 3 milyon kilogram kömürden elde edilen enerjiyi üretir.

Nükleer enerji nasıl kullanılabilir?

Atom parçalanması sonucu elde edilen dev enerjinin insanlık yararına kullanılması, bu araştırmalara ilk başlayan bilim adamlarının esas amacı idi.

Ama, 1942 yılında Enrico Fermi ve meslektaşlarının başlattığı bu çalışmalar, ikinci dünya savaşının gündeme gelmesi ile atom bombası yapımında kullanıldı. Neyse ki, daha sonraki yıllarda bu yeni enerji kaynağının insanlık yararına geliştirilmesi için çaba gösterilmiştir.

Günümüzde atomik reaktörler aracılığıyla elde edilen ısı, elektrik gücü üretilmesinde kullanılıyor. Nükleer güç, şimdiden gemi ve denizaltılarda ve enerji üretiminde kullanılmaya başlanılmıştır.

Üretilen radyo-aktivite de, bazı tehlikeli hastalıkların tedavisinde ve daha iyi ürün elde etmek için kullanılarak insanlık hizmetine sokulmuştur.

Öte yandan atom gücünün, besinlerin uzun süre korunmasında kullanılması, belki ileriki dönemlerde açlık sorununa yardımcı olabilecektir.

Bir Cevap Yazın