Aşk Notlarım 1 – GÜNEŞ

Sıkıntılı ve bol rüyalı gecenin ardından, gözlerimdeki acıyla uyandım. Dünyanın bütün ışıklarından daha parlak bir ışık, gözlerimi açmamı engelliyor, odamın her yerinden taşarak şehre yayılıyordu. Kolumu, gözlerime siper ettim. Yavaşça doğrulmaya çalıştım. Bu sırada aydınlık azalmaya, gün ışığına dönmeye başladı. Kalktım, yatağın içinde oturdum. Karşımda Güneş vardı.

“- Hoş geldin” dedim, beni uyandırdığı için kızgındım.

“- Merhaba” dedi, “Böyle uyandırılmayı sevmediğini biliyorum, fakat elimde değildi.

“- Olsun, sorun değil” dedim, gözlerimi kamaşmadan kalan acıyı bastırmak için ovuştururken.

Bir müddet sessizlik oldu. Üzgündü Güneş, bir sıkıntısı olduğu üzerinden halıya damlayan ışık tanelerinden belliydi. Taneler düştükçe, halıda delikler açılıyordu. “Ne oldu” der gibi bir işaret yaptım ona.

Başını önüne eğdi, “- Kıskanıyorum” dedi.

“Neden” dememe fırsat bırakmadan, eliyle işaret ederek susturdu beni, içini çekti.

“- Her sabah bulunduğum yerden seni izliyorum. Kalbini görebiliyorum. Kalbinde her sabah bir güneş doğuyor ve beni gölgeliyor. İnsanlar tarih boyunca beni övdüler, parlaklığıma taptılar, beni sevdiler, adıma öyküler, destanlar yazdılar. Ben milyonlarca yıllık Güneşim. Ama kalbindeki ışık kadar güzelini ne gördüm, ne de dünyaya ve insanlara öyle bir ışık verebildim. Lütfen, kalbinde yer aç bana ve orada parlamama izin ver.

Gözleri yaşardı. Yaşlar, gözlerinden yanaklarına süzülüyor, buharlaşıp odayı kaplıyor, tenimi ıslatıyordu. Öylece kalıverdim, ne diyeceğimi şaşırmıştım.

“- Sevgili Güneş…” diye başladım sözlerime, ama devam edemedim.

Bu kez ben derin bir iç çektim. Güneş, oturduğu yerde doğruldu, gözlerini gözlerime dikerek dudaklarımdan çıkacak sözleri beklemeye başladı. Yüzündeki hüzün ve üzüntüyü görmemek için, kaçırdım gözlerimi ondan, dışarıya baktım.

“- Sevgili Güneş, beni onurlandırıyorsun. Fakat sana kalbimde yer veremem” dedim, sanki içimde bir şeyler battı ve acıdı. Güneş’e döndüm. Üzülmüştü. Sapsarı rengi beyaza çalmış, soğumuştu. Bir an yatağımdan kalkıp ona sarılmak, teselli etmek istedim, ama yapmadım, konuşmaya devam ettim:

“- Seni kalbime alamam, çünkü sen Dünya’ya aitsin. Bütün insanların güneşisin. Hem, biliyorsun, kalbimin bir güneşi var zaten… Sadece bana ait bir güneş… Sen dünyamı aydınlatıyorsun, o ise içimi…

O tanıdık sıkıntılı sessizlik yine doldurmuştu her yanı. Bu kez öyle sessizdi ki, dünyanın dönerken çıkardığı uğultu kulaklarımı tırmalamış, kâinatın sonsuzluğundan bir gürültü içimi hırpalamıştı.

“- Anlıyorum” derken, usulca kalktı ayağa. Gözleri hâlâ yaşlıydı. Gülümsedi ve ışıldadı bana. Gökyüzüne doğru çıkmak üzere, pencereye yöneldi. Yatağımda öylece onu izliyordum. Son bir kez dönüp baktı bana, “- Üzülme” dedi.

Göğe doğru yükselirken, belli belirsiz birkaç sözcüğü yanımda bırakıp gitti:

Keşke Tanrı, beni dünyanın değil, kalbinin bir güneşi olarak yaratsaydı. Böylece varlığım kalbinin güzelliği ile çoğalır ve olmadığı kadar güzel parlardım. Keşke senin güneşin olabilseydim…

Selçuk ERAT
08.08.2011, İstanbul
http://www.selcukerat.com

Bu yazı Aklımdan geçenler, Genel Konular, Günlük hayat, Kadın ve Erkek Yazıları, Kişisel makaleler, Sevgi ve Ask Dünyası kategorisine, , , etiketleri ile Selçuk Erat tarafından yazılmıştır. yer imlerinize ekleyin.

Selçuk Erat hakkında

5 Şubat 1982’de İstanbul’da doğdu. İlk ve orta öğrenimini İstanbul’da, lise öğrenimini Gebze’de (Kocaeli) tamamladı. Öğrenimine, Anadolu Üniversitesi İşletme - İktisat Fakültesi’nde devam etti. Mimari, heykel ve resimle ilgilendi. Liseye başladığı yıllarda edebiyata olan ilgisi arttı ve bu alanda çalışmaya karar verdi (1997). 1998’de Gebze’ye yerleşti. Gebze’de yayımlanan günlük gazetelerde ve bazı dergilerde köşe yazıları yazdı. Marmara Gazetesi’nde Lacivert Kültür ve Sanat Sayfası’nı; Demokrat Gebze Gazetesi’nde Demokrat Günce Kültür ve Sanat sayfası’nı yayımladı. Arkadaşları ile birlikte Gebze Azim Gazetesi’ni çıkardı; gazetenin yazı işleri müdürlüğünü yürüttü ve tasarımını yaptı. 14 Eylül 2004’te LacivertSanat Kültür ve Sanat Topluluğu’nu kurdu. 1 Kasım 2004’te LacivertSanat internet sitesini açtı. Temmuz 2006’dan itibaren LacivertSanat E-Dergi’yi yayımlamaya başladı. Mayıs 2007’de, iki ayda bir yayımlanan LacivertSanat Fikir Ağırlıklı Kültür, Sanat, Edebiyat, Dil, Tarih ve Toplum Dergisi’ni çıkardı. Çeşitli internet radyolarında edebiyat ve kültür – sanat üzerine programlar hazırlayıp sundu. 01 Ocak 2010’da Türkiye’nin ilk ve tek tematik ağ radyosu Yelken Radyo’yu kurdu. Halen, radyonun yayın yönetmenliğini yapmakta ve program hazırlayıp sunmaktadır. İlk şiir kitabı Yaş, Nisan 2003’te Merhaba Tanıtım tarafından yayımlandı. İkinci şiir kitabı Toz Yanığı, Ağustos 2008’de Ada Yayınları’ndan çıktı. Yazıları, şiirleri ve yaptığı söyleşiler; Ada (Samsun), Ada (Trabzon), Andız, Aykırısanat, Berfin Bahar, Dergâh, Deyiş, Düşle, Ekin Aktüel, Gezgin, Hayâl, Her Şeye Karşın Edebiyat, İmgelem, İspinoz, Kuzeyyıldızı, Mor Taka, Sızıntı, Siyah Beyaz, Şair Çıkmazı, Şehir, Şiir Ülkesi, Taflan, Tay, Türk Dili Dergisi, Ünlem Sanat, Üç Nokta Edebiyat, Yalın Ses, Yaşayan Yarın, Yeniden Siya ve Yeni Yazı dergilerinde; Dünya, Önce Vatan, Marmara, Çağdaş Kent, Demokrat Gebze ile Yeni Gebze gazetelerinde ve birçok yerli ve yabancı internet sitesinde yayımlandı. İstanbul’da yaşamakta olan Selçuk ERAT, Makaleci.Com sitesinde yayın yönetmenliği yapmaktadır.

Aşk Notlarım 1 – GÜNEŞ” üzerine 1 düşünce

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Şu HTML etiketlerini ve özelliklerini kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code class="" title="" data-url=""> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong> <pre class="" title="" data-url=""> <span class="" title="" data-url="">