Allah’a duyulan aşk ilahi aşktır. “ Yaradılanı severim, yaradandan ötürü”; cümlesi ilahi aşk-ı tanımlar niteliktedir.

Kişi yani yaradılan tarafından hakikatler önderliğinde nesnel bazda bir sevgi değil, aksine bütüne yani yaradana dair bir sevgi anlayışıdır.

Tarikat; tasavvuf yani kalbimizin iyi ve kötü hallerini bilip kötü hallerden uzak durmamızı sağlayan  nefsimize doğru uzanan bir yoldur.

Yaratana karşı bir bağlılık vardır. Bu nedenle tarikat devreye girer. Çünkü tarikat Allah’a ulaşma ve onu tanıma yollarından  birisidir.Tarikat terimini sosyal yaşantımıza kattığımızda ve bu terimin gereklerini sosyal yaşantımıza uyguladığımızda sürekli olarak hakikat devrededir.

İlahi aşk gözle görülür nitelikte değildir.Fakat yaratana karşı olan ilahi aşk bizim zihnimizde bir hakikattir. Çünkü varolan bir gerçeğin ,bağlılığın yani sevginin zihnimizde yansımasıdır.

Allah’a aşk duyulur, ve artık bu sayede tarikat devreye girer; yani hakikat yolunda ilahi bir aşkla ilerlemeye başlarız. Bizi hakikatlere götüren tüm davranışlarımızın bütünü de tarikattır.Bu sayede de ilahi aşk her zaman hat safhada dır.  Tarikat sayesinde, hakikate nesnel bir gerçeğin zihnimizdeki yansımasına doğru bir meyil yani yöneliş vardır.

Sofilik hakikatler yolunda,tarikat anlayışıyla yaratana yöneliştir.Yani insanlığın ilaha duyduğu aşk , onların tarikata yani Allah’a ulaşma ve onu tanıma yollarına gitmesini sağlar.

Ve bu sayede, ilah yolunda ilerlemede Allah’a olan ilahi aşk-ı nitelemektedir, ki bu da insanlık için bir hakikattir.

Furkan Uçar

Bir Cevap Yazın