Türkiye, evden kaçan iki arkadaş sayesinde emo tarzıyla tanıştı. Onları tanımak, anlamak gerek diye yorumlar yapıldı.

Onlar mutsuzluklarını, içlerindeki karamsarlığı, boşluğu, dışlarındaki renklerle ifade etmeye çalışıyorlar. Çoğunlukla tek gözlerini kapatan saç kesimleri, siyahla birlikte kullandıkları, kırmızı, mor, pembe renkli, damalı giysileri, vansları –ki eskiden converse’i tercih ederlerdi ama her stilden insanın kullandığı converse,onların gözündeki özgünlüğünü yitirdi- müzik tarzları ve cinsiyetsizlikleriyle onlar kimlik bunalımındaki duygusal ergenler.

Tanıdık, tanımladık. Peki bu çocukların yardıma ihtiyaçları olduğunun farkına kim vardı?

Ellerinde alışveriş poşetleri, markalı gözlükleri, dillerinde “ex sevgilileriyle” bir cafeye girip, günün geri kalanını orda, dedikodularıyla geçirmeyi planlayanlara ne demeli? Onlara göre en anlamlı, en verimli hayatı yaşıyorlar. Kimse onları ‘düşünmemekle’ suçlayamaz. Hayatın zorluklarından bihaber olduklarını düşünenler onları bir de yarım saat öncesinde o güzelim iki ayakkabı arasında kaldıklarında görmeliydiler. Nasıl da ter dökmüşlerdi karar verene kadar. Ne kadar çok düşünmüşlerdi bunun üzerinde.

Kimine göre hayat anlamsız. Kimine göre ise bir anlamı varsa da üstünde düşünmeye değecek kadar önemli değil. Yolunu kaybetmiş gençlerle dolu sokaklar.

Osmanlı şehzadelerinin tahta geçip üç kıtaya hakim bir imparatorluğu yönettikeri yaştalar. Bu kimlik bunalımları, ergenlik krizleri falan bahane ve tüm bu bahaneleri biz verdik bu çocukların eline. Yetişkin olmaya hazırlanacakları yerde, bu kadar güzel bir dönemi,en verimli yaşlarını taksimde, kadıköyde tüm gün öylece dikilip, etrafa boş bakışlar atarak harcıyorlar. Ve biz de onlara hayatı öğreteceğimize gelip geçici bunlar deyip, göz yumuyoruz ziyanına, taptaze hayatların paha biçilmez saatlerinin.

Sömürülüyoruz. Gençliğimiz; geleceğimiz elimizden alınıyor. Verimliliğini yitiriyor. Sapkınlaştırılıyor. Ve biz hala ‘ergenlik çağıdır, olabilir tabi’ laflarıyla uyutuluyoruz. Birisi de çıkıp ‘Asım’ın nesli kendine gel’ demiyor. “Ey yükselen yeni nesil!” Fark edemedim düştüğünü bu çukura. Oyuna geldik anlasanıza. Oyuncağı olduk emperyalizmin.

6 YORUMLAR

  1. Konu malum.. günümüzün gencliğini içine alan en köhne çukur. . konuyu gayet iyi ele almışsın. hatta biraz hafif olmuş o çukura düşen akıl fukarası gencler için :) tebrık ederim umarım juri arkadaslarda basarını farkedeccek ve tescilleyecektir.. basarılar cnm benım

  2. tavananna yorum yaparken bir şeye dikkat etmemişsin yada gözünden kaçmış .. Asım’ın anlattığı ile çelişiyor yorumun . O ‘ gençlere yardım edelim ‘ den bahsediyor . Sen ise O çukura düşan akıl fukarası gençler diye itham ediyorsun .

    Hem ayıp , hem yazık .

Bir Cevap Yazın