Sen bilmezsin…
Ben ne aptalım.

Gökte uçanlara inat emekliyorum, ne bir adım atabiliyor, ne de geri dönüyorum.

Sevdan sızlattı…
Sevdan ağlattı.
Yıktı, yaktı ruhumun en kuytularını…

Aşk üstünde aşk kalmadı…
Sevda bu olsa gerek,
Bak ben yeni anlıyorum…
Aşka geç kalmışlığımla yollara düşüyorum.

Avuçlarımın arasında kalbim, soluk alsın diye getiriyorum.
Yüz kızartıcı hallerimi attım inan.
Her şeye rağmen, hala aşkında, hala sevdandayım.
Geri dönüşüm yok, dönmeye niyetim.

Açıyorsan aç kapılarını, çok kalamayabilirim.

Aşka çıkma yasağı vardı geldiğim yolların,

“Aşığım, öyleyse vurun” yazıyordu kalplerde,

Aşkı bulamayız,

Cesaret aptallıkla yer değiştirirse…

Bende ki erken bulduklarıma geç kalmaktı,

Ağlamak, acılanmak değildi elimden gelen,

Daha çok yolum vardı ileriye,

Aşığım derken vuruldum iki adım ötede…


Sonraları acının adı bile değişti lügatımda… Bir bilsen neler oluyor?
Kimler sür salmış hayatıma.
Şimdi ne bir gülüşe, ne bir sevgiye ne de bir sevdaya varım!
Ne de oynayacak güzel bir rolüm kaldı…
Yitirdim tüm benliğimi, bıraktım çoktan mücadeleyi…
Çok değişti hayatım, çok farklı şimdi dünyam,
Sevdaya düşmanım, aşk kan davalım…
Şimdi ben ne desem de koca bir boşluktayım.


Hiçbir tümce bilmiyorum ki dünyamı değiştirsin.
Bir ‘seni seviyorum’ desem;
Geç kalmışlığım yüzüme vurulur mu bir kez daha?
Ya da susmak mıdır en iyisi?

Dilime prangalar vurdu da birisi

Beni çözmeden gitti…

Benim artık duyuracak bir sesim dahi yok!
Sensizliğe ramak kala, şimdi hepten yalnızım,
Hayatım boşlukta, düşlerim uçurumun kenarında
Yetmedim kendime çok azım,
Sen bilmezsin de… Ben ne yalnızım…