Birçok insanın arkadaş edinme nedeni yalnızlık yaşamamaktır. İnanan insan arkadaş seçiminde titizlik göstermeli, Kur’an ahlakını yaşayan insanlarla arkadaşlık etmelidir. Peygamberimiz(sav) “Salih arkadaş yalnızlıktan daha iyidir; yalnızlık da kötü arkadaştan daha iyidir.” (Bihar-ül Envar, c.15, s.51) buyurarak, yalnızlık korkusuyla arkadaş edinmenin yanlışlığına dikkat çeker.

Arkadaşın, insan yaşamında çok önemli bir yeri vardır. Öyle ki arkadaşı, insanın cennet ya da cehennem ehli olmasına vesile olabilir. Arkadaş seçerken, karşımızdaki insanda Allah sevgisi ve korkusu var mı, Allah’a teslim mi? Kadere inanıyor mu? Tevekkül sahibi mi? gibi sorulara cevap aramalıyız. Eğer cevaplar olumlu ise o kişi makuldur, konuşulabilir, arkadaş olunabilir. Allah’a iman eden insan akıllıdır; ondan insana zarar gelmez. Ancak içinde Allah sevgisi ve derin bir Allah korkusu olmayan kişi ile yakın arkadaşlık kurulamaz.

 

İnsanların çoğu iman ettiğini söylediği halde Allah’ın hoşnut olacağı gibi bir hayattan uzak durur, yüzlerce çelişki yaşar. Bu ahlaktaki kişi, inkar ifade eden sözleri ve davranışlarına rağmen, kendisini doğru yolda zanneder, cennete gideceğine inanır, gerçekte ise kendisini kandırır.

Allah’tan uzak yaşayan bu kişi, tıpkı kötülüğe çağırırken şeytanın yaptığı gibi, arkadaşının ancak kendisine uyduğunda kurtuluşa ereceğini ve kendisinin doğru bir yol üzerinde olduğunu iddia eder. İnkara ve din dışı ahlaka davet ederken arkadaşına, onun iyiliğini istediği yalanını söyler. Kendisine inanan arkadaşını böylece mutsuzluğa sürükler.

De ki: “Bize yararı ve zararı olmayan Allah’tan başka şeylere mi tapalım? Allah bizi hidayete erdirdikten sonra, şeytanların ayartarak yerde şaşkınca bıraktıkları, arkadaşlarının da: “Doğru yola, bize gel” diye kendisini çağırdığı kimse gibi topuklarımız üzerinde gerisin geri mi döndürülelim?” De ki: “Hiç şüphesiz Allah’ın yolu, asıl yoldur. Ve biz alemlerin Rabbine (kendimizi) teslim etmekle emrolunduk.” (En’am Suresi, 71)

Zaman zaman inançlı olduğunu söyleyen insanların Allah’tan yüz çevirmiş, sapkın bir yaşamı olan kimselerle arkadaşlık ettiklerine tanık oluruz. Ahlak dışı yaşayan bu tanınmış kişilerle birlikte olmaktan, onlarla çekilmiş fotoğraflarının medyada yer almasından gurur duyarlar. Ancak diğer yandan bu kişi, Müslüman kimliğiyle bilinen insanlardan uzak durur; adeta korkar. Örneğin Peygamberimiz(sav) döneminde de onunla birlikte olmak büyük bir suçtu. Onunla ve onunla birlikte olanlarla konuşmuyor, ticaret yapmıyorlardı. Dahası bu durum yıllarca sürmüştü. Bu şeytanın bir oyunudur ve her dönem bu yaşanmıştır.

Allah’ın Hikmetli Bir Örneği

Kur’an’ın Kehf Suresi’nde biri varlıklı diğeri yoksul olan bahçe sahibi iki arkadaşın kıssası anlatılır. Sahip olduğu mülk ile büyüklenen arkadaşlardan biri, bahçesinin sonsuza dek kurumayacağını söyler. “Kıyamet-saatinin kopacağını da sanmıyorum. Buna rağmen Rabbime döndürülecek olursam, şüphesiz bundan daha hayırlı bir sonuç bulacağım.” diye sözlerine devam eder. İman sahibi arkadaşı ise Rahmani bir merhamet örneği göstererek onu şöyle uyarır:

“… Seni topraktan, sonra bir damla sudan yaratan, sonra da seni düzgün (eli ayağı tutan, gücü kuvveti yerinde) bir adam kılan (Allah)ı inkar mı ettin? Fakat, O Allah benim Rabbimdir ve ben Rabbime hiç kimseyi ortak koşmam.” (Kehf Suresi, 37,38)

İman sahibi kişi, büyüklenen arkadaşının imanının zayıf olduğunu fark eder ve imanını güçlendirmek için ona yardımcı olmaya çalışır. Arkadaşına “bir damla sudan” yaratıldığını hatırlatır ve onu güzel ahlaka çağırır.

Ayette, arkadaşını güzel ahlaka davet ederken ya da ona ahiretine yönelik bir hatırlatmada bulunurken müminlerin izleyeceği yol tarif edilir. Eğer arkadaşı, Allah karşısındaki aczinin farkında değilse, ona acizliğini hatırlatmak, yapılacak en doğru davranıştır.

Kur’an, Allah’tan yüz çeviren kişinin ahirette söylediği “Ah keşke!” ifadesiyle, yaşadığı büyük panik ve korkuyu tarif eder. Bu kişi yaşamı süresince kendisini uyaranlara kulak vermemiş, “batıla ve tutkulara dalıp gidenlerle birlikte dalıp gitmiş” (Müddessir Suresi, 45), sapkın arkadaşlarına uyarak yoldan çıkmıştır. Şimdi kendisi gibi dünya hayatında Allah’ın sınırlarını korumayan, büyüklük taslayan insanların tümüyle beraber Allah’ın huzuruna getirilmiştir.

Allah’ın hoşnutluğunu kazanmanın yolları açık iken, arkadaşlarının etkisinde kalarak kendisine tanınan fırsatı kaçırmış olmanın verdiği pişmanlık gittikçe artar. Öyle ki ellerini ısırır, içini yakan dönüşü olmayan pişmanlık sözlerine yansır:

“Vah yazıklar bana, ne olurdu da filanı dost edinmeseydim. Çünkü o, gerçekten bana geldikten sonra beni zikirden (Kur’an’dan) saptırmış oldu. Şeytan da insanı ‘yapayalnız ve yardımsız” bırakandır.” (Furkan, 28-29)

İman eden ve Rabb’ine teslim olmuş insan ise kötülüğe çağıran arkadaşının değil elçinin sözlerinin kendisi için en hayırlısı olduğunu bilir. Gönülden itaat eder, söylenenleri büyük bir şevk ve istekle uygular. Bu ahlak, gerçek imanın kanıtıdır ve Allah, bu koşulsuz teslimiyeti yaşayanların kurtuluş bulacaklarını müjdeler:

Kim Allah’a ve Resul’e itaat ederse, işte onlar Allah’ın kendilerine nimet verdiği peygamberler, doğrular (ve doğrulayanlar), şehidler ve salihlerle beraberdir. Ne iyi arkadaştır onlar? (Nisa Suresi, 69)

Allah’a dua edelim, dünyada bizleri Kendisine yakın güzel ve iyi insanlarla, ahirette de peygamberler, doğrular, şehitler ve salihlerle arkadaş kılsın…

Bir Cevap Yazın