“Şeytan bile günde kaç defa geliyor bana
Sen ondan daha beter olamazsın ya
Gel güzel gel- gel de kendi değerini yabancı gözlerle gör”

“Yazdıklarım kadar az, yazamadıklarım kadar tarifsizsin. Hani tutsam ellerinden özgürlüğe yürüyeceğimi iyi biliyorum. Ama öyle bir yerde takılıyorum ki hayata, ne kendimi bulabiliyorum ne de seni. Hiç bitmeyecek kıyılmalara inat yine senin için nefes alıyorum. Kavuşmalar böyleyse eğer-ben, seni en güzel kavuşmalara ısmarladım o zaman… Gitmeden önce sana bir şey sormak istiyorum, eskisi gibi gamzelerin duruyor mu o cennet yüzünde?”

Sahi kim suçlu bu hayatta, sevmeyi yaşamak bilen mi yoksa yaşamayı sevmek bilen mi? Hangi rüzgâr çözer bu kördüğümü ya da olurda mecnun çöllerden kalkıp gelir mi? Bir tutam umut fidanı orman niyetine ekilirse kabul olur mu dualarımız? Biz ölsek de aşkı devam ettirenler çıkar mı, merak ediyorum işte! Arada bir kafama takılıyor. Kurcalıyorum hayatın bam telini, olmadı yavru bir kuş gibi ilk kanat çırpışta çakılıyorum yeryüzüne…

Yine karşılaşırız ey yar, hem de ayrıldığımız o parkta… Önce susarsın sonra gözlerinden akan iki damla yaşta boğulursun! Ama korkma pişman olmazsın/ çünkü sen o eski adam değilsin artık! Bana bunları söyleten yürek, o seni seven cesur yürek değil! Gördün mü zaman ne kadar çabuk geçti-dünya sandığın kadar büyük değilmiş işte. Büyük olan sevgiymiş… Sende git sevgili, diğerleri gibi sende kork sevmekten! Bu dünyanın düzeni günübirlik ilişkiler olmuş, var sende git yoluna!

Ama var ya benden öyle kolayca unutmamı bekleme sakın, yapamam. Kırılırım. Parçalanırım. Ama unutmak varsa işte orada ben yokum. Her şey iyiyken güzeldik de, ayrılınca mı düşman olduk. Ben, seni yine güzel hatırlarım. He arada bir derim “olmasaydı sonumuz bu şekilde, ayrı yastıkların müdavimi olmayaydık” emin ol hep güzel yâd ederim seni. Benim kitabımda unutmak yok-zaten kendini unutturacak kadar seven de asla sevmemiştir, bunu bilirim!

Arada bir çık karşıma olur mu? Tesadüftür deriz ama biliriz kaderin bize yaptığı hatır oyununu da. Unutma beni de, ne sevgimi ne de içimdeki seni… Arada bir çık karşıma göster insanlığını. Aşkta dostluktandır, unutma!

EMRE ONBEY

PAYLAS
Önceki İçerikBedava Akıla İhtiyaç Var
Sonraki İçerikMünafıklar Mağlup Olacaktır
Bir asi adam o. Kapıları olmayan dünyasının, karanlık girmez odalarında yaşayan. Gizemli, ruhani esaretin en yakın zindanında gezen, basit bir adam. Çocukluğunun oyun hikâyeleriyle yaşadığını sanan küçük bir polyannacı/ biraz pinokyo! Bedelini ödediği tek şey yazdıklarında saklı. Kendi kalemiyle,” ben asla ispatlama gereği duymam kendimi; olmayan bir şeyi, ispatlamak aptallıktır!” diye hayıflansa da, annesi onu” hüzünlü efe” diye anlatır. Yazarken içinde bulunduğu kimlikse, sadece muammadır! “neden yazdığımı bilmiyorum, ama şayet bir gün neden yazdığımı anlarsam, işte o gün bu işi bırakırım” diyebilecek kadar da cesurdur… Biz, onun hep yazmasından yanayız! En çok kendi hikâyemizi…

2 YORUMLAR

Bir Cevap Yazın