Allah korkusu, müminin imanındaki en önemli konudur. Çünkü Allah, yalnızca Kendisinden korkanların sakınacağını, korkup-sakınanların da kurtuluşa ereceğini pek çok ayetinde bildirmiştir.

Ey iman edenler, Allah’tan korkup-sakının ve (sizi) O’na (yaklaştıracak) vesile arayın; O’nun yolunda cihad edin, umulur ki kurtuluşa erersiniz. (Maide Suresi, 35)

İnsanların çoğu, “ben Allah’ı severim, neden korkayım ki?” gibi yanlış bir mantığı benimsemişlerdir. Allah’ın ayetlerinde “Benden korkun” emri varken, neden korkayım, ben Allah’ı sadece severim demek, namaza veya oruç tutmaya gerek yok demekle aynı anlama gelir. Zira namaz ve oruç ibadetlerinin bildirildiği ayet sayısı, Allah’ın Kendisinden korkmamızı emrettiği ayet sayısından çok daha azdır. Bütün ibadetlerin temelinde Allah korkusu vardır. Temeli Allah korkusuna dayanmayan ibadetlerin kararlılıkla ve titizlikle korunması pek mümkün değildir.

 

Göklerin, yerin ve her ikisi arasındakilerin Rabbidir; şu halde O’na ibadet et ve O’na ibadette kararlı ol… (Meryem Suresi, 65)

Allah büyüktür, tek güç sahibidir, istediğini zorla yaptırandır, tüm kâinatın yaratıcısıdır. Böyle bir güçten, ihtişamdan ancak korkulur. Bu korku “havf” kelimesi ile ifade edilen dünyevi bir korku değildir. “Haşyet” kelimesi ile ifade edilen ve Allah’ın yüce makamına duyulan saygı dolu bir korkudur. O’nun sevgi ve rızasını kaybetme korkusudur.

 

Bu konuyla ilgili Kuran’da geçen birkaç ayet şu şekildedir:

Ey temiz akıl sahipleri, Benden korkup-sakının. (Bakara Suresi, 197)

İşte sizin ümmetiniz bir tek ümmettir ve Ben de sizin Rabbinizim; öyleyse Benden korkup-sakının. (Mü’minun Suresi, 52)

Allah dedi ki: “İki İlah edinmeyin: O, ancak tek bir İlah’tır. Öyleyse Benden, yalnızca Benden korkun.” (Nahl Suresi, 51)

Ey iman edenler, Allah’tan korkun. Herkes yarın için neyi takdim ettiğine baksın. Allah’tan korkun. Hiç şüphesiz Allah, yaptıklarınızdan haberdardır. (Haşr Suresi, 18)

Allah, onlar için şiddetli bir azap hazırlamıştır; öyleyse ey iman eden temiz akıl sahipleri, Allah’tan korkun. Doğrusu Allah, size bir zikir (uyaran, hatırlatan ve öğüt veren Kur’an) indirmiştir. (Talak Suresi, 10) …

 

Kuran’da Allah’tan korkmayı emreden bu kadar açık ayetler varken aksini diretmek, açıkça gaflete düşmek anlamına gelir. Allah’tan korkup-sakınmayan kişi elbette O’nu gerçek anlamda sevmekten de söz edemez. Kendi oluşturduğu dünyasında bir takım teviller yaparak, kalbinin temiz olmasını referans gösterip, O’ndan korkup-sakınmadığı halde Allah’ı çok sevdiğini ve O’nun sevgili kulu olduğunu iddia ederek büyük bir yanılgı içine girer. Allah bir ayetinde, … Eğer (gerçekten) iman etmişseniz en üstün olan sizlersiniz. (Ali İmran Suresi, 139) buyurarak, Katındaki üstünlüğün ölçüsünü çok açık bir şekilde bildirmiştir. Ayrıca Kuran’a göre kalp temizliği ve iyilik ise, “Yüzlerinizi doğuya ve batıya çevirmeniz iyilik değildir. Ama iyilik, Allah’a, ahiret gününe, meleklere, Kitaba ve peygamberlere iman eden; mala olan sevgisine rağmen, onu yakınlara, yetimlere, yoksullara, yolda kalmışa, isteyip-dilenene ve kölelere (özgürlükleri için) veren; namazı dosdoğru kılan, zekatı veren ve ahidleştiklerinde ahidlerine vefa gösterenler ile zorda, hastalıkta ve savaşın kızıştığı zamanlarda sabredenler(in tutum ve davranışlarıdır). İşte bunlar, doğru olanlardır ve müttaki olanlar da bunlardır.” (Bakara Suresi, 177) ayeti ile tarif edilmiştir.

 

Sonuç olarak Allah, korkulmaya layık tek varlıktır ve emri gereği O’ndan korkmak, inananlar için en birinci sorumluluktur. Zira yalnızca “Allah’tan İçi titreyerek korkan öğüt alır-düşünür.” (A’la Suresi, 10)

 

Sen ancak, zikre (Kur’an’a) uyan ve gayb ile Rahman olan (Allah’)a (karşı) içi titreyerek korku duyan kimseyi uyarırsın. İşte böylesini, bir bağışlanma ve üstün bir ecirle müjdele. (Yasin Suresi, 11)

 

 

 

Bir Cevap Yazın