“Hiç şüphesiz, Biz herşeyi kader ile yarattık” (Kamer Suresi, 49)  ayeti ile haber verildiği gibi, canlı cansız bütün varlıklar bir kader ile yaratılmışlardır. Kâinattaki her varlığın kaderi, sonsuz akıl ve bilgi sahibi olan Allah tarafından belirlenmiştir. Hiçbir varlık, başına gelecek iyi ya da kötü bir olaya engel olamaz veya tersine çeviremez.

İnsan, hayatı boyunca Allah’ın kendisi için dilediği ve yarattığı birtakım olaylarla karşılaşır.  “Onların işlemiş oldukları herşey kitaplarda (yazılı)dır. Küçük, büyük herşey satır satır (yazılı)dır.” (Kamer Suresi, 52-53) ayetinden de anlaşıldığı gibi işlediğimiz her şey Allah katında bellidir.

Yeryüzünde olan ve sizin nefislerinizde meydana gelen herhangi bir musibet yoktur ki, Biz onu yaratmadan önce, bir kitapta (yazılı) olmasın. Şüphesiz bu, Allah’a göre pek kolaydır. (Hadid Suresi, 22) Çok açıktır ki, yeryüzünde olan ve nefsimizde meydana gelen her olay, daha biz yaratılmadan önce Levh-i Mahfuz’da yazılıdır. Sahip olduğumuz cüzi irademiz de, kaderi yendiğimizi (haşa) zannettiğimiz olaylar da zaten kaderimizin birer parçasıdır. . Bu nedenle insanın kaderinin dışına çıkması veya kaderini değiştirmesi mümkün değildir. Olaylar karşısında verilen tepkiler de Allah’ın takdiri sonucunda gerçekleşir. “…Allah’ın emri, takdir edilmiş bir kaderdir. “ (Ahzab Suresi, 38)

Yüce Rabbimizin Kuran’da bildirdiği üzere, bütün insanlar Allah’ın kontrolünde yaşamaktadırlar. “Onları siz öldürmediniz, ama onları Allah öldürdü; attığın zaman sen atmadın, ama Allah attı. Müminleri Kendinden güzel bir imtihanla imtihan etmek için (yaptı). Şüphesiz Allah işitendir, bilendir.” (Enfal Suresi, 17) ayeti bu gerçeği çok net anlatmaktadır.

Allah zaman ve mekândan münezzehtir. Zamana tabi olan insandır. Allah katında her şey tek bir nokta gibi bir anda olmuş ve bitmiştir. Kulları için belirlediği sınavlar karşısında kullarının vereceği tepkileri beklemek, eksikliklerden münezzeh olan Yüce Rabbimize bir iftira olur. (Rabbimi tenzih ederim, yüceltirim)

Dedi ki: “Yıl sayısı olarak yeryüzünde ne kadar kaldınız? “Dediler ki: “Bir gün ya da bir günün birazı kadar kaldık, sayanlara sor.” Dedi ki: “Yalnızca az (bir zaman) kaldınız, gerçekten bir bilseydiniz,” (Mü’minun Suresi 112-114) ayetinden de anlaşıldığı gibi, dünyada yaşadığımız koskoca bir ömür, Allah katında az bir zaman olarak tanımlanmıştır.

Bu konuyu daha iyi anlayabilmek için bir örnek verelim. Bir sinema filmi düşünün; oyuncuları, senaryosu, yönetmeni bellidir. Bizler, filmi izledikçe konusuna ve yaşananlara şahit oluruz. Biz henüz filmin başında olsak da o filmin sonu bellidir. Filmin senaristi kötü bir karakteri dilediğinde iyi, iyi olanı da kötü kimliğe dönüştürebilir. Bizim yapacağımız hiçbir müdahale filmin konusunu veya sonucunu değiştirmeyecektir. İşte yaşam da bir nevi film gibidir. Herkes hayatı boyunca, cennet veya cehennemde olmasına sebep olan her davranışına şahit kılınır.

Bu noktada insanın aklına şu soru gelebilir. Her şey belliyse ben neden çaba gösteriyorum? İslam teslimiyettir. İman eden bir insan için Allah’ın belirlediği kaderden razı olmak ve kadere teslim olmanın lüksünü yaşamak en akılcı tavır olur. Allah’ın ilmini küçücük aklımızla sorgulamak samimi olarak iman eden hiçbir kula yakışmaz. Zira Allah’ın kadrini layığıyla takdir eden hiçbir kul da, böyle bir yanlışın içine düşmez.

Şimdi sen, kendi hevasını ilah edinen ve Allah’ın bir ilim üzere kendisini saptırdığı, kulağını ve kalbini mühürlediği ve gözü üstüne bir perde çektiği kimseyi gördün mü? Artık Allah’tan sonra ona kim hidayet verecektir? Siz yine de öğüt alıp-düşünmüyor musunuz? (Casiye Suresi, 23)

Allah’ın dilemesi dışında hiçbir şey gerçekleşemez. …Artık dileyen Rabbine bir yol bulabilir. Allah dilemedikçe siz dileyemezsiniz… (İnsan Suresi, 29-30) ayetinden de anlaşıldığı gibi Allah dilemedikçe insan hiçbir şey dileyemez. Şayet bunun mümkün olduğu iddia ediliyorsa, tüm inananların iradelerini kullanarak peygamberlerin o mükemmel ahlaklarına ulaşmaları gerekir. Ancak Rabbin, dilediğini yaratır ve seçer; seçim onlara ait değildir. (Kassas Suresi, 68) ayeti bu iddiaların çok açık bir cevabıdır.

De ki: “Allah’ın bizim için yazdıkları dışında, bize kesinlikle hiçbir şey isabet etmez. O bizim mevlamızdır. Ve müminler yalnızca Allah’a tevekkül etmelidirler.” (Tevbe Suresi, 51)

İnsanın kadere olan inancı, güveni ve Allah’a olan teslimiyeti ne kadar sağlamsa, hissedeceği rahatlık, huzur ve güven de o kadar büyük olacaktır. “… Allah Kendi (dini)ne yardım edenlere kesin olarak yardım eder…” (Hac Suresi, 40) ayetinden de anlaşıldığı gibi Allah, samimi iman eden ve Kendi dinine yardım eden her kuluna yardım eder. Allah iman edenlerin dostu ve velisidir.

İbrahim Akın

PAYLAS
Önceki İçerikİmanın Sıhhat Şartları
Sonraki İçerikBoşanmalarda Kadınlar Mağdur Edilmemeli
Allah Kendi (dini)ne yardım edenlere kesin olarak yardım eder. Şüphesiz Allah, güçlü olandır, Aziz olandır. (Hac Suresi, 40)

Bir Cevap Yazın