Alelacele olsun istedim hep, doğumum bile öyle olmuş, sabah kahvaltısına geç kalan sıcak ekmek misali gelivermişim dünyaya, sancısı, sargısı, yolu molu dahil 1,5 saatte, alelacele. Alelacele geçti zaman o ik çığlıktan, o müjdeden, babamın o ilk gülümsemesi, annemin o son haykırışından bu yana. Zaman para gibi harcandı alelacele.

Bazıları vardı avuçların elleri sarmalamış, bazılarının arasında başlar, bazıları vardı sıfatların ve tamlamalarının, her yöne çekimlenebilirdi yüklemleri cümlelerin bazılarının. Eskiden işler at avrat, kılıç kalkan, al gülüm ver gülüm gidebilirdi ama ilk kardeş kanı döküleli, yeryüzüne ilk peygamber ineli ve aya ilk insan gideli çok olmuştu. Uranyum parçalanmış, bir koyun kopyalanmış ve Zeki Müren de bizi görmeye başlamıştı. İşler artık gelişigüzel, işler artık yöresel, işler artık geleneksel ve kesinlikle kişisel değildi. Yollar olmasa bile artık, kıllar, tüyler, tuhaf pürüzler vardı seyrine sıkışmış hayatın. Sıkışanlar, arada kalanlar, arada duranlar, ara sıra olanlar, ara sıra gözüküp, ara sıra kaybolanlar, ara sıra masal, ara sıra gerçek olanlar, ara sıra susup bazı bazı konuşanlar, her zaman yapsa da bir kerede yıkanlar, yıkıntılar, yıkıntıların arkasındakiler, arkadakiler vardı.

Maya tutmamış kıyamet kopmamıştı, yine sabah oluyor, velayetimdeki kedi “paşa” huysuzlanıyor, huysuzluğundan balkonda nur topu gibi kedi pisliklerimiz oluyor ve arasından sızıyordu balkon kapısının bu şehre ait olmayan, odadaki kahverengi dumanı alelacele dağıtan soğuk. Alelacele olsun istedim hep, ısınmam da, soğumam da, doğumum bile öyle olmuş, epitopu 1,5 saatte alelacele.

3 YORUMLAR

Bir Cevap Yazın