Pazartesi, Aralık 5, 2016
Ana Sayfa Abdi İpekçi i100150_abdi-ipekci

i100150_abdi-ipekci

Rastgele

Sadece Sevmiştik!

Küçük kırmızı parlak ayakkabılarım, o zamanların en meşhuru olan Ninja kaplumbağa şeklindeki yeşil suluğum, beslenmemde en sevdiğim çikolatam (ekmeğe sürdüklerimizden), annemin büyük hevesle ördüğü...

Pkk ve son dönemdeki durumu!

Konuya fazla derinden değinmeyeceğim sadece kısa kısa düşüncelerimi ifade edip bırakacağım. Son dönemdeki türkiye cumhuriyetinin devlet nezlindeki pkk ile mücade stratejisinin değişmesi ile pkk'nun...

Muhammed’in Hatice’si

Kutlu doğum haftası nedeniyle Peygamberimiz ile ilgili bir yazı yazdıktan sonra ilk eşi Hz. Hatice hakkında yazmak istedim. O, üzerine pek de fazla konuşulmayan...

Deprem ve Allah’ın Merhameti

Dünya hayatındaki imtihanı kavrayamayan insanların zorluk zamanlarında ya da bir felaketle karşı karşıya kaldıklarında isyana varan sözlerine tanık oluruz. Marmara depremi sonrası, bir köşe...

Sensiz Kaybolmak Zor

“artık gitme zamanıdır. Kirlendik, nemli yastıklara bıraktık derdimizi. Biliyor musun hiçbir yenilgi, yokluğun kadar ezik bırakmadı beni. Sen, güneye gidiyormuşsun, git! Korkma, bir daha...

Dolar kuru Canlı takip

Dolar kuru herkesi ilgilendiren bir alan olarak hergün karşımıza çıkıyor. Bunların takibini yapmak kazancımızı ve giderlerimizi dengelemek açısından çok önemlidir. Günümüz dünyası yapısı gereği...

Beni Yıkan Fotoğraf ve hayat üzerine…

Fotoğrafı ilk gördüğümde içimde oluşan boşluk, bilemiyorum nasıl tarif edilir. Birşeyler boğazımda düğümlendi, çıkmıyor tarifi, bunu neden yazmak istediğimi tam çözemedim. Belkide duygularımızı içimizde...

Konvoylar ve Hız

Düğünlerin çoğaldığı ve son sürat devam ettiği günlerdeyiz. Belli aşamalardan sonra aile kurmak için örflerimizin, adetlerimizin gereğini yaparak evlenir gençlerimiz. Geleneklerimizin ve göreneklerimizin tam anlamıyla...

Heykel benim Hürrem Sultanım

Küçüklüğünü Hatay Yayladağı’nda geçiren, doğayı çok iyi tanıyan, İstanbul Devlet Güzel Sanatlar Akademisi'ne resim eğitimi almak için giren, Türkiye’nin en iyi heykeltıraşlarından Şadi Çalık vesilesiyle heykel okuyan, eğitimine ve başarılarına İngiltere ve Almanya’da devam eden Mehmet Aksoy, Polonezköy’deki Böcek Evi’nde doğayı, yaşamı ve çalışma olanaklarını bir araya getirmiş. Böcek evin girişindeki vincin üzerinde ‘Taş taşırım laf taşımam’ yazısı ilk dikkatinizi çeken şey oluyor. Ev yusyuvarlak. Önünde yarım ay şeklinde bir havuz var. Mimarisinde ve yapım aşamasında Mehmet Aksoy’un emeği büyük. Evin girişinde bir motosiklet sizi karşılıyor. Öğreniyoruz ki Aksoy sıkı bir motor hayranı ve kullanıcısıymış. Bir anda evin hem içinde hem de bahçesinde yer alan eserleriyle tanışıveriyorsunuz. Mehmet Aksoy konuşmaya çok yorgun olduğundan ve heykele konsantrasyonunun bozulduğundan bahsederek başladı. Belli ki ‘İnsanlık Anıtı’nın yarattığı tartışmaları ve bir sanatçıda yarattığı üzüntüyü hala üzerinden atamamış. İşte tartışmalara neden olan usta heykeltıraşın geçmişi, gelecek planları ve olaylara konu olan eserlerinin hikâyeleri ve içten sohbeti…

İçimde Gölgen Dans Ediyor

Herkes benim sana âşık olduğumu sanıyordu, oysa ben senin ayak izlerine vurgundum. Gölgenin güneşten kaçışını seyreder, hayaller kurardım. Sen hiç bilmek istemedim bunları. Bense...