Rakip Telaviv olunca gerek de yoktu kendini sıkmaya…
İlginç bir maç oldu. Orta saha mücadelesi sanki hiç yoktu! Var gibi göründü ama ilk iki gol ani çıkışlarla neredeyse hiç yorulmadan geldi. 2-0 öne geçen Beşiktaş da güle oynaya beşledi.
Almeida’nın sakatlığı sonucun önüne geçti desem yeridir. Üzüldüm. Kalsaydı kesin hat-trick yapardı…

Mıknatıslı bir ayak, civalı bir top ve Kaptan Q7
Aslında Beşiktaş-Telaviv maçında gollerin ve sahaya Kaptan çıkan Q7’nin ötesinde anlatacak çok şey yok.
Önce Kaptan Quaresma;
Bu genç şöhret Q7, yeteneğinin arkasına saklanmış gidiyor. İsmi önde, futbolu gölge gibi onun arkasında… Bir uzuyor bir kısalıyor. Futbola dönse ortalığı yırtacak. Showa kaçınca hem kendi zorlanıyor hem takımı dertleniyor. Üstelik kaptan! Takımına örnek olacak adam…

Q7’nin fiziği de çok güçlü. Sıra dışı, ayağının dışı çok şeyler yapıyor. İsterse!…
Almeida’ya attırdığı ikinci gol mükemmel bir ‘trivela’ ortayla geldi. Almeida da bu kadar şık pası iki taksitte gol yaptı!

Quaresma, David Copperfield’e taş çıkartan tam bir illusionist.

Göz boyamacı!…

Ayağındaki topu göremiyorsun, rakibi nasıl geçti çözemiyorsun. Kitaba sığmayan işler yapıyor. Onu seyretmek çok güzel. Eminim maç içinde arkadaşları da durup onu seyrediyor. Beşiktaş da oyundan kopuyor!

 

Quaresma öyle hareketler yapıyor ki akıl ötesi…. Mıknatıslı bir ayak, civalı bir top, sırtında siyah-beyaz, karşısında rengarenk formalar. Sıkıysa ayağından top al! Alamazsan o senin belinden su alır!

Sonuç;
Quaresma Beşiktaş için;
Dekor mudur?
Tribünlere boncuk mudur?
Derde deva ilaç mıdır?
Bilemedim.

Bildiğim tek şey;
Her takım Maccabi olmaz. Bu çalımbazlık da iflah olmaz.
Quaresma’nın hocasına Allah sabırlar versin!

Goller ve ötesi…
Maçın en iyi oyuncusu Aurelio idi. 3. dakikada kapıyı kolay açtı. Almeida’ya attırdığı gol bence maçın kader anıydı. Telaviv erken çöktü!
İnanın bu erken çöküşü Tayyip Bey bile beklemiyordu!…

Çok iyi ev sahipliği yapan Çarşı’ya da teşekkürler.
Aziz Bey’in gereksiz ve ayıp bir şekilde kulaklarını çınlatmak puanlarını düşürdü.
Esprinin woolmarklısı Çarşı’ya yakışmadı.

Goller erken geldi. Oyun anlamsız sürdü.
Bir;
Maccabi, Beşiktaş’a çok hafif geldi.
İki;
Top daha çok Maccabi kalesinde gezdi.
Üç;
Orta sahada futbol yoktu! Necip ve Fernandes’i uzun süre göremedik.
Aurelio tek başına orta saha oynadı.
Neden? Akıllı da ondan.
Çok gezdi, topu kazanır kazanmaz gol noktasına attı , Q7 ile beraber oyunu rakip kaleye yıktı. Dolayısıyle oyun orta sahadan uzaklaştı!
Aslında futbol adına anlamsız bir maç oldu.

Ekrem dünya sonu kötü idi. Tam atağa kalkarken en müsait pasları hep rakibe attı.
Simao da ilk yarı neredeyse yoktu.
Düşünün, Beşiktaş, Maccabi gibi yok bir takımı ilk yarı ancak 2-0’la ve de Aurellio, Q7 ve Almeida ile geçebiliyor.
Beşiktaş’ın geri kalan oyuncuları arazi!
Maccabi Telaviv’in de zaten dizleri titriyor.

Golü yiyince coştular…
İkinci yarı 49’da erken gol yiyen Beşiktaş vites yükselti ve beş dakkada Beşiktaş deyince takım coştu!… Maccabi de sonucu kabullenince Beşiktaş rahatladı, oyuna döndüler. Aurelio, Egemen’le goller geldi.
Fernandes de o zaman sahneye çıktı ve döktürdü…
Fernandes iyi futbolcu ama Beşiktaş henüz iyi değil. Herkes kafasına göre oynuyor. Telaviv maçına aldanmayın. Sıkı bir takım Beşiktaş’ı hırpalar.
Dikkat edin Beşiktaş golleri peş peşe buluyor; 50 ve 53’te… Sonra duruyor. Dün dikkatimi bunlar çekti.
Kopuk kopuk bir oyun. Rakip Telaviv!
Son gol Edu’dan, 88’de…

Dünkü maç Beşiktaş hakkında doğruları vermez. Bol gollü liderlik verir.

Umarım Kaptan Q7 gemiyi iyi yönetir Beşiktaş da bir daha liderlikten kalkmaz.

Bir Cevap Yazın