2000’ler aksiyon sineması açısından, özellikle gelişen teknolojinin de yadsınamaz katkısıyla gerçekten ‘parlak’tı. Yeniden çevrimlerden çizgi-roman uyarlamalarına, yenilikçi denemelerden  ‘bilgisayar oyunu estetiği’ni kullanan yapıtlara kadar dolu dolu bir 10 yıl geçirdik diyebiliriz. Bende tüm bu filmler arasından öne çıkan ve tam başarıya ulaşmış en iyi ‘12’ filmi seçtim.

1. Casino Royale (2006)

Aksiyona ‘hayat’ katan ve modern bir yorum getiren film. Ayrıca en iyi Bond filmi. Daha önce “GoldenEye” filmini de yönetmiş Martin Campbell bu filmle Bond külliyatını A’dan Z’ye kadar yenilemişti. Karşımıza da, ölçüsüzce kullanılmış kafa ütüleyici ‘çöp aksiyon’ sahneleri yerine son derece ölçülü verilmiş ‘gerçekçi’ ve stilize aksiyon sahneleriyle dolu, ‘kumarhane’ sahnelerinde de dinlenme imkanı veren karizmatik bir aksiyon filmi çıkarmıştı. Tabii bu karizmaya Daniel Craig’in katkısı yadsınamazdı.

2. Mission Impossible: III (2006)

Üçlemenin en iyisi. Brian De Palma’ın iyi değerlendirilememiş stilize tavrı ve John Woo’nun ‘fazla kafa ütüleyen’ kof aksiyon sahneleri bu filmde ölçülü bir şekilde harmanlanıyordu. J.J.Abrams’ın başından sonuna hiç düşmeyen bir tempoyla ve merak unsurlarıyla izleyiciyi ekrandan ayırmayan hızlı kurgusu ve görkemli aksiyon sahneleri takdire şayandı. Özellikle son yirmi dakika ayrı bir heyecanlı!

3. Collateral (2004)

Auteur yönetmen Michael Mann’ın kişisel olarak ‘en iyi filmi’ saydığım Collateral, bir seri katille masum bir taksiciyi aynı gecede buluşturup seyirciyi heyecanlı bir yolculuğa çıkarıyordu. El kamerasıyla çekilmiş ve şiirsel bir dille anlatılmış bu stilize aksiyon modern bir klasik olarak görülebilir. Üstten çekilen L.A. sahneleri ise insanı büyülüyor.

4. Hanna (2011)

Ağdalı edebiyat uyarlamarının usta yönetmeni Joe Wright, daha yeni sayılan bu filmle aksiyona farklı bir alan açtı diyebiliriz. Genç bir kızın ‘kendini bulma öyküsü’nü stilize aksiyona aracı eden yönetmen, minimalist dokulu Fransız aksiyon filmlerini de bolca andıran ‘soğukkanlı’ bir film getirmişti önümüze. The Chemical Brothers’ın müzikleri ise insanı yeterince gaza getiriyor. Yenilikçi ve öncü bir aksiyon filmi.

5.  Kill Bill Vol. 1 / Vol.2 (2003-04)

Tarantino’nun ‘intikamcı gelin’inin öyküsü, göz bile kırpmadan izlenen, De Palma’nın  şiddeti stilize bir şekilde kullanan tavrından ve Uzak Doğu dövüş filmlerinden bol bol ilham alan düello sahneleriyle çoğu sinemaseverin  sinemasal hafızasına çakılan bir filme dönüşmüştü.

6. Crank 2: High Voltaine (2009)

İlk filmi sevenler bu filme bayılırlar herhalde. Daha fazla aksiyon, daha fazla komedi, daha fazla erotizm. Mizahla aksiyonun stilize bir şekilde harmanlandığı bu film, ‘deli işi’ kurgusuyla adrenalin pompalıyor ve başından sonuna nefes aldırmıyor. Jason Statham da her zamankinden daha karizmatik ve ‘asi’!

7.  The Bourne Ultimatum (2007)

Paul Greengrass’ın bu filminden nefret edenler ve fazla yorucu bulanlar oldu. Doğrudur. Film belki fazla yorucu evet, bunda aksiyon sahnelerinin el kamerasıyla ve diğer sahnelerin MTV klip estetiğiyle çekilmiş olmasının da payı olabilir.  Ama türün ve serinin iflah olmaz hayranlarının filme bayılmalarına engel olmadı  tüm bunlar. Bir an bile düşmeyen temposuyla, fiyakalı görüntüleri ve müzikleriyle türün önemli örneklerinden biri Bourne Ultimatum.

8. The Dark Knight (2008)

Nolan’ın Batman serisini kişisel olarak tam bir başarı olarak görmüyorum. Batman’in, özellikle Tim Burton filmlerinde yakaladığı o büyüleyici atmosfer gereksiz ve ‘yüzeysel’ gözüken bir ciddiyetle yerle bir olmuştu. Gotham’da suç olaylarının kol gezdiği, Scorsese’nin ‘mafya filmleri’nden çok iyi bildiğimiz Las Vegas’a dönüşüp tüm gizemini yok etmişti. Ama herşeye karşın az ama öz aksiyon sahneleri kalite kokuyordu! İkinci yarıda ‘parçalı kurgu’ sayesinde giderek artan heyecan ise filmi ilgi çekici bir seyirliğe dönüştürmüştü.

9. Superman Returns (2006)

Bryan Singer’ın Superman fanları tarafından topa tutulan filmi, gerçekten seriye yeni bir boyut getiren muazzam bir iş.  Doyurucu ve görkemli aksiyon sahneleri ise filmin ‘felsefik boyutu’na ilginç bir şekilde ayak uyduruyor.

10. X-Men 2 (2003)

Listedeki ikinci Singer filmi. X-Men çizgi romanına kişisel bir yorum getiren yönetmen, altmetinleri dolu dolu olan bol karakterli bir aksiyon filmine imza atmıştı. ‘Ötekileştirme sorunu’ üzerinden yaptığı toplumsal eleştiriyle çizgi-romanın atmosferine uyan aksiyon sahnelerini garip bir uyumla karşımıza getirmişti.

11. Sucker Punch (2011)

Zack Synder’ın en iyisi. ‘Hikayeyi boşver, aksiyonun tadını çıkar!’ sloganını kendine rota olarak seçmiş yönetmen bu filmle bizi devasa bir bilgisayar oyununun içine hapsediyordu. Klasik bir ‘kaçış’ öyküsüne farklı açılımlar getiren film, çekici kızlarıyla, müzikleriyle ve kusursuz efektleriyle 2000’lerde ‘bilgisayar oyunu estetiği’ni en iyi şekilde kullanan filmlerden biriydi.

12. TRON: Legacy (2011)

2011’in görsel açıdan en önemli ‘sinema olayı’.  Devrimci görselliğiyle insanı bambaşka bir evrene, son model bir ‘bilgisayar oyunu’nun içine hapseden, yeşil ve mavi görsel dokuların ağırlıkta olduğu ve Daft Punk’ın 80’lerden ilham alan ‘elektronik müziği’yle devleşen bir görsel şölen.

Opsiyonel Öneriler: Watchmen, Spider-Man Serisi, Batman Begins, Jumper, Hellboy.

11 YORUMLAR

  1. tonlarca aksiyon filmi çekildi son 10 yılda, ayrım yapmak açıkçası zor oldu, ama sonuç olarak en beğendiklerim ve en iyi 12 film bunlar :) sizde eklemek istediğiniz favorileri filmlerinizi yazabilirsiniz :)

  2. Listedeki favorilerim: Collateral, kill bill v.1 (ayrica serisi), ozellikle The Bourne Ultimatum serisinin hastasiyim. SIKILmadan tekrar tekrar izleyebilirim :) bunlarin yaninda tetikci (Crank) ilkini ikincisine gore daha basarili bulmama ragmen izleyiciyi ciddi anlamda rahat birakmiyor, ozellikle erotik sahnelerinin insani fena ettiginide belirtmeden gecemeyecegim. Hersey kenara Statham’in karizmasi ve oyunculugu harikaydi. Batmande lisemde ancak konusu itibariyle cizgi romainda daha iyi duruyor gibiydi :) yinede genis kamera acilari olsun, aksiyin ve gerilim sahneleri olsun cok ama cok basariliydi. Burda yonetmeni kullamak gerek, cunku genis aci kaframini cok iyi kullanmisti. Tron Efsanesinide listeye alayim, gercektek hayatdaki tanri/insan iliskisinede deginiliyor aslinda gayet basarili ve heycanliydi.

    Ama listede goremedigim bazi filmlerde yok degil, ozellikle son donemde cikan Transformers 3 ve fast five (henuz izlemedim) yer alabilirdi diye dusunuyorum. Aklima geldigind ediger filmleride ekleyecegim yorum olarak, suanda ancak bu kadarina isledi. ama 2000’li yillar sinema tarihinde donum noktalari iceriyor, gerek teknolojik atilimlar olsun, genis aci cekimler, kamera acilarinin daha zekice kullanilmasi v.s v.s. Bakalim onumuzdeki yillarda daha neler bizi bekliyor..

    Liste ve yorumlar icin tesekkurler, zevkle okuyup seyir defterimin tozlarini temizledim :D

  3. teşekkürler ikinize de :) batman konusuna katılıyorum. crank 2 ise gerçekten başarılı ve mizahi bir aksiyon, sinema da tadı çıkacak filmlerdendi. belki dvd’de o kadar tat vermeyebilir diye düşünüyorum. ilkinden de çok daha iyiydi. zaten bu tarz filmlerin sinemada izlenmesi gerekir bence. transformers 3 ve fast five serisini ise bu listeye girecek kadar iyi olduklarını düşünmediğimden listeye almadım açıkçası.

    • Dun transformers 3 icin sinemaya gittim, 3d izledim ve gercekten bekledigim kadar iyi olmadigini gordum. 3d cok az kullanilmis, ve dedigim gibi bekledigim etkiyi alamadim, Turkcesinin cikmasini bekleyip birde evde izleyelim bakalim. Fast 5 i izlemedim henuz ama ins oda beni hayal kirikligina ugratmaz :)

  4. sadece son 50 dakika aksiyonun yoğun olduğu sahneler, yorucu ama keyif verici. ama sonuç olarak elbette ki sinemasal bir değeri yok, sadece bir eğlencelik ve ‘vasat’.

    3d olayına katılıyorum, aslında ‘avatar’ın başlattığı bu akım en ‘kof’ filmlerde bile ‘ilgi çekici’ olabilmesi için kullanıldığından giderek ucuz bir maliyete neden oluyor ve neredeyse hiçbir sahnesinde doğru düzgün 3 boyutlu bir an olmadığı halde (çakma 3d filmlere son karayip korsanları ya da thor verilebilir) seyirciye normal bilet fiyatının iki kat derecesinde, izleyici için aynı ‘maliyette’ kakalanıyor. yani amaç sadece seyirciye o gözlükleri taktırmak ama iş seyirciye beklediği 3d deneyimi vermek olunca iş değişiyor. seyircinin bu konuda daha bilinçli olması şart.

    bazı filmler senaryo, oyuncular gibi sinemanın temel unsurlarını yok sayıp sadece bu 3d uğruna para kazanmak için çekiliyor ki bu da ilginç bir amerikan pazarlama stratejisi :) zaten ‘deneyim’ olarak da izleyiciye hiçbir katkısı yok 2d filmlerin yanında. hatta bu konuda amerikalı ünlü eleştirmen roger ebert’in güzel bir dosya yazısı var ve herşeyi özetliyor, belki ilgini çekebilir; http://www.newsweek.com/2010/04/30/why-i-hate-3-d-and-you-should-too.html.

    fast five aslında pek sevdiğim bir seri değil, ilk bölümünden sonra ‘suyu’ çıkarıldı zaten, çoğu serilerde olduğu gibi. ama sadece harry potter istikrarlı gitti, gidiyor da. belki ingiliz serisi olmasının da payı vardır. bu arada seninde sinema yazılarını bekliyorum :)

    • 3D ya cok abartildi, yada son cikan filmlerde ozellikle Transformers de asiri derecede etkili olacagini bekliyordum ki umudum kirildi. Filmi izlerken 2. yarida dahil keske normal versiyonuna gitseydim diye bir kac kere icimden gecirdim. bos yere gozluk eziyetini cekmis olduk ama bilmiyorum sbundan sonra bu kadar berbat 3d yapimlar gelecekmi, gelirse tarih olur dusuncesindeyim. Zaten 3d televizonlar suanda satisa cikti bile, standart olmazi beklenmedik degil.

      Bende film goruslerimi paylasacagim yakinda :) umarim seninki kadar basarili olur.

Bir Cevap Yazın